AraştırmaKapakKeşfet

Ekmeğini Taştan Çıkaran Adamlar

İmtihana çalışan öğrencilere işlerini sevmeleri için bir hikâye anlatılır. Bir inşaat alanında zor şartlarda çalışan üç işçinin aynı soruya verdikleri cevaplar çok enteresandır. Onların hayata bakış açılarını gösteren bu küçük hikâye, yaptığınız işteki duruşunuzu yeniden gözden geçirmenize vesile oluyor.

[ Mehmet Numan Tanır ]

Ağustos sıcağında, inşaatta çalışan birinci işçiye “Ne yapıyorsun?” diye sorduklarında, öfkeyle “Görmüyor musun? Şu zor kayaları ilkel aletlerle, güneş altında parçalamaya çalışıyorum. Bir de patronun hiçbir şeyi beğenmemesi yok mu, o beni bitiriyor!” der.

İkinci işçi aynı soruya “Şu taşları istenilen şekle getirmeye çalışıyorum. Zor iş ama sonuçta parası güzel ve buna ihtiyacım var.” şeklinde cevap verir.

Üçüncü işçi ise “Görmüyor musunuz, şehrin şaheserini inşa ediyorum!” diyerek ideal olanı resmeder.

İzmir’in Bergama İlçesi, Kozak Bölgesi’nde granit kayaları ekmek dilimi gibi doğrayan taş işçilerini gördüğümde bu küçük hikâyenin gerçek kahramanlarını bulduğumu anlıyorum.

Ellerinin tersi ile sildikleri alın terlerini önce balyoza oradan da sert granite damlatan, helal rızık peşindeki bu insanlarla konuşurken her birinin verdiği cevaplar gerçekten enteresan ve düşündürücüydü.

Saçkıran olmuş bölgeler

Bergama’dan çıkıp muhteşem ormanlarla kaplı, derin vadilerden geçerken öbek öbek topçamlar diyarına geliyoruz. Dikkatimizi dağların yeşil örtüsü arasında açılan, toprak rengindeki kahverengi boşluklar çekiyor. Uzaktan maden ocağı olduğu anlaşılan bu boşluklar, devasa tepeler ve göğe uzanan zirvelerin arasında saçta ya da sakalda “saçkıran” olmuş bölümler gibi insanın huzurunu kaçırıyor. Granit işçilerini bu bölgelerden birinde buluyoruz.

“Nahilbend değil nacakçıyız”

Çam ağaçlarının gölgesinde vinçle getirilen granitler önce kalemle çiziliyor. Sonra çizgilerin yerleri nacak ile daha da derin çizilerek belirginleştiriliyor. Sağ elde kaldırılan en az 15 kiloluk balyoz, sol elle tutulan çivileri çakıyor. Her çivi için en az bir dakika balyoz havaya inip kalkıyor. Üçüncü çividen sonra taş atıyor ve ekmek dilimler gibi ikiye kesiliyor. Ali Kasım Bey işini severek yaptığını anlatıyor. O kadar ki “Pürüzsüz granitler
rüyama bile giriyor.” diyor. İşini kolay bulup bulmadığını sorduğumuzda ise “biz nakilbençi değil, nacakçıyız” diyor. Sözlükte araştırdığımda Ali Kasım Beyin bu sözünün Ege Bölgesinde zor işlerde ekmeğini kazananlar için söylendiğini öğreniyorum. Nahilbend mumdan çiçek yapan kişi, nacakçı ise balta ile çalışan, oduncu manasına geliyor.

Şehrin şaheserini inşa ediyor

Sinan Kara, iş yeri sahibinin akrabası ve her gün koskoca dağların boynunu büken bu saçkıran boşluklarında mesaisini dolduruyor. Ağustos sıcağında zor işte çalışırken hiç terlemediğini söylüyor, Sinan Beyin şehrin şaheserini mi, yoksa günün parasını mı kazanmaya çalıştığını merak ediyoruz. Aldığımız cevap net: “Severek çalışıyorum ve paramı hak etmek istiyorum.”

“Mis gibi havada tozluk takmak gücümüze gidiyor”

Kozak’ın Yukarıbey Köyü’ne yakın bu taş ocağında çalışanlar kullanmak zorunda oldukları tozluklardan çok şikâyetçiler.

Şehirden gelen insanların oksijenin bolluğu karşısında hafifçe sersemlediğini müstehzi şekilde konuşuyorlar. Granit işçileri oksijeni bol bu güzel yerlerde ciğerlerini korumak için tozluk takıyorlar. Doğan Bey sorularımıza cevap vermek için tozluğunu çıkarıp yanına asıyor. “Güzelliği ve oksijeni ile sizi sersemleten beldemizde bize en zor iş düşmüş. Bakın tozluk takmadan çalışamıyorum.” diyor.

Helal kazancın huzuru

Burada çam ormanları bir deniz; granit yığınlarıysa denizin ortasındaki adalar gibi. Koca koca granit tepelerinden önce büyük parçalar kopartılıyor, sonra lime lime edilene kadar işlemden geçiriliyor. Küp şeklinde doğranmış taşlar, kaldırım taşı olarak paketlenip yol olmak için düşecek yollara. Her biri hayata kendi penceresinden bakan ustalar tarafından doğrandı. Bazıları ümitle vurdular balyozları, bazılarıysa mesailerinden bir an önce kurtulmak için salladılar nasırlı elleriyle tutundukları iş aletlerini.

İşini seven ya da mesaisini doldurma gayretinde olan bütün ustalar ekmeğini taştan çıkarmak için taşların içinde helal kazancın huzurunu arıyorlar…

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı