ELSİZ AYAKSIZ HATTAT MEHMED EFENDİ

0

Bîdest ü Bîpâ Mehmed Efendi’den bahseden nadir kaynaklardan biri Abdurrahman Abdi Paşa Vekâyi’nâmesi’dir.

Dr. Fahri Ç. Derin’in hazırladığı ve Çamlıca Basım Yayın tarafından yayınlanan kitapta Abdurrahman Abdi Paşa, 11 Receb 1082 (14 Kasım 1671) günü vukuatını anlatırken Mehmed Efendi’den bahsediyor. Vaka şöyle gelişiyor:

“Insanoğlunu hayrete düşürecek, ibretlik, garib ve nadir vakalardandır ki, iki elleri bileklerinden ve iki ayakları topuklarından şiddetli bir ârıza sebebiyle düşmüş, hâsılı ne el kalmış ne ayak… Böyle elsiz ve ayaksız bir şahıs, geçimi için dilenmekten başka bir yol olmadığını anlayınca, doğum yeri Bolu’dan İstanbul’a gelip, Suyolcu ismiyle mâruf bir hattattan ders alarak bir süre bütün dikkatiyle çalışmaya devam eder.

Elsiz olduğu halde, Allah’ın yardımıyla ilerlettiği yazı kabiliyetini izhar için bir En’âm-ı Şerif yazıp, bu da daha sonra hünkârımız Dördüncü Me-hmed Han tarafından duyulduğunda, hünkârımız zikrolunan şahsı huzurlarına getirtti. Gözü önünde yazı yazmasını emrettiği zaman, o elsiz ve ayaksız, divitini ve kalemini çıkarıp bir satır sülüs, iki satır nesih yazarak görenleri hayret denizine düşürdü.

Ve önceden yazdığı En’âm-ı Şerifi de orada arz edip Padişah’ın inayetinin bolluğundan başka günlük 20 akça da emekli maaşı verilerek muradına ermiş ve gönlü şad olmuştu.

Padişahın bu emrinin yazıldığı berâta tuğra çekmem için evime geldiğinde ben hakir dahî yalnız başıma ondan ibret almak için yazı yazdırdım. Lak-in kitâbetinin keyfiyetini anlatmak zor! Kelamın neticesi, görülmeyince anlaşılmaz. Ama kısacası bu ki, böyle elsiz ve ayaksız iken iki bileğinin ucuyla diviti belinden çıkarıp kalemi de iki bileğinin ucuyla kuvvetlice tutup ve kağıdı önünde yere koyup bu acayip tarz üzere, hızlı yazan katipler gibi korkusuz ve pervasız her ne dilerse yazıp bitirir. Dilediğini işlemek kudretine sahip olan Allah’ı tesbih ederim.”

Bîdest ü Bîpâ Mehmed Efendi’nin yazdığı eserlerin ne kadar olduğu ve hâlen ne durumda olduğu belli değildir. Zamanla kaybolan bu eserlerin günümüze kalanlardan bir tanesi bugün Topkapı Sarayı Müzesi kitaplığındaki bir yazı albümünde, sülüs-nesih hatlarıyla yazılmış bir kıt’adır. Bu eser, son hattatlardan Necmeddin Okyay’ın eline geçmiş ve onun koleksiyonuyla birlikte bu müzeye intikal etmiştir.

Prof. Dr. Uğur Derman, Bîdest ü Bîpâ Me-hmed Efendi ile alakalı bir yazısını, şu hükümle bitiriyor: “Denebilir ki, elinin olmayışı, ona, büyük mahrumiyetlerden sonra, geçici 20 akçe gündelik ve padişahın ihsanını kazandırmıştır; ama hat sanatımıza muhakkak ki büyük bir üstat kaybettirmiştir.”

Kaynaklar:
Abdurrahman Abdi Paşa Vekâyi’nâmesi, hazırlayan: Dr. Fahri Ç. Derin, Çamlıca Basım Yayın, 2008, s.353-54.Uğur Derman, “Bîdest ü Bîpâ Mehmed Efendi”, Hayat Tarih Mecmuası, sayı: 10, Kasım 1971, s. 30-31.;
(Toplam 1.050 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.