Aile Özelİnsan

Düğün Kıyafeti Meselesi

Evlenen çift, aileleriyle beraber gelinlik almaya giderler:

Hanımefendi: Çok iyi, 2800’e anlaştık sonunda. 5400 demişlerdi başta. Eniştem iyi pazarlık yaptı.

Beyefendi: Epey indirim yaptılar hakikaten. Arada 3000 liradan fazla fark var. Gelinlikleri ne kadar pahalıya satıyorlar böyle.

Hanımefendi: Bizimki yine çok ucuz. 15.000 liraya, 20.000 liraya bile gelinlikler var.
Beyefendi: Şu arkadaşın vardı, Zeynep. O kiraladı demiştin. Kaça kiraladığını söylemiş miydi sana?

Hanımefendi: Kiralayalım demeyeceksin değil mi yine? Bunu daha önce de konuşmuştuk. Sana fuzuli masrafmış gibi gelebilir ama inan bana öyle değil. Her genç kızın hayalidir bu. Sonuçta bir defa evleniyorum.

Bu benim için çok önemli.

Aradan 5 koca sene geçer ve çiftin iki çocuğu dünyaya gelir.

Elindeki kitabı inceleyen evin beyi, temizlik yapan eşinin hayıflanma sesini işitmiş ve eşini kontrol etmek için makine sesinin geldiği odaya girmiştir. Eşi halının üzerine gelinliği sermiş, gelinliğin kılıfında biriken tozları makineye çektiriyordur. Eşinin kendisine baktığını fark edince makineyi kapatır ve sitemini dile getirir:

-Bıktım artık şu gelinlikten. Hiçbir yere sığmıyor. Anca hamallığını yapıyoruz. Şimdiki aklım olsaydı gider kiralardım. Sanki üzerinde kiralık mı yazıyor? Altı üstü birkaç saat giyip çıkardım. Şuna verilen paraya acıyorum.

Bu sahneye aşina olanlarınız olabilir. Düğün döneminde yapılan masraflar incelendiğinde, başta kıyafet harcamaları olmak üzere yapılan birçok masrafın, gelinlik misalinde olduğu gibi gereğinden fazla olduğu görülecektir.

Yapılan araştırmalardan, meselenin bizim düşündüğümüzden çok daha ciddi sorunlara yol açtığını da öğreniyoruz. Boşanmaların en çok yaşandığı iller üzerinde yapılan bir araştırma, bu durumun en büyük sebebinin; külfetli düğün gelenekleri ve evlilik masrafları olduğunu gösteriyor. Sırf diğer insanlardan (akraba, komşu, mahalleli vs.) altta kalmamak için, ‘âdet yerini bulsun’ için ya da gösteriş amacıyla girişilen bu tür faaliyetler, evlendikten sonra genç çiftleri fazlasıyla zorlayacaktır. Bu durum huzurların kaçmasına da sebep olacak ve mutluluk hayalleri ekonomik engellere takılacaktır.

Kıyafet keşmekeşi

Evlilik öncesi yapılan birçok gereksiz harcama ve gelenek vardır. Bunları teker teker ele almamıza ne vakit ne de imkân vardır. Hazır mevzu gelinlikten açılmışken biz de kıyafet harcamaları üzerinden konumuza yön verelim ve gelinliğin nasıl gelenekselleştiğiyle yolumuza devam edelim.
Beyaz gelinlik modası ilk olarak 19. yüzyılda Avrupa’da yaygınlaşmıştır. O zamanlar düğünlerde bayanlar gümüş renkli kıyafetler giyerlermiş. Sonrasında yaygınlaşacak olan beyaz renk düğün kıyafeti modası, kısa süre sonra ülke topraklarımıza da girmiştir. Beyaz gelinlik modasının Osmanlı’ya tam olarak ne zaman girdiği bilinmemekle beraber ilk olarak 1898 yılında Kemalettin Paşa ile evlenen Naime Sultan’ın beyaz gelinlik giydiği bilinmektedir.

Âdette taklit

Bizi gelinliğin rengi ve nasıl gelenekselleştiğinden ziyade, iktisadî hayata olan tesiri ilgilendiriyor. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Nikâhın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır.” buyurmaktadır. Evlenen insanların imkânları nispetinde iyi giyinmesi gerekir ve olması gereken de budur. Çünkü bu onlar için hususi bir gündür. Fakat düğün ve düğün öncesi yapılanlar, müsriflik boyutuna ulaşmamalıdır.
Eskiden hayatımızda olmayan bazı şeyler zamanla gelenekselleşmiş ve âdet halini almış olabilir. Bunda yanlışlık yoktur. Çünkü âdette taklit yapılabilir. Nitekim giydiğimiz takım elbiseler de daha önce hayatımızda yoktu ama gelenekselleştiği için bu âdeti devam ettirmekteyiz. Aynı durum bindallı, nişanlık, gelinlik, damatlık ve sâir kıyafetler için de geçerlidir. Ancak çok hassas olunmalıdır, çünkü israfın âdetle açıklaması olamaz.

Ailelere büyük iş düşüyor

Düğün öncesi yapılan alışverişler; gelin ve damadın mutlu bir yuva kurabilmeleri ve temel ihtiyaçlarını giderebilmeleri içindir. Mesela, ailelerden belli kişiler bir araya gelir ve gelin hanıma kıyafet ve birtakım takılar almak için alışverişe çıkılır. Bu güzel bir âdettir. Düğün öncesi birtakım kıyafet ihtiyaçları giderilerek hanımefendinin rahat etmesi ve gelen-giden misafirlere karşı mahcup olmaması sağlanır. Hem bu alışveriş gelin hanım için de moral kaynağıdır.

Fakat ticari anlayışlar ile ailelerin bu duruma müdahil olması, bu güzel âdete gölge düşürmektedir. Belli bir mağazaya (genelde lüks ve pahalıdır) gidilmesi hususunda ısrar edilmesi, marka ve gösteriş takıntısıyla pahalı ürünlerin alınması, gelinin haricinde eşlik edenlere de benzer kıyafetler aldırılması çok ciddi ekonomik yüktür. Durumu müsait olan olur, olmayan olur. Hem erkek tarafının durumu müsait olsa bile, aşırıya kaçmanın izahı olamaz.

Benzer bir hezeyan, nişanlık diye tabir edilen, gelinliğin farklı renkteki modelleri için de geçerlidir. Bir-iki saat giyilecek bir kıyafet için 2000 lira 3000 lira vermek hangi âdetle ve hangi mantıkla açıklanabilir? Kaliteli ve güzel bir kıyafetle de nişan merasimi tertip edilebilir. Üstelik böyle bir kıyafet nişandan sonra da giyilebilecektir. “El ne der?” şeklindeki bir soru, yerini “Hazreti Allah ne der?” şeklindeki bir ifadeye bırakmalıdır. Aksi takdirde sırf ailelerin başka ailelere ve yakınlarına yapacağı nispet için girişilen bu mücadele, birçok taze yuvanın yıkılmasıyla sonuçlanacaktır. Aile büyüklerine bu süreçte önemli işler düşüyor. Ticaretten kârlı çıkan taraf olmaya çalışmak yerine, yavrularının yuvalarını kurmalarına yardım etmek, daha faydalı olacaktır. Anne ve babalar, çocuklarını düşünerek hareket etmelidir. Damatları, düğün sonrası borç içinde kıvranırken, kızları yeni yuvasında ne kadar rahat edebilecektir?

Hiç şüphesiz takılan takılar ve alınan kıyafetler, hanımefendiler tarafından “kendine verilen kıymet” olarak yorumlanır. Çevrelerinde gördükleri misallere göre kıyaslama yaparlar. Evlilik yolunda olan beyefendilerin ve ailelerinin, bu hassasiyete dikkat etmesi ve gerekli anlayışı göstermesi gerekir. Mevcut bütçe aşılmadan ve müsrifliğe kaçılmadan, karşılıklı anlayış çerçevesinde bu süreç yönetilmelidir. Ailelerin de “Ben yavrumu kimseye yedirmem!” bakış açısından vazgeçip, makul olanın yapılması yönünde rehberliğine ihtiyaç vardır.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı