Eğitim

Eğitimde Marka Metod: Ödül Yolu

Yedi yaşındaki kızınızla alışveriş yapmak için bir markete girdiniz. Kızınız olur olmaz her şeyden almak istiyor. Sizin de kendinize göre bir hesabınız var. Bu durumda ne yapardınız?

Ödül ile ceza arasındaki seçimde hangi yolu tercih ederseniz edin netice verecektir. Ancak ödül yolunun bağlayıcılığı ve kalıcılığı ceza yoluna göre tartışılmazdır.

Market misalinde olduğu gibi anne baba olarak çocuklarımızın davranışlarından şikâyetçi olduğumuz zamanların sayısı az değil. Bizler gün içerisinde belki onlarca defa çocuklarımızı eleştirip azarlıyoruz. Peki, övgü ve ödül verme sonrasında ortaya çıkacak davranışlar daha kalıcı ve bağlayıcıyken bu yolu günlük hayatımızda ne kadar sıklıkla kullanıyoruz? Kaç defa oğlunuz yaramazlık yaptığında oyuna siz de katılarak onu ödüllendirdikten sonra doğru yolu gösterdiniz. Elbette işleriniz yoğundur. Ancak eğitim de ihmale gelmez.

Evet, eğitim ihmale gelmez. Hele de miniklerin eğitimi günün her anında hiç ara vermeden devam etmektedir. Bu yoğun süreçte elbette övgü ve ödül tek başına bir usul olmaz. Ödül, istenen davranışı ortaya çıkarma ihtimalini arttıran bir usuldür. Buradaki maksat da çocuğa kazandırılmak istenen davranışı yerleştirmek ve  pekiştirmek için ödülü motive aracı olarak kullanmaktır.

Ödülün hayata kattığı motivasyon gücünü daha iyi anlayabilmek için kendi hayatımıza bakalım. Şimdiye kadar yapılan herhangi bir iş veya kazanılan bir başarıdan dolayı ödüllendirildiğinizdeki motivasyon gücünü düşünün. İnsanlar yaratılış itibariyle yaptıkları herhangi bir iş sebebiyle ödüllendirildiklerinde, o işi bir dahaki sefer daha iyi yapmaya çalışırlar. Bu sebeple ödüllendirmek, eğitim sisteminin ayrılmaz ve öncelikle tercih edilmesi gereken bir parçasıdır. Bardağın dolu tarafını da görebilsek aslında cezaya pek ihtiyaç kalmayacak. “Nasıl bir çocuk yetiştirmek istiyoruz, ama nasıl yetiştiriyoruz” sorusunun cevabı ödüllü mü, cezalı mı bir sistem takip ettiğimizde saklı aslında.

Ödüllendirme Nasıl Olmalı?

Ödül dendiğinde ilk akla gelen maddi ödüllerdir; oyuncak, şeker, giysi gibi. Alışkanlığı sağlama açısından kitap da bir ödül olabilir. “Zamanını iyi kullanabilmek için alınan saat”, “hayatı planlı yaşayabilmek için ajanda” da bir ödüldür.

Ödül, her halükarda maddi olacak diye bir kaide yoktur. Hatta maddi olarak ödüle alıştırılan bir çocuk, gün gelecek yaşı büyüyecek en iyi ve pahalı hediyelerle bile doyuma ulaşamayacaktır. Bu sebeple maddi ödülleri kullanırken manevi ödüller kadar cömert davranılmamalıdır. Manevi ödülleri kullanmak hem ucuz, hem de daha değerlidir.

Anne babanın veya öğretmenin, güzel bir hareket sonrasında çocuğa gülümsemesi, sarılması veya bir eğitimcinin çocuğun başını okşaması, omzuna dokunması değeri ölçülemeyecek kadar önemli bir ödüldür. Bazen dertleşmek, sohbet ortamında çocuğu iyi niyetle dinlemek ya da bir büyükle tanıştırmak, yemeğe çıkarmak unutulmaz ödüller arasında sıralanabilir.

Mükâfat, Mutluluk ve Özgüven Kazandırır

Yaptığı güzel davranış sebebiyle takdir edilen çocuk, gördüğü sevgi ve övgüyü kaybetmemek için kendisini daha iyisi için harekete geçirecektir. Sürekli motive edilen ve şevklendirilen çocuklar mutluluğun yanı sıra özgüvenle de tanışırlar. Dolayısıyla daha büyük zorlukları taşıyabilecek kapasiteye ulaşırlar.

Cezalandırmak ise insanları olduğu gibi çocukları da durağanlaştırır. Bunun yanında ödüllendirmek kişiye itici güç verir ve yeteneklerin ortaya çıkmasına sebep olur. Çocuğunuzu ödüllendirdiğinizde neyi yapması gerektiğini öğretmiş olursunuz.

Anne baba ve eğitimcilere tavsiyeler;

Ödül ve ceza, davranış oluşturma ve geliştirme yöntemlerinden yalnızca birisidir, tek yöntem olmamalıdır.

Ödül ve ceza, yaşa ve beklenen davranışa uygun olmalıdır.

Verilecek ceza belirlenirken, maksat küçük düşürmek ve kişiliği zedelemek olmamalıdır.

Maddi ödüller, beklenen davranışın ortaya çıkmasını ilk anda hızlandırır. Ancak manevi ödüller, kalıcılığı ve çocuğun kendini fark etmesini sağlar.

Ödül, veren ve alan arasında bir engel varsa aradaki “iletişim duvarı”nı kaldırır.

Ödül verirken öğrencileri “bencillik, benmerkezcilik” tuzağına düşürmemek için verilen ödüllerin kişiliğinden çok, yaptığı iyi davranışlara yönelik olduğu özellikle vurgulanmalıdır.

Ödüllendirilen çocuk, mutlaka takip de edilmelidir. Çocuğa duyulan güven duygusu, çocuk terbiyesinde onu kontrol etmeye mani olmamalıdır.

Maddi ödüller, bir süre sonra karşılık bekler hale getirmemelidir. Manevi karşılıkların da çok önemli olduğu hissettirilmelidir.

Eğitimde ödül ve ceza kullanılırken ceza gerekmedikçe kullanılmamalı, mümkün mertebe adı ile yetinilmelidir. Buna mukabil özgüveni yüksek, davranış kazanmada istekli ve iletişim kurulabilecek çocuklar yetiştirmek istiyorsak, ödül ve takdir sözlerinin tadını unutturmamalıyız.

Hikâye

Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş. Çocuk babasına:

–    Baba 1 saatte ne kadar para kazanıyorsun, diye sormuş.

Zaten yorgun gelen adam:

–    Bu senin işin değil, diye cevaplamış. Bunun üzerine çocuk:

–    Babacığım lütfen bilmek istiyorum, diye ısrar edince adam:

–    İllaki bilmek istiyorsan, 20 lira, demiş.

Bunun üzerine çocuk:

–    Peki, bana 10 lira borç verir misin, diye sormuş.

Adam iyice sinirlenip:

–     Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi derhal odana git ve kapını kapat, demiş.

Çocuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapatmış. Adam sinirli sinirli “Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder?” demiş kendi kendine. Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşmiş ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşünmüş.

Yukarı çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış. Yatağında olan çocuğa:

–    Uyuyor musun, diye sormuş.

Çocuk:

–    Hayır, diye cevaplamış.

–    Al bakalım istediğin 10 lirayı; sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim, demiş.

Çocuk sevinçle:

–    Teşekkürler babacığım, diye haykırmış ve yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkarmış. Babasının suratına bakmış ve yavaşça paraları saymış.

Bunu gören adam iyice sinirlenerek:

–    Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun? Benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok, diyerek kapıya doğru yönelmiş.

Çocuk babasının arkasından:

–    Ama yeterince yoktu, diyerek babasına yetişmiş ve paraları babasına uzatarak:

–    İşte 20 lira. 1 saatini bana ayırır mısın, demiş.

 

 

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu