Kişisel Gelişim

Evliya Çelebi Karar Vermedi, Kararlarına Yakınlarını Dahil Etti

Nasıl Yönetirdi?

İşe başlarken karar vermekte zorlanıyor musunuz? Evliya Çelebi’nin 50 yıl sürecek seyahatine nasıl karar verdiğini ve bütün çevresini buna nasıl ikna ettiğini bir okuyun.

Karar vermek insan fıtratı icabı zordur. Uzun düşünmeler, istişareler sonunda, işe başlamak için zor durumda kaldığımız olur. Ferdî olarak karar vermek bu kadar zorken, bir de yönetici olup diğer insanları kendi kararınıza taşımanın zorluğunu düşünün. Tam ve olgunlaşmış karar vermek ve verilen karara insanları bağlılıkla taşımanın ehemmiyeti büyüktür. Konunun detaylarına geçmeden, işin ustası Evliya Çelebi’nin rüyalarına giren kararlılığına bir bakalım.

50 küsur yıl süren bir seyahatin ve 10 ciltlik bir eserin yazarıdır, Evliya Çelebi. Seyahatlerinin neticesinde Anadolu, Balkanlar, Mısır ve Hicaz gibi devrinin kültür, sağlık, imar ve medeniyet haritasını çıkarır. Tek bir insan için oldukça külliyatlı bir işin altından kalkmak, yüksek bir irade, dayanıklılık ve kararlılık gerektirir. Onun bu kararlılığının arka planını anlayabilmek için yakın çevresine ve gençlik yıllarına bakmak yerinde olacaktır.

Seyahatnâme’de geçen bilgilere göre Evliya Çelebi, 25 Mart 1611 tarihinde İstanbul, Unkapanı’nda doğdu. Unkapanı Fil Yokuşu’ndaki Hamid Efendi Medresesi’nde yedi yıl eğitim gördü. Bu arada Sâdizâde Dârülkurrâ’sına giderek hafızlığını tamamladı. Eğitiminin ilk yıllarında daha çok babasının Unkapanı pazar yerindeki dükkânına gelen âlim ve çok yönlü tanıdıklardan kültürel ve ahlâkî olarak beslendi. Babasından ilim ve irfanı edindi. Zamanın diğer ustalarından hat, nakış, tezhip gibi sanatları öğrendi.

1635 yılında, akrabası Silahtar Melek Ahmet Paşa vasıtasıyla Ayasofya Camii’nde Gazi IV. Murat Han ile tanıştı. Bu tanışma, Enderûn Mektebi’ne kabul edilmesine vesile oldu. Evliya Çelebi burada devrinin yüksek seviyede devlet ve bilim adamlarıyla ve üst rütbeli askerleriyle beraber yetişti. Onun yazdığı 10 cilt eserin her bir satırına devrinin eğitimi, kültürü ve ahlâkı sirayet etti. Eserini okurken, Enderûn eğitimi almış, manevî bilinçaltı yüksek bir çevrede yetişmiş, aynı zamanda hafız olan birinin kaleminden çıktığı unutulmamalıdır.

Kararını nasıl veriyor?

Peki, Evliya Çelebi seyahate nasıl karar verdi ve çevresini bu kararına nasıl taşıdı? Öncelikle unutmamak gerekir ki o, hatırı sayılır bir meraka sahip kişilikte birisiydi. Babasının anlattığı son derece ilginç ve macera dolu hikayeler, çevresindeki bilgili tanıdıkların desteği, Evliya Çelebi’yi seyahatin inceliklerini idrake taşıdı.

Ondaki seyahati idrak, zamanla şuurlu bir şekle büründü ve benliğini sarmaya başladı. Seyahatlere çıkmadan önce rüya gördü. Rüyasında, 19 Ağustos 1630 gecesi, Yemiş İskelesi’ndeki Ahi Çelebi Camii’nde kalabalık bir cemaat arasında Resûlüllah Efendimiz’i (sallallâhü aleyhi ve sellem) gördü. Huzuruna varınca; “Şefaat yâ Resûlallâh” diyecekken heyecanla; “Seyahat yâ Resûlallâh!” deyiverir. Evliya Çelebi’nin kararlılığı, rüyalarına bile işlemişti.

Babası, Evliya Çelebi’nin İstanbul dışına çıkmasına uzun zaman karşı çıktı. O ise son derece istekli ve kararlıydı.

Arkadaşı Okçuzade Ahmet Çelebi ile Bursa’ya gider ve bu yolculuğu bir ay sürer. Onun bu kararlılığı maddî ve manevî olarak babasını ikna eder. Kararlılığı, bunu rüyalarında yaşaması ve yakın çevresine de yaşatması sonucu harikulade bir eser ortaya çıkarır.

Türk edebiyatının dünyaca tanınmış bir şaheserini, 24 yaşında başladığı gezilerine, elli yıl sonra 10 ciltlik bir seyahatname olarak kazandırır.

Kararsızlık kötüdür, yöneticide ise fecaattir

“En kötü karar, kararsızlıktan iyidir”, bu atasözü herkes için geçerli bir sözdür. İnsanın kararsızlığı onun sıhhatini bozar, yöneticinin kararsızlığı ise kurumun elinin kolunun bağlanması demektir.

Önce kararsızlığı ele alalım, sonra da Evliya Çelebi gibi kararlılığımızı, kendi rüyamıza ve yakınlarımızın rüyalarına nasıl girdirebiliriz, kafa yoralım.

Kararsızlığın 3 temel sebebi

Kararsızlığın bilinen üç temel sebebi vardır. Birincisi; kararsızın düşünceleri dağınık olur, odaklanamadığı için karar vermeye giden yolda mesafe kat edemez. Yerinde bir karara götürecek idrakten ve şuurdan ziyade, ayrıntılar üzerinde durarak asıl maksattan uzaklaşılır.

İkincisi; fazla hissî davranmak karar vermeyi zorlaştırır. Sevgi, nefret, hırs, sempati ve empatiler yolların sisle kaplanmasına sebep olur. Sağduyulu, akıllı ve mantıklı davranmak gerekir.

Son olarak fikrî ve bedenî enerjimizi kanalize edemediğimizde karar veremeyiz. Sistematik olarak enerjimizi, önemli bir iş olan karar vermenin emrine verecek yerde, onu başıboş bırakırız.

Peki, ne yapalım ki her duruma uygun karar verme prensiplerimiz olsun?

Tarih boyunca denenmiş usullere bakmak iyi olacaktır. Doğru kararlar, geçmişte uygulayanlara nasıl fayda verdi ise bize de öyle fayda sağlayacaktır.

  1. Veri toplama işi

Karar verirken veri toplamak keyifli bir uğraştır. Bir ay sonra Rumeli’ye seyahat düzenleyecek Evliya Çelebi’nin bilgi toplamak için yaptıklarını düşünün. Bitki örtüsünü, yolları, ırmakları ve diğer bütün coğrafî şartları ön bilgi olarak not etmiştir. Bilgileri topladıktan sonra seyahat gününe karar vermek oldukça kolay olmuştur.

Bütün bilgiler ve konunun detayları aslında karar vermenin kendisini oluşturur. Bir hafta sonrası için karar vermeniz gerekiyor ve bu bir haftayı iyi değerlendirerek bilgi topladınız. Hafta sonuna doğru topladığınız bilgiler, sizi zaten karara götürecektir.

Kararsızlığın üçüncü maddesi olan enerjinizi ortaya koyamaz ve veri toplayamaz iseniz, iş tersine döner ve karar vermeniz müşkül bir hal alır.

  1. Denge unsurlarını istişare

Viyana şehri bir tanedir ancak oraya ulaşmak için onlarca yol vardır. Kayıp-kazanç noktasında günümüzün Evliya Çelebi’leri bu yollardan hangisini kullanmalıdır?

Doğru yolu bulabilmek için yuvarlak masayı kurmak, etrafına uzmanları toplayıp haritayı masaya yatırmak gerekir. Bütün çözümler teker teker incelenir, istişare sonucunda en uygun olan tercih edilir.

Denge unsurlarını ortaya çıkarmak için ayrıntılara eğilme işi bazen karara götürmez. Kararsızlığın bir sonucu olarak kişi, tereddütlü davranıyor olabilir.

Şöyle ki, eğitim hayatınızı bitirdiğiniz günlerin sıcağında, hayalini kurduğunuz uzak bir ülkeden, mesela Kenya’dan davet aldınız. İlk görüşmeye gittiğinizde, yetkililere nasıl bir coğrafyada yaşayacağınızı sordunuz. İkinci görüşmede yol şartlarını konuştunuz. Üçüncü de ise aklınıza takılan diğer sorulardan birisini mevzu ettiniz. Bir sonraki gidişinizde, uygun görülen pozisyonun kapanmış olduğunu öğrendiniz.

İşte böyle bir durumda iseniz, lüzumsuz yere bilgi topluyorsunuz. Hakikati kendinize itiraf edin ve bundan sonra karar verin.

  1. Hayatî kararlar

Günübirlik kararlarınıza, bilgi toplayarak, topladıklarınız arasında denge unsurunu koruyup uzmanlarla masaya yatırarak ulaşabilirsiniz. Ancak evlenmek, meslek seçmek, hicret gibi hayatî karaları, aklınızla beraber ruhunuzla da alabilmelisiniz.

Hayatî kararları alırken benliğinizin neresinden, ne zaman, nasıl geldiğine kafa yormalısınız. İyi kararlar kalbe sürûr verir, insanı teskin eder, adeta ilaç gibidir. Bu kararları verdiğinde insan, huzura kavuşur. Böyle kararlar, bütün bir geçmişin şuuru altından, manevî hissiyatın yardımıyla verilmelidir.

  1. Zaman ve takip

Alacağınız kararda geçici mizacınızın tesiri olmaması için karara giden süreçte bir gece bekleyin. “Üzerine uyuma” tabirini yerine getirin.

Bazı kurumlarda 24 saat geçmeden şikâyet yapılmasına izin verilmez. Bunun sebebi “zaman” denen şeyin, kararların doğru alınmasının bir parçası olduğu içindir.

“Demir tavında dövülür.”,  “Her şeyin bir eşref saati vardır.” sözlerini karar verirken iyi okumak lazımdır. Zaman ve zeminle uyuşmayan kararlar, olgunlaşmamış kararlardır.

Hiçbir zaman başkalarının yerine karar vermeyin, ani kararlardan da kaçının.

Verilen her bir karar bir aksiyonun, hareketin başlangıcıdır. “Türk gibi başla, Alman gibi devam ettir, İngiliz gibi bitir.” derler ya, doğrudur. Düşünmek, harekete geçmek için hazırlıktır, harekete geçmekten korkanlar bu hazırlığı uzatır.

  1. Son kale “cesaret”

Evliya Çelebi, dünyayı dolaşmak için 50 yılını verdi. Bunu başarabilmek için birçok fedakârlık yaptı. Babasının vefatında bile onun yanında olamadı.

Eğitim için İstanbul’a yola çıkanlar, ailesinden uzak kalmayı kabul etmek zorundadırlar. Yeni bir işe başlamak, eski iş arkadaşlarınızdan, alıştığınız çevreden ayrılmak demektir. Güçlü kararlar insan zihninde bazı meçhullerin oluşmasına sebep olur.

Zor karar alma zamanlarında alçak gönüllüğü öğrenmek ve atacağımız yeni adımda muvaffak olmak için ellerimizi açıp Hazreti Allah’a dua etmemiz gerekir.

Şunu da unutmamak gerekir; “Huzur ve mutluluk, ulaşılabilecek bir yer ya da istasyon değildir. Huzur bir yolculuk, seyir ve sefer şeklidir.”

Evliya Çelebi’nin, okurunu fikrine dâhil etme teknikleri

Siz bir yöneticisiniz ve aldığınız kararlara ekibinizi dahil etmek istiyorsunuz. Dünyayı dolaşmış ve 10 ciltlik eser vermiş Evliya Çelebi’nin mücadelesi, sizin bu durumunuza yardımcı olacaktır değil mi? Öyleyse kıyaslamalı bir özet yapalım:

1- Evliya Çelebi, eserinde sarmal anlatım tekniğini uygular, yeni bilgileri eski bilgilerle kıyaslayarak ve bağlantı kurarak genişletir, misallendirir.

Aldığınız kararlar da sarmal olmalı, kıyaslama yapıldığında doğru bağlantılara çıkmalı, yeni kararınız eski ile çelişiyorsa bunu, adına karar verdiğiniz insanlara izah etmelisiniz.

2- Evliya Çelebi’nin yaşadığı dönemde resimleme, kamerayla kayıt altına alma yoktu. Heyecanına okuru ortak etmek için anlattıklarında kıyaslama, betimleme yapar, bilinenden yola çıkıp bilinmeyeni anlatırdı. Detaylı bir anlatıma ve anlatım gücüne sahipti.

Yönetici olarak ekibinizi, aldığınız yeni bir karara taşıyorsunuz, bilmedikleri, göremedikleri yeni yerlere taşındıkları için onlara göstereceğiniz bir fotoğraf yok. O halde yeni durumu anlatım gücünüzle onların zihninde oluşturmalısınız.

3- Seyahatnâme’sinde, hadiselere bizzat katılıp görüp anlatmayı tercih etmiştir. Nitekim Celâlî isyanları bunun bir göstergesidir.

Küçük bir birimi yönetiyor olsanız bile, aldığınız kararlar, insanları teşvik edici olmalı. Topladığınız bilgiler, üzerinde iyi çalışılmış, yerinde gidilip görülmüş araştırmalarının ürünü olmalılar.

4- Evliya Çelebi,  eserinde hayattan misaller vermesi ve olmuş ya da olabilecek olayları anlatması, 300 yıl sonra bile insanların dikkatini çekiyor. Hayatîlik ilkesi, onun eserine bugünün edebiyatçılarının, tarihçilerinin, geçmişlerine açılan bir pencere olarak müracaat etmelerini sağlıyor.

Bir çalışanınız, aldığınız karardan dolayı taşınması gerekiyor olabilir. Aldığınız kararları diğer insanlar tarafından yaşatmak istiyorsanız, hayatîliğe ehemmiyet verin.

5- Okuyucunun sıkılmaması için farklı yollara başvurmuş, güldürü unsurlarına ve şaşkınlık uyandıran misallere yer vermiştir. Böylece her kültürden okurları kitabında buluşturabilmiştir.

Aldığınız kararlara dahil edeceğiniz insanların hepsi bir değildir. Grup içindeki farklılıkları kucaklayan detaylara kafa yormalısınız. Mizah, karar almayı kolaylaştırır. Eğer mizah yeteneğiniz varsa bunu kullanmanın tam zamanıdır.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı