Eğitimin Değişmeyenleri

0

“Başarı nedir?” diye sorulunca, bilgisayara veya bir lügate bakma ihtiyacı hissediyoruz. Bakmadan cevap vermeye çalışanlar da çevresindekilerin başarıyı nasıl tanımladıklarından yola çıkıyor. Ailemiz, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, komşularımız, toplum, medya, kahramanlarımız, reklamlar; başarının ne anlama geldiğini, başarılı olduğumuzda neye benzeyeceğimizi, nasıl bir hayata sahip olacağımızı bize belli kalıplar çerçevesinde öğretiyor, adeta beynimize nakşediyor ve bilinçaltımıza yerleştiriyorlar.

İyi gelir getiren bir meslek sahibi olmak mı, lüks bir ev ve araba sahibi olmak mı, herkes tarafından tanınmak mı, stresten ve sıkıntıdan uzak bir hayat sürmek midir başarı? Veya çok zeki olmak, sınavlarda dereceler yapıp az kişilerin girdiği okullara mı girmektir? Çevremizde herkesin parmakla gösterdiği başarılı (!) insanlar, farkında olmadan bizim için de başarılı insan modeli oluveriyor. Sistemler bu eksik tanım üzerine kuruluyor ve işliyor. Aileler, okullar, eğitim kurumları ve muhatabı olan kişiler, başarılı insan olma hayali ile başarı anlayışının çarkları arasına kafalarını uzatıveriyor. Anlayışa dahil olmakla kalmıyor, sistemin götürdüğü hedefe ulaşmak için üstün çaba sarf ediyor, zaman ve nakit harcıyor, başarı anlayışı ile bütünleşiyor, hatta başkalarını da bu başarı anlayışına çekmeye çalışıyor.

Bu yazının devamını İnsan ve Hayat Dergisi’nin 98. sayısından (Nisan 2018) okuyabilirsiniz.

BU SAYIYI SATIN AL E-DERGİYİ SATIN AL
(Toplam 99 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.