Eğitim

Erteleme Hastalığına Son

Eğitimi Ertelemenin Ortaya Çıkardığı Problemler

Tatil bitti okullar açıldı. Velileri ve öğrencileri yeni bir başlangıç heyecanı sardı. Anne babalar uzunca ve biraz da boş geçen tatilin ardından “okullar bir açılsa da çocuklar toparlansa” diyerek yeni sezonu beklemekteler. Ama öğrenciler tatilin bitmesine alışamadıklarından okul yolunu “keşke tatil hiç bitmese” sözleriyle adımlıyorlar.

Gelecek, eğitimle kazanıldığına göre beklentilerin gerçekleşmesi, işi kuralına göre uygulamaktan geçer.  Amacımız iyi bir lise kazanarak oradan üniversiteye geçişi kolaylaştırmak ve hedefimizdeki mesleğe ulaşmak ise oyunu kuralına göre oynamak lazım. Sıradan hatalara düşmek ve tembellik etmek bu hedefinizin önündeki en büyük engellerdir.

Başarıya ulaşmak için hedefinizin olması tek başına yetmez. Anne ve babaların “benim oğlum doktor olacak, benim kızım öğretmen olacak” gibi sadece dillerde gezen istekleri de yetersiz kalır. Başarı disiplin ister, planlama ve motivasyon ister. Anne babalara düşen başarı görevi de takip, kararlılık ve yine çocuklarının şevklendirilmesidir.

Bu giriş sizde “Biraz heyecanımız vardı, onu da kursağımızda bıraktınız hocam.” dedirtebilir. Ama biz eğitimcilerin amacı yapılan yanlışları görmek ve veli ve öğrencileri aynı hataya düşmemeleri konusunda uyarmaktır. Hoca Nasrettin’in hesabı gibi testi kırılmadan önlem almaktır. Çünkü kırıkları toplamak hem zahmetli hem de vakit kaybettiricidir. Çocuklarımıza iyi bir meslek edindirme yolunda işimiz çok da zor değil aslında. Sadece yerinde ve zamanında görevlerimizi yapmak yeterli olacaktır. Biz de bu yazımızda zor görülenleri kolay bir dille anlatmaya çalışacağız.

Her sınıfın sonunda yapılan SBS’ler, altıncı sınıftan itibaren kalkmıştır. Şimdi hem veliler hem de öğrenciler yersiz bir rahatlamaya girdiler. Bu durum sadece sekizinci sınıfta çalışıvermek yetecekmiş gibi bir yanlış düşünceye sürükledi herkesi. “Altı ve yedide günü geçiririz, sekizde çalışırız” gibi bir düşünce daha başlamadan kaybettirir. Her sınıfın hala aynı önemi var. Bu düzenleme, altıncı sınıftan soru çıkmayacak manasına gelmemekte. Mesela; bir öğrencinin sekizinci sınıftaki paragraf sorusunu çözebilmesi için altıncı sınıftaki sözcükte anlam konusunu kavraması lazım.  Daha farklı bir anlatımla, ders çalışma ve soru çözme disiplinine altıncı sınıftan hatta dördüncü, beşinci sınıftan başlaması gerekmektedir.

Başarılı bir öğrenci olmanın en önemli prensiplerinden biri, kendini işe vermedir. Öğrenci, başladığı bir işe tam olarak kendini vermelidir. Kendini belirli bir hedefe kilitleye öğrenci, yapması gereken işleri vaktinde yapar. Yaptığı işin kaliteli olması için gayret gösterir. Bütün dikkatini işine vermiş, günlük hayatını amaçları doğrultusunda planlamıştır. Başarısız bütün öğrencilerin düştüğü “Daha dersler başlamadı, ilk günler okula gitmeme gerek yok” tuzağına düşmez.

Anlatmaya çalıştığımız başarı engellerinin hemen hemen hepsi bir hastalıktan kaynaklanmaktadır. Sadece tahsil çağında değil hayatın ilerleyen zamanlarında da engel olarak bizlere yeten bir hastalık; erteleme hastalığı!

Öğrencinin vurdumduymaz davranması, amaçlarının gerçekleşmesine engeldir. Çünkü dikkatini işine yoğunlaştırmamıştır. Kendisinde bu dikkat dağınıklığı vardır. Amaçsızlık, hedefsizlik adanmaya engel olduğu gibi strese de sebep olur. Günlük hayatımızda stres oluşturan birçok faktör vardır. Stres oluşturarak dikkat dağınıklığına yol açan etkenlerden biri de işini vaktinde yapmayarak, bir başka zamana ertelemektir.

Erteleme alışkanlığından kurtularak işlerini vaktinde yapan öğrenci, dikkat dağınıklığına yol açan birikmiş iş baskısını azaltmış olur. Derslerin üstesinden geleceğine inanmayan, dersleri küçümseyen veya ders çalışmaktan hoşlanmayan öğrenciler, dersleri yapmayı zamanın akışına bırakma eğilimindedirler.

Erteleme hastalığını ortadan kaldırmanın 8 kolay yolu:

  1. Hedef koyun: Başarıya odaklanmış ve şartlanmış öğrencilerin işini kolaylaştıran en büyük faktör somut olarak ifade edilebilen bir hedeftir. Öğrenci ne için çalıştığını ve sonunda nereye ulaşacağını bilirse, çevresindekilerle paylaşır, yazılı hale getirerek çalışma masasına asarsa daha çabuk toparlanacaktır.
  2. Atılgan olun: Bir iş gözünüzde büyüyorsa onu yapmadan önce birkaç saniye şunu hayal edin: Bu iş bittiğinde üzerinizden o yükün nasıl kalkacağı ve zihninizin nasıl hafifleyeceği… Bunun bilincinde olduğunuzda gerçekten motive olacak, hatta işinizi normalden çok daha çabuk bir sürede sonlandırabileceksiniz. İşi gözünde büyütmek üşenmeyi, üşenmek de hemen akabinde yarına ertelemeyi getirir. Dolayısıyla üşengeçliği bir kenara bırakın, bitişin hayalini kurun ve hemen o işe atılın! Unutmayın tembelliğin ilacı hemen başlamaktır. Çalışmak için ilham beklenmez.

Yapmakta olduğumuz işten sıkılmamız, zamanımız olmadığı için bir görevi yerine getiremeyeceğimizi düşünmemizin temelinde yapacağımız işi küçük parçalara bölmeme alışkanlığı vardır. Eğer küçük parçalara bölmüş olsaydınız daha çok iş yapardınız ve yaptığınız işleri de aceleye getirmemiş olurdunuz.

3.Zamanı iyi planlayın: Hızla akan zamana, çabucak geçen günlere yetişmek için yapılması gereken en temel şey zamanı iyi değerlendirmek adına doğru planlar yapmaktır. Her zaman yapılması gerekenlerin bir listesini hazırlayıp önceliklere göre sıralama yapmanız, gerektiği zaman ‘hayır’ diyebilmeniz, hedeflerinizi zamana yaymanız zamanı planlamanıza yardımcı olacaktır.

  1. Başarısızlık korkusunu yenin: Bazı kararlar, işler veya görevler karşısında kendini yetersiz hisseden kişi, kaygılarından dolayı o işi yapmak istemez. Bazı şeyler, risk almayı veya eleştirilmeyi kaldıramayabilir. Bu durumda kişi karşı karşıya olduğu durumla yüzleşmek yerine, bir devekuşu misali kafasını saklar. O işi erteleyebildiğince erteler.
  2. Özgüven kazanın: Yukarıda saydığımız nedenlere bakıldığında başlıca nedenin özgüven eksikliği olduğunu fark etmek zor değil. Dolayısıyla öncelikle yapmanız gereken şey, bu özgüveni kazanmak; kendinizin ve yeteneklerinizin farkına varmak.

Mazeret aramanın temelinde kendine güvensizlik yatar. Peşinen başarısızlığı kabullenmek yatar. Öğrenci çalışmasını, başarısızlığına mazeret üretmek için yapmıştır. “Çalıştım ama yapamadım” demek için çalışmak gerekmez. Yapamayacağınıza inanıyorsanız, duyularınızı öğrenmeye kapatmışsınız demektir. Dolayısıyla da yapamazsınız. Yaptığımız işi başaracağımıza inanmalı, başarmak üzere çalışmalı, hatta başarıya ulaşmış gibi davranmalıyız. Bu şekilde davranmamız istediğimiz neticeye ulaşmamızı kolaylaştıracaktır.

  1. Engelleri ortadan kaldırın: Bu engeller kimi zaman elimizde olmaz, ama kimi zaman da ertelemenin gizli bahaneleri olarak kendimizin ürettiği bahanelerdir. Her ne sebepten kaynaklanıyor olursa olsun, engelleri ortadan kaldırın. Örneğin evde yapmanız gereken bir iş var ve eve geldiğinizde televizyonun karşısına geçip, sonra da bilgisayarınızı açıp kendinizi oyalıyorsanız; hemen ikisini de kapatın. Unutmayın; kimi zaman dış dünyayla ilişkiyi tamamen kesmek işinizi tahmin edebileceğinizden çabuk sonlandırmanıza yarar.
  2. Sık sık kendinizi ödüllendirin: Ödüllendirilmeyen davranışın sürekliliği olmaz. Eğer bir işi sürdürmek istiyorsanız, kendi kendinizi ödüllendirmeniz gerekir. Ödül, davranışın devamlılığını sağlar.

Eğer başkaları tarafından ödüllendirilmiyorsanız, kendi kendinizi ödüllendirmenizin hiçbir sakıncası yoktur. Ödül olarak kendinizi bir hediye alabileceğiniz gibi yemek, dondurma vb. şeylerde ısmarlayabilirsiniz.

Aldığınız ödülle ilişkide bulunduğunuz sürece başarı duygusu içinde olursunuz. Bu duygunun oluşturduğu pozitif duyguyla (öz güvenle) çalışmanızı sürdürür ve başarma arzusuna kapılırsınız. Yeni başarılarınız için temel oluşturmuş olursunuz.

  1. Süreç değerlendirmesi yapın: Ara değerlendirmeler yapmak ne kadar mesafe aldığınızı gösterecektir. Bu, yaptığımız işlerin detaylı olarak analizini yapmaktır. Aldığımız sonuca bizi ulaştıran süreci detaylı şekilde incelememiz gerekir. Sonuçtan memnun isek, süreçte yaptıklarımızı, stratejimizi, tutum ve düşüncelerimizi bir başka duruma da aktararak yeni başarılar elde etmenin yolunu açmış oluruz. Eğer istediğimiz neticeyi alamamışsak, yaptığımız hatalardan ders alarak başarıya ulaşma şansımızı, yani tecrübemizi artırabiliriz. Böylelikle başarısızlık yaşamamış sadece başarıya gitmeyen bir seçeneği elemiş oluruz.

Başarısızlığımıza mazeret aramak için harcayacağımız süreyi başarıya ulaşmanın yollarını arayarak kullanırsak daha kısa bir zamanda istediğimiz neticeye ulaşırız.  Denediğimiz sürece başarısız olmayız. Denemekten vazgeçtiğimiz zaman başarısız oluruz. Enerjimizi kendimizden nefret etmek için değil, hatamızdan ders almak için kullanmalıyız.

 

En Yeniler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı