Araştırma

Farklı Yönleriyle 6 Kitap Analizi: Orta Doğu

 

Arap coğrafyasının tarihini doğru anlamak bugünkü gelişmeleri anlayabilme açısından ehemmiyet arz etmektedir. Tarihî hadiselerin dikkatli bir şekilde okunması sosyal ve siyasî hayatın gelişimi ile ekonomik ve sosyal yapıların arka planını anlamaya yardımcı olacaktır. En kadim medeniyetleri barındıran Arap coğrafyasında yaşayan halkların tarihinin Türkçe literatürde anlatıldığı başlıca eserlerden birisi Albert Hourani’nin Arap Halkları Tarihi eseridir.

Arap Halkları Tarihi

1991’de İngilizce olarak yayımlanan eser 1997’de Türkçeye çevrilmiş ve 2012 yılına kadar 9 baskı yapmıştır. İslam dininin içerisine doğduğu zaman dilimindeki sosyal hayatın kodlarını açıklayarak başlayan çalışma daha sonra bu coğrafyada yaşanan köklü değişimleri, toplumsal yapılardaki dönüşümleri, siyasallaşma süreçlerini ve düşünce dünyasını şekillendiren başlıca ideolojileri derinlemesine incelemektedir. Osmanlı’nın hüküm sürdüğü yüzyıllarda ve yine Avrupa’daki imparatorluklar çağında Arap dünyasının ne tür gelişmelere sahne olduğu da kitapta yer almaktadır. Dünya savaşlarının ardından Arap halklarının demografik durumları, sosyolojik dönüşümleri ve ekonomik gelişmeleri de çalışmanın son bölümünde anlatılmaktadır. Arap coğrafyasında İslami hareketlerin gelişerek yayılması ve milliyetçilik ve sosyalizm gibi ideolojilerin daha fazla toplumda daha fazla karşılık bulması da Hourani’nin analizinde yer almıştır.

Ortadoğu’yla ilgili Batı menşeli yayınların birçoğu benzer eksiklikleri barındırmakta. Oryantalist bir yaklaşım, sübjektif tanımlamalar ve metodolojik eksiklikler bunların en önde gelenleri. Bu yüzden Batı’dan yapılan analizlerin önemli bir kısmına temkinli yaklaşmak gerekmektedir. Türkiye’de bölgeyi çalışan hemen herkesin üzerinde uzlaşıya vardığı ve Ortadoğu’yla ilgili önerilen kaynakların başında gelen William Cleveland’ın Modern Ortadoğu Tarihi kitabı en makbul batılı çalışma olarak öne çıkmaktadır.

Modern ortadoğu tarihi

2008 yılında Agora Yayınları tarafından Türkçeye çevrilen kitap beş ana kısım ve 24 alt başlıkta Ortadoğu’nun özellikle Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşadığı merhaleleri anlatıyor. Modern Ortadoğu Tarihi’nde Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı düzeninin sona erişi, Arapların bağımsızlık mücadelesi, İsrail probleminin ortaya çıkışı, Arap coğrafyasında demokratikleşme çabaları/sancıları, otoriterleşme girişimleri ve petrol çağında Ortadoğu gibi konular ülkeler bazında ele alınarak bölgeye dair kapsayıcı bir çalışma ortaya sunulmuştur. Cleveland eserinde daha ziyade siyasî gelişmelere odaklanırken, toplumsal, ekonomik ve sosyal gelişmelere daha sınırlı şekilde de olsa yer vermiştir. Bu yönüyle çalışma bir taraftan modern Ortadoğu’nun siyasi tarihini okuyucuya sunarken, diğer taraftan da dönemin toplumsal dönüşümlerini, ideolojik kamplaşmalarını ve ekonomik gelişimini de tarihsel bir anlatıyla betimlemektedir. Kitap sadece içeriği ile değil son kısmındaki Ortadoğu’ya dair seçme bibliografya ile de bölgeyi daha derinden tanımak isteyenlere yol gösterici olmayı hedeflemiştir.

Arap coğrafyasının siyasi ve sosyal tarihinin yanında düşünsel tarihi de bölgenin doğru anlaşılabilmesi açısından önem arz eder. Kimilerine göre son yıllarda siyasal istikrarsızlığın gölgesinde bir fetret dönemi yaşayan Arap düşünce dünyası, yaşadığı bütün zorluklara rağmen fikri üretime devam edebilmiştir. Bu düşünsel zenginliğin özellikle son 50 yıllık resmini Çağdaş Arap Düşüncesi eserinde ortaya çıkaran İbrahim M. Ebu-Rabi bu alanda ilim dünyasında hatırı sayılır bir katkıda bulunmuştur.

Arap Entelektüel tarihi

Ebu Rabi bir taraftan modern Arap düşüncesinin geçirdiği safhaları anlatırken diğer taraftan da günümüz problemlerine Arap dünyasının fikir adamlarının verdiği yanıtları ve çözüm önerilerini açıklamaktadır. Ebu Rabi çalışmasında ayrıca daha önceki yüzyıllarda düşünce dünyasına yön veren Müslüman ilim adamlarının aksine günümüz düşünürlerinin neden daha geri planda olduğu sorusunun cevabını da aramaktadır. Modern İslam düşünürleri olan Raşid El-Gannuşi, Muhammed El-Gazali ve Muhammed Abid El-Cabiri’nin görüşlerine geniş bir biçimde yer veren eser yine modern dönemde öne çıkan Arap düşünce adamlarını da incelemektedir.

Son yıllarda Türkçe literatürde Ortadoğu’daki siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmeleri derinlemesine inceleyen en nitelikli çalışma serisi 2005 yılından bu yana çıkarılan Ortadoğu Yıllığı’dır.

Ortadoğu Yıllığı

2014 itibariyle Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi tarafından çıkarılan çalışmada Prof. Dr. Kemal İnat ve Prof. Dr. Muhittin Ataman editörlüğünde çekirdek Ortadoğu olarak tanımlanan coğrafyada yer alan 15 ülke konunun uzmanları araştırmacılar tarafından analiz edilmektedir. Ortadoğu ülkelerinin iç ve dış siyasal gelişmeleri çalışmaların temel çerçevesini oluştururken yine sosyal, ekonomik ve toplumsal anlamda öne çıkan olaylar da analizlere dahil edilmektedir. Ortadoğu Yıllığı’nda ayrıca bölgeye dair daha geniş kapsamlı araştırma makaleleri de yer almaktadır. Ortadoğu Yıllığı’nın en önemli özelliği çalışmaya konu olan ülkenin verili bir yıl içerisindeki tüm siyasal, ekonomik ve toplumsal gelişmelerine yer veriyor oluşudur. İlk baskısının 2005’te yapıldığı göz önüne alınırsa Ortadoğu Yıllığı ile yaklaşık son on senede Ortadoğu’da yaşanan tüm gelişmelere kapsamlı bir biçimde ulaşılabilecektir.

Ortadoğu’da son yılların en önemli gelişmesi olarak tanımlanan Arap devrimleri süreci özellikle bölgenin siyasal dönüşümünü anlamak ve bu süreçteki dinamiklere vakıf olabilmek açısından büyük öneme sahiptir.

Önce Tunus’ta başlayan ve sonrasında Mısır, Libya ve Yemen’e sıçrayan halk hareketleri Suriye’de iç savaşa dönüşmüştür. Bu süreçte yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda Mısır’ın Arap devrimleri bağlamındaki en önemli halka olduğu söylenebilir. Mısır, bölgesel politikalardaki etkinliği, kalabalık nüfusu ve ABD ve İsrail’in bölgesel çıkarları açısından taşıdığı önem itibariyle hem Arap rejimleri hem de küresel aktörlerce dikkatle takip edilmektedir. Bu yüzden 25 Ocak 2011’de başlayan ve Hüsnü Mübarek rejiminin çöküşüyle sonuçlanan devrimin ardından yaşanan gelişmelere dış aktörler müdahil olmuş ve ülkede demokratik bir düzene geçilmesi engellenmeye çalışılmıştır. Mısır’daki devrim sürecini anlamak Arap Baharı olarak da isimlendirilen demokratikleşme hareketini anlamak açısından önem taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye’de çıkan en yeni kitaplardan birisi yazarı olduğum Mısır Devrimi Sözlüğü’dür.

Mısır Devrimi Sözlüğü

Çalışmada Mısır devrimine dair bilinmesi gereken 50 madde kısa ve özlü biçimde incelenerek devrim süreci anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Hüsnü Mübarek, Yusuf ElKaradavi, Vael Ghonim gibi devrimde öne çıkan aktörlerin yanında Devrimci Sosyalistler, 6 Nisan Hareketi, Suudi Arabistan, ABD, El-Cezire ve El-Ahram gibi devrimde etkin rol oynamış grup, ülke ve unsurlar da analize dahil edilmiştir. Çalışmanın en önemli özelliği ise kaleme alındığı süre boyunca Mısır’daki gözlemlerle zenginleştirilen tespitlere ve devrim sürecindeki aktörlerle birebir yapılan görüşmelere yer vermesidir. Ayrıca çalışmanın ilk kısmındaki Mısır devriminin geçirdiği süreci anlatan giriş mahiyetindeki kapsamlı analiz özelde Mısır genel olarak da Arap devrimlerinin anlaşılması konusunda faydalı olacaktır.

Ortadoğu’nun kendi bölgesel dinamiklerini anlamanın yanında bu coğrafyaya ilgisi olan uluslararası aktörleri tanımak ve bu aktörlerin bölge siyasetlerini nasıl şekillendirdiğini anlamak da önem taşımaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinin Ortadoğu’ya en yoğun bir biçimde müdahil olan dış aktör olduğu söylenebilir. Bu yüzden Washington’un bölge politikalarının şekillenmesinde ciddi etkisi olan İsrail lobisi unsurunun doğru bir biçimde öğrenilmesi hayati önem taşımaktadır.

İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası

Uluslararası İlişkiler alanında saygın iki profesör olan John J. Mearsheimer ve Stephen M. Walt’un İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası isimli çalışmaları bu konuda en objektif kaynaktır. Tam da bu hususi durumundan yayımlanma konusunda birçok yayınevinden olumsuz cevap alan yazarlar daha sonra Farrar, Straus ve Giroux adlı yayınevi ile anlaşarak kitabı yayınlatabilmişlerdir. Amerika’daki en güçlü hareketlerden olan İsrail lobisinin tanımını yapan yazarlar daha sonra ABD’nin özellikle dış politikadaki karar alma süreçlerinde lobinin etkin rolünü incelemişlerdir. Gözlemler, mülakatlar, istihbarat bilgileri ve araştırmalarla İsrail lobisinin Amerikan dış politikasının şekillenişindeki etkisini özellikle Ortadoğu siyaseti bağlamında gözler önüne seren çalışma bir taraftan Amerikan-İsrail işbirliğinin kodlarını barındırırken diğer taraftan da bölge siyasetinde dış aktörlerin etkisini açığa çıkarmaktadır. Kitabın vurgu yaptığı bir diğer nokta ise lobinin etkisi altında şekillenen Amerikan dış politikasının aslında ülke çıkarlarına aykırı olduğu ve gelecekte Amerika’nın küresel siyasetine olumsuz etkileri olacağıdır.

 

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı