Kültür Sanat

Kendi Söküğümüzü Dikerken

Fotoğrafik Hafızamız

Söz sözü, söz de zihni açar. Şemseddin Sami’nin üç sözünü sıralayalım. “Bir kavmin terbiyesi, kadınların terbiyesine mütevakkıftır… Kadınların sağ elinde iğne, sol elinde kitap olmalıdır… Toplum, kadınların kalemi kadar iğnelerine de muhtaçtır. Sadece ilim tahsil edip de dikiş vesaire işleri öğrenmeyen veya yapmaya tenezzül etmeyen kız, toplum hayatında bir kadın kaybettirmiş olur…”

Söküklerimiz o kadar fazla ki, dikmeye zamanımız ve dikecek kimsemiz yok diyerek, atıyoruz bir kenara. Oysa söylenmişti ki bize “İlk düğmenin yeri yanlış dikilirse, bütün elbise yanlış iliklenir.” Bazen elde, bazen makinede söküklerimiz bir bir tamir edilir, dikilirdi. “Yamalı olsun ama temiz olsun.” diyerek nezafete ihtimam gösterilirdi. Bugün maddeten ve manen sökülmüş, yırtılmış, yanlış dikilmiş o kadar gömlekler var ki; bedenimize, ruhumuza dar geliyor. Özellikle yenilik müptelası, kendi söküğünü dikemeyen usta(!) ellerce bir bir atıldı, yıkıldı değerlerimiz. Öyle ki yama yapacak yerimiz ve değerimiz kalmadı; çok yamadan değil, hiç bulamamaktan.

Kadınlarımız, hanımlarımız, annelerimiz çocuklarına ahlâk elbiseleri de dikmediği müddetçe toplum, toplu bir mutluluğa erişemezdi. Çünkü erkekleri de kadınlar terbiye ederdi. Yoksa ne sözümüz ne de özümüz dikiş tutardı. Kendi söküğünü dikemeyenin gözü, başkasının yamasında olur. Dikmeyen, söker; yapamayan, yıkardı; yıkım yapardı.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı