Aile ÖzelKişisel Gelişim

Düşünmeyi Öğrenmek Ne Kadar Zor Olabilir Ki?

Bilgi çağındayız, her şey o kadar hızlı akıyor ve biz onu o kadar hızlı yaşıyoruz ki bu hız başımızı döndürüyor. Etrafımızı sarıp bizi çevreleyen ve başımızı döndüren bilgi ve ‘tüketim’ sağanağı aslında ham bilgiyi temsil ediyor. Böyle bir ham bilgi sağanağı altında ne yapabiliriz? Çözüm ham bilgiyi süzmek, yani düşünmeyi öğrenmekte gizli. Peki, o nasıl olacak?

[ Prof. Dr. Mustafa Tavaslı ]

İlk adım ham bilginin işlenip insanın zihninde kullanım alanına uygun olarak yeniden yapılandırılmasıdır. Bu ise insanın düşünmesi, yani tefekkür etmesi ile mümkündür. Onun için düşünmek hayatımızın her alanında oldukça önem arz etmektedir.

Düşünmeyi güncel bir misalle açıklamak istiyorum. Güneşten dünyamıza ulaşan yüksek enerjili ışınlara karşı korunmasız kaldığımız durumlarda, bu UV-A, B ve C ışınlar cilt kanserine yol açabilirler. İnsan için zararlı güneş ışınları ile ilgili öğrendiğimiz genel bilgilerden biridir bu. Herkes bu “ham bilgiye” ilmine, tecrübesine, çevresine ve kültürüne göre anlam yükler. Asıl mühim olan ise bu ham bilginin işlenip doğru anlam kazandırılarak hayatımızda kullanılmasıdır.

Şimdi sizleri düşünce dünyamızda biraz farklı bir seyahate çıkarmak istiyorum. Radyo ve TV dinlediğinizi, cep telefonu kullandığınızı, mikrodalga fırında yemek ısıttığınızı, güneşlendiğinizi ya da bir hastanede X-ray çektirdiğinizi düşünün. Bunların hepsinin ayrı güçte ışın yaydığını biliyoruz.

Radyo dinlerken bir şey hissetmeyebilirsiniz ancak uzun süreli cep telefonu kullanan kişilerin beyinleri ısınacaktır. Cep telefonlarını uzun süre üzerlerinde taşıyan bazıları da kalın bağırsaklarında problemler yaşamıştır. Bazılarımız ise benzin istasyonlarında cep telefonlarının kapalı tutulmamasının patlamalara sebep olduğunu biliyoruzdur. Buradan radyo dalgalarının bizleri etkileyecek yeterli enerjiye sahip olmadığı halde bizi etkileyecek enerjinin cep telefonlarında olduğunu anlarız.

Eğer yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının enerjisini cep telefonu ile karşılaştırırsak, güneş ışınlarının enerjisi sizce ne kadardır? Çok fazladır değil mi? Evet, Güneş ışınlarının enerjisi cep telefonunun yaydığı enerjiden neredeyse “bir milyon” kat daha fazladır.

Sizce “bir milyon” kat daha fazla enerjiye sahip olan güneş ışınları, korunmasız şekilde gözünüze, cildinize veya vücudunuzun herhangi bir yerine doğrudan gelse hangi hasarlara yol açardı? Bu sorunun cevabını doğru vermek için bazı teknik detaylar üzerinde biraz duralım.
Yerküredeki atmosfer yüksek enerjili güneş ışınlarını süzecek ozon tabakası ile kaplıdır. Uzayda ise böyle bir tabaka mevcut değildir. insan vücudunda bulunan yağ, protein, şeker gibi moleküllerin hiç biri, bu kadar güçlü bir enerjiye dayanamaz. Bundan dolayı astronotlar uzayda her zaman “koruyucu elbise” giymek zorundadırlar. Dünya’da ise eğer bizler kendimizi yeterince korumazsak bu ışınlar cildimizde kırışıklıklara, erken yaşlanmaya, yanıklara ve hatta cilt kanserlerine sebebiyet verebilir. Bunun için ozon tabakasını geçerek bize ulaşan yüksek enerjili ışınlardan kendimizi, ailemizi ve çevremizi korumak gerektiğini anlayabiliriz.

Her nasıl ki yüksek enerji akımının hayati tehlikelerine karşı kendimiz ve ailemizi koruyorsak ham bilginin akışına karşı da korumak zorundayız. Bu da tabi ki düşünmeyle; yani zihinlerde ön hazırlık isteyen, birbirleri ile bağlantılı, bir ana merkezle irtibatlı, uzun ve teferruatlı bir seyir içinde mümkündür.

Bu şekilde zihnimizde yapılandırılan bilgiler hayatımızın doğru şekillenmesinde fayda sağlar.

Umarız yukarıdaki misallerle anlatmaya çalıştığımız düşünme tarzını hayatımızın her sahasında tatbik etme fırsatı buluruz.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı