Aile ÖzelEğitim

Eyvah! Çocuğum Üstün Çıktı

Çocuklar masumdur, saf ve temizdir, olduğu gibi görünüp, göründüğü gibi olabilirler. Ve her biri farklıdır. Bazıları ise çok daha farklıdır.

Çocuğunuz akranlarından bariz bir şekilde farklılık ve üstünlük gösteriyor; çok hareketli, merakı ve öğrenme isteği fevkalade, soruları bitmiyor, cevaplardan tatmin olmuyor, eve sığmıyor, farklı bir dünyası ve bambaşka hayalleri var. Akranlarından beklenmeyen şekilde; kule yapmak için tasarlanmış blokları uzay aracı yapmak için kullanıyor. “Hayalet” kelimesinin,  “hayal” ve “et” kelimelerinin bir araya gelmesi ile terkibinden yola çıkarak, hayaletlerin gerçek olamayacağının muhakemesini yapabiliyor. Etrafınızdaki insanlar size devamlı telkinlerde bulunuyor ve nihayetinde bir uzmana gitmeye karar veriyorsunuz.

Uzman değerlendirmesini yaptıktan sonra neticeyi sizinle paylaşıyor:

-Üstün zekâya sahip bir çocuğunuz var.

-Öyle mi? Eyvah!..

Vatana millete hayırlı olsun; hayata maddi manevi katkıları olsun.

Buradaki “eyvah” ifadesi aslında ne ile karşı karşıya kalındığının tam olarak bilinmemesi olsa gerek. Bu tespitin yapılmış olması bundan sonra çocukta fazladan değişiklikler yapmayacak elbette. Ama sizi biraz değiştirebilir.

Sizi neler bekliyor, neler yapabilirsiniz?

Her şeyden önce üstün zekâlılık hakkında bilgi sahibi olarak yola başlamanız gerekecek. Konu hakkında yazılmış kitaplar, üstün zekâya sahip olmak ne demek, bu tür çocukların hissiyatları, onlar hakkında yürütülen çalışmalar, kurum ve kuruluşlar, dernekler,  yasal haklar gibi konuları bilmek gerekiyor.

Üstün çocuğunuzla birlikte bambaşka, renkli ve dinamik bir hayata hazır olun. Başkasına çoğunlukla ihtiyaç duymayan, kendi işini kendine has metotlarla halleden, sizin aklınıza hiç gelmeyen ve sizi çok şaşırtan işler yapan bir çocuğa sahipsiniz. Herkesin fark ettiği, parmakla gösterdiği, okulda en çok tanınan çocuğun anne babası oldunuz. Bu sizi gururlandırabilir. Şükredip iyi yetiştirebilmek için dua edebilirsiniz.

Üstün zekâlı bir çocuğa sahib olmak her zaman avantajlı bir durum değildir. Gülün dikeni misali… En başta onunla konuşmalarınızda, zıtlaşmaya davetiye çıkarmamak için, anlaşma yolunu seçmeniz gerekecek. Şayet ondan bir şeyleri yapıp etmesini istiyorsanız, bu isteklerinizin gerekçelerini ve mantığını da hazır etmelisiniz. Mantığı ve gerekçesi kabul görmeyen her konuda, çocuğunuzu karşınızda bulabilirsiniz.

“Ben babayım-anneyim…” ile başlayan ifadeleri evde çok kullanıyorsanız, bunu da değiştirmeniz gerekecek. Zira otoritenize ortak olmak isteyen bir çocuğunuz var. Bu noktada otoriteyi çocuğa bırakın demek hata olur. Ancak ona bir şey yaptırırken, sizin de kabul edebileceğiniz alternatifler sunmak, onunla anlaşmayı kolaylaştıracaktır. Mesela “Dişlerini fırçala.” emrine, “Sen neden fırçalamıyorsun?” cevabını almak yerine; birlikte diş fırçalamayı teklif edebileceğiniz gibi “Dişlerini birazdan benimle mi yoksa hemen mi fırçalamak istersin?” gibi alternatifli cümleler işinizi kolaylaştırabilir. Sunulacak alternatif sayısı ve niteliği çocuğun yaşına göre değişiklik gösterebilir. Böylece siz istediğinizi yaptırırken, çocuğunuz da karar vermiş olmanın güvenini hissedecektir.

Üstün zekânın mahremiyeti olmalı

Çocuğunuzun üstün zekâya sahip olduğunu sadece ilgili birkaç kişinin bilmesi yeterli olacaktır. Çünkü bu durum hassasiyetle üzerinde durulması gereken ve mahremiyeti olan bir konudur. Bunu dillendirmek kısa vadede hoş gelse de uzun vadede özellikle çocuğa zarar verecek, ruh sağlığını olumsuz etkileyecektir. Bu, onu takdir etmeyin anlamı taşımaz. Başarısını takdir etmek, onu taltif etmek elbette önemli ve onun hakkı, ancak “üstün zekâlısın, çok farklısın” ifadeleriyle değil.

Üstün zekâlı ama hâlâ çocuk

Akranlarıyla iletişimde problemler yaşaması onları yalnızlaştırabilir. Bu gibi durumlarda empati (kendini karşısındakinin yerine koyabilme-hisdaşlık) kurabileceği ortamlar oluşturarak akranlarını anlayabilecek duygusal-hissi gelişime sahip olmasına yardımcı olabilirsiniz.

Okulda alacağı eğitim onu tatmin etmeyebilir. Bunun için ona ilgi duyacağı alanlarda yeni fırsatlar sunmak gerekiyor. Koşu, yüzme, proje tarzında çalışmalar, okuldaki sosyal faaliyetlerde aktif olma, ilgili olduğu alanda üretici olabileceği hobiler ve sanat alanları, hafızlık, bitki yetiştirme, atıkları değerlendirme ve kullanılabilir eşyalar yapma, hat, dil öğrenme ve daha birçoklarını teşvik edebilirsiniz.

Çevrenin (aile- akraba- öğretmen vb.) ya da kişinin kendisinin oluşturacağı mükemmel olma kaygısı söz konusu olabilir. Ve bu, kendisine hata yapma hakkı vermeyen bir durumu oluşturabilir. Böyle bir durumda mükemmel olma kaygısını artıracak “Nasıl yapamazsın? Hâlâ yanlışların var, tam puan almalısın?” gibi tepkilerin yerine onun da hata yapabileceğini, yeri geldiğinde ifade etmek ve bu durumunu kabul etmek faydalı olacaktır. Çocuğun bu konudaki motivasyonunu artırabilmek için, başarısızlıkların zaman zaman yaşanabileceğini ona ifade ettikten sonra; “bir dahaki sefere” ifadesini kullanarak başarılı olmak için, tekrar deneme fırsatına sahip olduğunu hatırlatabilirsiniz.

Ayrıca onun üstün zekâya sahip olmakla birlikte hâlâ bir çocuk olduğunu unutmamak gerekiyor. Sürekli olgun ve mantıklı olma, üst düzey oyunlar oynama gibi beklentilerden de uzak durmakta fayda var.

Hangi özelliğe sahip olursa olsun her çocuk annesinin sonsuz şefkat ve merhamet kanatları altına girmeyi hak etmiştir. Her çocuk özeldir ve her çocuk; karakter ve kişiliğine ahlaki güzelliğin nakşedilmesini ister ve saygıyı hak eder. Farklılık arz eden konu ise her çocuğun ihtiyacıdır. Çocuğun ihtiyacına göre yapılacak olanlar belirlenir.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı