Eğitim

Eğitim Kurumları Kurumsallaştıkça Ezber Bozuyor

Eğitim Kurumları Nasıl Kurumsallaşabilir?

Yaz ayları bitti. Yeni sezona kurumlar bir önceki yıldan daha iyi girmek istiyorlar.

Geçen yıl aldıkları sonuçları değerlendirerek bir sonraki yılın hesaplarını yapıyorlar. Hesapları tutmayanlar, ya da ideallerine ulaşmada alternatifler arayanların bulduğu yollardan biri de “Kurumsal Kimlik”.

Kurumsal kimlik, eğitim kurumlarına nasıl işlerlik kazandırabilir? “Burası bir “kurumdur” ve öyle herhangi bir “kimlik”  sorunu da bulunmamaktadır,” görüşünü savunanlara nasıl cevap verilebilir? “Zaten burayı kuranlarla yetkililer el ele ismini vermişler ve kapısına da kocaman harflerle kurumun adını yazmışlardır.” diyenlere öncelikli olarak “kurumsal kimlik” kavramını anlatarak işe başlamak gerekir.

“Kurumsal Kimlik” tabiri genelde şirket profillerinde kullanılır. Bu kavram bir eğitim kurumu için kullanıldığında “hedeflere ulaşmak için bütün katılımcıların tuttuğu ortak bir daldır.” diye basit bir tarifi yapılabilir. Ama bu basit tarifin en büyük sorununu ilk önce söyleyerek işe başlayalım. O da bu kurumun öğretmen, öğrenci, kurum yönetimi ve velilerden oluşan geniş bir katılım gurubunun olması hasebi ile kurumda ortak dilin yakalanmasında zorluk çekilmesidir. İşte “kurumsal kimlik” bu ortak dili oluşturarak hedefe ulaşmada tüm katılımcılarına görev listesi dağıtır. Bu listesindekileri yerine getirenlerle getirmeyenleri ayırt edici kriterler koyar.

Peki, bu nasıl olur? Adım adım inceleyecek olursak ilk karşımıza çıkan sorun kuruma hizmet almak için gelenlere gösterilecek yüzün belirlenmesidir. “Eğitim kurumlarının ayırt edici özelliklerinin toplamı o kurumun kimliğini oluşturur.” sözünden hareketle kurumdan hizmet almak için gelenlerle orada hizmet için bulunanlara neden diğer kurumlara gitmediklerini, burada buluşmalarının gerçek sebebini kabul ettirmek gerekir. Çünkü ekmek almaya gelinen yerin manav olmadığı ilk başta kabul edilmelidir.

Çalışanların Zihnindeki Güzel Kareler

Daha sonra bize kolaylık sağlayacak söz: “Bünyesinde yücelttiği değerlerin, billurlaşmış görüntüsü, çalışanlarının zihinlerinde oluşur.” Ne tür hizmet alacağını kabul ettikten sonra, uzaktan çalışmaları takip edecek veliden sonra sıra, çalışanlara gelmiştir. Çalışanların zihinlerine ulaşılmak istenen hedef görüntüler yüklenir. Bu görüntülerin kalitesi bir kurumu diğerinden ayırır. Kaliteli görüntüyü oluşturabilmek için kurucular ve yönetim fiziki ve zihnî bir üslup oluşturmak zorundadırlar.  Bütün bunların elle tutulup gözle görülen hali teçhizat, donanım, bina, personel ve doküman olarak karşımıza çıkar. Görünmeyen hali ise nezaket, anlayış ve başarı olarak değer bulmuştur.

Teçhizatını almış, donanımını kurmuş ve nezaket, anlayış, başarı gibi ortak değerlerini oluşturmuş kurumlarının artık bir “kimlik” bulmalarının zamanı gelmiştir. “Kimlik” ilk insandan bu yana hep güncel kalmış konulardandır. Var olan her şey “adı” ile ayırt edilir. Bir manada adı onun kimliğidir. İbn-i Haldun’un, “asabiyyet” kavramı ile kimliğe vurgu yapmasının ayrı bir bahis olarak açılıp incelenmesi gerekir. Mevzumuzla ilgili olanı kadar bahsedecek olursak sosyoloji biliminin kurucusu olan İbn-i Haldun’a göre “asabiyyet” bir ailenin bir boya, bir boyun bir kavme, bir kavmin daha başka kavimlere egemen olmasını sağlayan ruhtur. Asabiyyeti güçlü olan unsur diğer unsurlara galebe gelmekte ve egemenlik mücadelesini kazanmaktadır. Ne zaman ki asabiyyet zayıflar, o zaman hâkim unsurun egemenliğinde de çözülme başlar.

Şimdi az ya da çok “kimlik verdiğimiz” eğitim kurumumuzun kurumsal kimliğinden kimler nasiplenmektedir kısaca bir göz atalım. Kurumsal kimliğin hem kurucusu hem müşterisi olan en merkezde kurum binasının tüm çalışanları, başta yöneticiler, öğretmenler ve diğer çalışanlar yer almaktadır. Bunu öğrenciler, mezunlar, öğrenci velileri ve yakın çevre takip etmektedir.

Genelde, öğrenciler, okul veya eğitim kurumu kimliği ile sadece ve sadece eğitim öğretim dönemleri boyunca ilgilidirler. Bu dönem kısa ama önemli bir süredir. Diğer yandan bu kısacık sürenin sonrasında kurumsal kimlikle muhatap olan eski mezunlar grubu sayısı da her geçen sene katlanarak artar. Kurumsal kimlikle belki en uzun süre muhatap olanlar öğretmenlerdir. Uzun bir süre aynı kurum içinde çalışabilirler.

Kurumda Kişiye Kimlik

Öğrenciler açısından bir, iki, üç, dört yıl gibi kısacık süreler güle oynaya geçer. Ancak muhatap oldukları kurumsal kimlik tazecik hafızalarına ve gönüllerine öylesine işler ki adeta erken tarihi çağlardan günümüze gelen mağara resimleri, çivi yazıları gibi onların ruhlarında izler bırakır. Her biri kendi algılama durumuna göre çeşitli düzeylerde kurumsal kimliği içe aktarır. İçe aktarılan bu kimlik devamında ne gibi sonuçlar verir? sorusu aklınıza gelebilir.

Soruyu bir misal ile açıklamaya çalışalım. Kurumsal kimlik bir bakıma canlı, yaşayan bir özelliktir. Buna da en yakın “Din” olgusu en eski, en kapsamlı ve en “canlı”  kurumsal kimlik örneği olarak kabul edilebilir. Asırlar boyunca, çok sayıda insan nasıl oluyor da tâbii olduğu ritüelleri, tarzları benimseyip aynı biçimlerde yaşatıyorlar ve kendileri de yaşıyorlar. Yeri geldiğinde bağlısı olduğu kendi dini için bir manada taşıdığı ve bir manada yaşadığı ve yaşattığı kurumsal kimliği için gözünü hiç kırpmadan ölüme atlayabiliyor.

Bu örnekten hareketle “din” gibi makro ölçekli bir kurumdan bizim okulumuz gibi mikro ölçekli bir kuruma ayna tutacak olsak ne görürüz?

Bunu daha net ifade etmek için bal arılarını misal verebiliriz. Kovandan çıkan her arı kimliğini taşıdığı kovanına bir damla bal ile geri döner; netice, petek petek bal olur.  Misal, eğitim kurumlarımız bal arısı kovanı ve öğrencilerimiz de bal arıları;  kovandan çıkıp giden oğullar gibi olan yeni mezunlarımız varsın geri dönmesinler ama bir damla bal yapıp kurumsal kimliğini taşıdığı kovana benzer bir kovana dönsünler.

Görüldüğü gibi kurumsal kimlik her boyutuyla çok katmanlı bir şekilde insanları kuşatmış, çepe çevre sarmıştır. Onun varlık sebebi günlük başarılara ulaşmak değildir. Yaşama gayesi, hayat tarzı ile iç içe geçmiştir.  “Kurumsal Kimlik” insanı “sıfır” ya da “bir“ yapan bir özelliktir. Bu özelliği oluşturanların sayısı çok iken yaşayan kişi tekdir. Bu tek kişinin yaşadıklarının kalıcı olması için kimliği oluşturanlar çok hassas davranmalıdır.

Kurumsal Kimlik Tavsiyeleri

  • Fırsat takibi iyi yapılmalıdır. Eğitim kurumunun hedefleri zihinlerinde yer edinen yönetici grup bunu hizmet alanlara ve kuruma hizmet edenlere zamanı geldikçe anlatmalıdır. Bu da genelde sınav döneminde ve sezon başlarında olur.
  • Velilerin beklentileri ile kurumun verecekleri arasında paralellik oluşturulmalıdır.
  • Öğrencilerin sistem içerisindeki yerleri ve değerleri onlara anlatılmalı ve bu değerin daimi olduğu hissettirilmelidir.
  • Kurumda çalışanların tamamı hedefe kilitlenmelidir. Bazen girişteki memurun motive edici bir sözü bile bütün eğitim kurumun kalitesini gösterir.
  • Kurumun büyüklüğe binası ile bağlantılı değildir. Verilen hizmet insanlar tarafından nasıl algılanıyor ise kurum o nispette büyüktür. Küçük bir mekândan bile insanların zihninde büyük bir alan oluşturulabilir.
  • Kurumların motorunu çalışanlar oluşturur. Marşa ise yöneticiler basar. Motoru daimi surette yüksek performans ile çalıştırabilmek yıpratıcı olabilir. Kurum yönetimi, çalışanlarından ne zaman ne kadar performans alabileceklerinin hesabını yapmalıdırlar.
  • Karne ve sınav dönemi hasat dönemidir. Kurum içerisinde mükâfattan da cezadan da çalışanlar payına düşeni almalıdırlar.

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı