Sağlıklı Hayat

Dünyanın sağlığı bozuldu; “İklim Değişikliği”

İklim değişiklikleri, sel baskınları ve aşırı sıcaklar sebebiyle gündemden hiç düşmeyen konulardan birisi. Dünyanın değişik yerinde, hemen her yıl meydana gelen sel felaketleri sebebiyle pek çok can ve mal kaybı yaşanıyor. Pakistan, Bangladeş ve Çin başta olmak üzere ülkemizde de meydana gelen seller, iklimimiz değişiyor mu sorusunu akıllara getirdi.

Nedir bu küresel ısınma veya iklim değişikliği? Dünyamızı gerçekten bir tehlike mi bekliyor? Afetlerdeki artış neyin işaretçisi? Sahilleri tehlike altında mı? Baharlar yok mu oluyor? Türkiye çölleşecek mi? Bunlar veya benzeri sorular çoğaltılabilir. İster aşırı sıcaklıklar olsun isterse meydana gelen aşırı yağışlar olsun, her ikisi de hayatımızı doğrudan veya dolaylı yollarla etkilemektedir. Bu yazımızda iklimimiz değişiyor mu sorusuna cevap bulmaya çalışacağız.

İklim nedir?

Atmosferde meydana gelen hava olaylarının nasıl oluştuğunu, gelişimini, zamanla değişimini, sebeplerini ve muhtemel sonuçlarını araştıran bilim dalı meteorolojidir. Sıcaklık, yağış, rüzgâr gibi hadiselerin kısa süreli değişimi hava durumu olarak adlandırılır. Bir yerin uzun süreli (20-30 yıl) hava şartlarına ise iklim denir. İklim araştırmaları geçmişte dünyamızın bugünkünden daha sıcak veya daha soğuk evreler geçirdiğini göstermektedir.

Sanayileşme ve israf iklimi değiştiriyor

Artan sanayileşme ve gelişen teknoloji insanların işlerini kolaylaştırmaktadır. Sanayileşmeye bağlı olarak son yıllarda fosil yakıt kullanımında sürekli artış ve aşırı şehirleşme, dünya yüzeyinde ormanlık alanların gün geçtikçe azalmasıyla birleşince, atmosferimizdeki sera gazlarını arttırmaktadır. İnsanların kanaatsizleşmesi ve kaynakların israfı dünyamızın sağlığını git gide bozmaktadır. Bu da iklim hareketlerini etkileyerek hızlı zamansız hava olaylarına neden olmaktadır.

Sera gazları ve ozon deliği

Dünyanın kaynağı güneştir. Güneşten gelen kısa dalga boyundaki ışınların bir kısmı dünyamıza ulaşmadan geri yansır veya bir kısmı da saçılarak yeryüzüne ulaşır. Yeryüzüne ulaşan ışınların bir kısmı yeryüzü tarafından tutulur veya bir kısmı ise geri atmosfere yansıtılır. Yeryüzüne gelen ışınlar yeryüzü tarafından uzun dalga boyunda geri gönderilir. Dünyamızdan geri gönderilen uzun dalga boylu ışınlar dünya atmosferinde bulunan bazı gazlar (su buharı, karbondioksit, metan vs) tarafından emilir. Böylelikle dünya yüzeyinin canlılar için uygun sıcaklıkta kalması sağlanır. Sera gazları, atmosferimizdeki ısı tutma özelliğine sahip olan bileşiklerdir. Atmosferdeki sera gazları battaniye gibi yeryüzündeki ısının bir kısmını tutar ve yeri geldiği zaman yeryüzünün ısı kaybına engel olurlar.

Güneşten gelen ve canlılar için zararlı olan kısa dalga (mor ötesi) boylu ışınlar 10-50 km arasında yoğunlaşan ozon gazı tarafından tutulur. Son yıllarda başta klorofloro karbon gibi zararlı maddeler yukarı seviyedeki ozon ile tepkimeye girerek ozon tabakasızındaki ozon miktarının azalmasına sebep olmaktadır. Eğer bir bölgede ozon yoğunluğunun 200 Dobson birim altına düşmesi durumunda, ozon tabakası delindi olarak isimlendirilmektedir. Yoksa bir tabakanın bildiğimiz anlamda delinmesi diye bir şey, söz konusu değildir.

Küresel ısınma

Dünyanın ısı bütçesi hakkında bilmediklerimiz çoktur. Bunun yanında insanların çevreye bıraktıkları atıklar sonucu başta karbon dioksit gazındaki artış dünyanın ısı alış verişi dengesinin bozulmasına sebep olabilmektedir. Atmosferdeki karbondioksit miktarı son yüzyıl içerisinde %35 artmış durumdadır.  Bu artış dünyanın fazladan ısınmasına sebep olabileceğinden dolayı, sıcaklıklarda gözlemlenen artışlar küresel ısınma olarak isimlendirilmektedir. Küresel ısınmanın sebepleri arasında fosil yakıt kullanımı,  enerji üretimi, sanayileşme ve ormansızlaşma başta gelmektedir. İnsanın faaliyetlerinin fazla olduğu şehirlerde, sıcaklıktaki artışlar daha fazla hissedildiği için, “şehir ısı adası” etkisi görülmektedir.

İklim değişikliği

İklim değişikliğini belirleyebilmek için uzun süreli meteorolojik ölçümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Ölçüm sonuçları değişik istatistik yöntemlerle incelendikten sonra iklim değişikliği hakkında fikir edinilebilir. Verilerde bir değişim varsa bu değişimin dünyanın doğal bir süreci mi yoksa insan etkinlikleri sonucu mu oluştuğunun belirlenmesi gerekmektedir. Hali hazırda yapılan çalışmalar ve bilim adamlarının birçoğunun hemfikir olduğu sonuçlara göre, dünya ikliminde bazı değişiklikler gözlemlenmektedir. Bu değişiklikler maalesef biz insanların etkinlikleri sonucu oluşmaktadır. Bununla birlikte bu değişikliği bizler doğrudan görmemiz mümkün olmamakla birlikte dolaylı olarak sonuçlarını görebiliriz.

Bir bölgenin sıcaklığındaki 0.5 oC’lik artışın orada yaşayanlar tarafından hissedilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte unutulmamalıdır ki dünyamızı bir canlı gibi kabul ettiğimizde bu artış meteorolojik hadiselerde, aşırı sıcak geçen günler, aşırı yağışlar, daha kurak geçen yaz ayları vs. ile dolaylı yoldan bizleri etkileyecektir. Ayrıca bir bölgedeki yanlış yapılaşma vs de günlük hava olaylarının bizleri olumsuz yönde etkilemesine neden olacaktır. Yine bir bölgede, planlar bir şekilde delinerek yapılaşma yapıldığında olumsuz hadiselere davetiye çıkarılmakta ama sonuçlardan herkes birbirini suçlamaktadır. Atalarımızın “Tepeye Ev Yapma Yel Alır, Dereye Ev Yapma Sel Alır” sözünün dikkate alınmamasının bedeli bugünlerde pahalıya malolmaktadır.

Ülkemizde 1961-2008 yılı arası 165 noktadan alınan veriler incelendiğinde günlük en düşük ve en yüksek sıcaklıkların birçok şehrimizde artış gösterdiği ölçülmüştür. Yıllık ortalama yağış değerlerinde, ülkemizin kuzey doğu kısımlarındaki yağışta artışlar, diğer bölgelerde ise aksine azalmanın olduğu görülmektedir.

Dünyamızın sağlığının bozulmaması için bazı tedbirler alınabilir

  • Tasarrufa önem verilmesi,
  • İsrafın önlenmesi,
  • Tasarruf edilen enerjinin en temiz enerji olduğunun bilinmesi,
  • Güneş, rüzgar ve su gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla istifade yollarının aranması,
  • Ekip biçmeye elverişli olmayan arazilerin ağaçlandırılması,
  • Kısa mesafelerde araç kullanılmaması,
  • Elektrikli cihazların az enerji harcayanalarının tercih edilmesi.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı