Ebû Zerr Gıfârî’nin (r.a.) Müslüman Olması

0

Mekke-i Mükerreme’de Resûlüllah (s.a.v.) Efendimizin İslam’ı tebliğe başladığı yıllar çok sıkıntılı ve baskı altında geçiyordu. Ebû Zerr Gıfârî hazretleri Resûlüllah (s.a.v.) Efendimizi bulmak ve Müslüman olmak için Mekke-i Mükerreme’nin yolunu tutmuştu.

Ebû Zerr Gıfârî (r.a.) Resûlüllah’ın (s.a.v.) zuhurunu haber alınca kardeşine:

— Haydi, şu vadiye (Mekke’ye), peygamber olduğunu, kendisine göklerden haber geldiğini iddia eden o adama git. Benim için onun hakkında bilgi edin, sözlerini dinle, sonra bana gel, dedi.

Kardeşi gitti, Peygamber Efendimizin yanma geldi, sözlerini dinledi, akabinde Ebû Zerr’in yanına döndü ve:

— Onu gördüm, üstün ahlâk ile emrediyor, şiire benzemeyen sözler söylüyor, dedi.

Ebû Zerr:

— İstediğim (haberler) ile gönlüme şifa vermedin, deyip yanına biraz azık, bir de su dolu eski küçük bir kırba alıp yola çıktı.

Mekke’ye varınca Mescid-i Harâm’a geldi. Resûlüllah’ı (s.a.v.) aramaya başladı. Ama onu tanımıyordu. Başkasına sormak da işine gelmiyordu. Geceleyin Mescid-i Harâm’da bir köşeye çekildi. Hz. Ali (k.v.) kendisini görüp yabancı olduğunu anladı. Hz. Ali’nin daveti üzerine Ebû Zerr, onu takip ederek evine gitti. İki arkadaş sabaha kadar birbirlerine hiç bir şey sormadılar. Ertesi gün Ebû Zerr azığını ve kırbasını sırtlanıp Mescid-i Harâm’a döndü. Akşama dek burada bekledi. Yine Nebiyy-i Muhterem’i göremedi. Mescid-i Harâm’daki köşesine çekildi. Hz. Ali yanına uğradı ve “Bu adam için hâlâ yerini öğrenme zamanı gelmedi mi?” dedi. Onu alıp evine götürdü. Yine birbirlerine bir şey sormadılar. Nihayet üçüncü gün aynı şekilde Ali, Ebû Zerr’in yanına uğrayıp yine evine götürdü ve ona:

— Niçin geldiğini bana söylemeyecek misin? diye sordu.

Ebû Zerr:

— Bana yol göstereceğine söz verirsen söylerim, dedi. Hz. Ali (r.a.) ona teminat verdi. O da geliş sebebini bildirdi. Hz. Ali:

— O, haktır. O, Allah’ın Resûlüdür. Sabah olunca beni takip et. (Yolda) senin hesabına korkacağım bir şey gördüğümde su döküyormuş gibi yapar kalkarım. Yoluma devam edersem arkam sıra gel, girdiğim yere sen de gir, dedi.

Ebû Zerr denileni yaptı, Ali’nin peşinden yürüdü. Ali, Nebi Aleyhisselâm’ın huzuruna girince Ebû Zerr de birlikte girdi. Resûlüllah’ın sözlerini dinleyip derhal Müslüman oldu. Resûlüllah (s.a.v.):

— Ey Ebâ Zerr, bu işi şimdilik mahrem tut, kavminin yanına dön, ortaya çıktığımız haberi gelince onlara keyfiyeti bildir, diye talimat verdi.

Ebû Zerr:

— Ruhumu elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki ben (bu şahâdet cümlesini) müşriklerin ortasında haykıracağım, dedi. Resûlüllah (s.a.v.):

— Öldürülmenden korkarım, buyurdu.

— Öldürülsem de açıklayacağım, dedi. Resûlüllah sustu. Ebû Zerr Mescid-i Haram’a geldi, Kureyş halkalar halinde oturmuş konuşuyorlardı; yüksek sesle:

— Ey Kureyş cemaati! Bütün varlığımla bilir ve size de bildiririm ki Allah’tan başka ibadete layık bir ilah yoktur, Muhammed Allah’ın Peygamberi’dir! Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammderresûlullah, dedi.
Bu konuşma üzerine halkalar bozuldu. Kalkıp onu dövdüler. Hz. Abbâs (r.a.) gelip üzerine kapandı ve:

— Yazık size! Onun Gıfâr’dan biri olduğunu, Şam’a giden tacirlerinizin yollarının onların yanından geçtiğini bilmiyor musunuz? diyerek Ebû Zerr’i ellerinden kurtardı.

Her tarafı kıpkızıl kurban taşları gibi kan içinde kalmıştı. Ayıldıktan sonra Resûlüllah’ın yanına vardı. Resûlüllah (s.a.v.) onun hâlini görünce:

— Ben seni men etmedim mi? dedi. O da:

— Yâ Resûlâllah, içimde (Müslümanlığımı haykırma) isteği vardı, onu gerçekleştirdim! dedi.

Bir süre daha Nebi aleyhisselâm ile beraber kaldılar. Sonra ona:

— Haydi, kavminin yanına git, ortaya çıktığımı duyunca gel, diye talimat verdi. ^

(Toplam 190 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.