EğitimKişisel Gelişim

Dürüstlük Eğitimi

Büyüklerin söyledikleriyle yaptıkları uyuşmuyorsa; yetişkinler çocuğu yalanlarına ortak ediyorsa; çocuk istediklerini yalan söyleyerek elde ediyor, yalanları sayesinde takdir ediliyor, ödüllendiriliyor veya cezadan kurtuluyorsa, çevresindeki yalancıların hep kazançlı çıktıklarını görüyorsa, dürüstlüğün faydasını hemen görmemişse, o çocuk bir yalancıya dönüşebilir.

Ebeveynler, çocuklarıyla yaptıkları konuşmaları hatırlayarak şu soruları cevaplasınlar lütfen:

İlk yalanı kim söyledi? Siz mi çocuğunuz mu?

Mama yedirirken “Bunu ye, başka yok. Bu son kaşık!” dedikten sonra mama dolu bir kaşık daha uzattınız mı bebeğinize?

Çocuğunuzun yanında, işin gerçeği tam tersi olmasına rağmen, “Trafik sıkışıktı, o yüzden geciktik.” ve benzeri şeyler söylediniz mi hiç?

Sizi soran komşunuza “Evde yok olduğunuzu” söyleterek, çocuğunuza staj imkânı sağladınız mı?

Bunları yaptıysanız çocuğunuzu yalancılık konusunda sistemli biçimde uzmanlaştırmışsınız demektir.

Yalanın alışkanlığa dönüşmesi

Büyüklerin söyledikleriyle yaptıkları uyuşmuyorsa; yetişkinler çocuğu yalanlarına ortak ediyorsa; çocuk sorumluluktan kaçıyorsa, kolaycılığa alışmışsa, politikacıdan tüccara hemen hemen herkesin yalancı olduğunu düşünüyorsa… Çocuk, istediklerini yalan söyleyerek elde ediyor, yalanları sayesinde takdir ediliyor, ödüllendiriliyor veya cezadan kurtuluyorsa… Çevresindeki yalancıların kazançlı çıktıklarını görüyorsa, dürüstlüğün pek bir faydasını görmemişse, yalanlarının zararını görmüyor aksine bundan ciddi anlamda menfaat elde ediyorsa… Onun örnek aldığı kişiler yalan söylüyorsa, ailesi mükemmeliyetçi veya aşırı baskıcıysa… O çocuk bir yalancıya dönüşebilir.

Yalan söylemek, öğrenilen ve zamanla alışkanlık hâlini alan bir davranıştır.

Yalan yalanı doğurur, yalancı yalancıyı yetiştirir

Koskoca bir yalan: “Bak bu amca doktor, şımarırsan sana iğne yapar!” Birinci yalan… Bunu duyan çocuk, hem doktordan hem de iğneden korkar; hastalandığında doktora gitmek istemez. Bu yüzden doğruluğu kesin olmayan bir güvence verilir çocuğa, bir nevi ikinci yalan söylenir: “Merak etme, iğne yaptırmayacağız.” Doktor iğne vurulmasını isterse üçüncü yalana başvurulur: “İğne acıtmayacak.”

Yalan yalanı böyle doğurur işte. Gereksiz korkular böylece oluşur. Küçükler büyüklerine duyduğu güven hislerini bu yüzden kaybeder. Çocuklar bu şekilde göz göre göre yalancılığa alıştırılır.

Ne yapmalı?

Ya dünyanın kurallarını değiştireceğiz, ya da çocuklarımıza hayatın gerçeklerini anlatacağız. Basit ve çoğu insan için geçerli bir durum işte: İğne acıtır, az da olsa acıtır. Bu gerçeği çocuktan saklamanın faydası yoktur. Şöyle demek gerekir: “Evet, iğne yüzünden canın biraz yanacak. Fakat iyileşebilmen için iğne yaptırmamız gerek. Birkaç saniye dayanabilirsin.” Çocuğun yaşına göre onu cesaretlendirecek sözler söyleyip iğne sonrasında onu takdir etmek de önemli tabii.

Küçüklerin abartılarını yalanla karıştırmadan, çocuk zaman zaman gerçekleri gizlediğinde soğukkanlı davranmak gerekir. Çocuklar yalanlarına masumiyetlerini yansıtırlar zaten. Bu yüzden de gizledikleri şeyleri tespit etmek oldukça kolaydır. Önemli olan, bunun alışkanlığa dönüşmesini önlemektir. Zira alışkanlık hâlini almış bir davranışı ortadan kaldırmak daha zordur.

Dürüst olmak için teşvik edilmeyen kişi, zamanla daha rahat yalan söyleyecek ve yalanlarının verdiği zarar gittikçe büyüyecektir. Çocuğun korkusundan kaynaklanan yalanlardan daha tehlikelisi, çıkar elde etmek için yalan söylemeye başlamasıdır. Yine çocuğun kendini korumak için yalan söylemesinden daha kötüsü, başkasını zora sokabilecek ve tehlikeye atacak yalanlara başvurmasıdır.

Sonuçlarını hesaba katmadan, kısa süreli fayda vereceğini düşünerek söylediğimiz sözlerin ve yapıp ettiklerimizin, çocukları yalan söylemeye iteceğini hesaba katmalıyız. Çocuklar büyüdükçe bazı sahtekârların toplumda iyi mevkilere yükseldiğini, yalan söylemenin kazançlı duruma gelmede ciddi katkısı olduğunu görecekler belki de. Bu yüzden, dürüstlüğün çocuğun öne çıkan vasfı olması için azami gayret göstermek gerekir.

Anne-babalar ve eğitimciler küçüklerin yanlışlarını düzeltirken kendileri yanlış yapmamaya özen göstermeli. Çocuklara, suçlarını kabul ettiklerinde bundan bir zarar görmeyecekleri söylenmeli. Aksine, türlü yollarla onların dürüstlükleri teşvik edilmeli.

Hatasını kabullenen öğrenciyi takdir eden öğretmen, onun sorumluluk sahibi ve dürüst bir insan olarak yetişmesine hizmet etmiş olur. Eğitimciler yalan söyleyenin avantajlı konuma gelmesine ve dürüst hareket edenlerin mağdur olmasına fırsat vermemeliler.

Ebeveynler de öğretmenler de eğitimcidir. Tabiî ki eğitimin temelinde sevgi olmalıdır. Öyleyse insan samimi olduğu, gönülden sevdiği kişiyi kandırır mı? Eğitimciler çocuklara verdikleri sözleri mutlaka tutmalı, prensipli hareket ederek onlara örnek olmalıdır. Davranışlardaki tutarlılık ve denge, dürüstlüğün bir parçasıdır.

 

 

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı