Araştırma

Güle Güle Plastik Diyebilecek miyiz?

Süzgeç

Plastik ilk defa Amerika Birleşik Devletleri’nde, DuPont kimya firmasında Wallace Carothers (1896-1937) isimli profesörün başında olduğu ekip tarafından 1937 yılında icat edildi. Yapımında petrol ve türevleri kullanılan plastikten ilk üretilen ürün, diş fırçası kılı oldu. Sonra naylondan iplik yapılarak bu iplikten ilk defa çorap imal edildi. Böylece insanlığın başına çorap örülmeye başlandı, desek yanlış olmaz.

İkinci Dünya Savaşı sırasında naylon, paraşüt yapımında kullanılan ipeğin yerini aldı, derinden ve hızlı bir şekilde hayatımızı sarmaya başladı. 1900’lerin başında ortaya çıkan plastiğin dünyayı çepeçevre sarması için sadece 100 yıl yetti. Günümüzde naylonun girmediği alan kalmamış gibi görünüyor. Üreticilerine milyarlarca dolar kazanç sağlıyor, insan sağlığını da bir o kadar tehdit ediyor. Bu yazıyı okurken etrafınızı dikkatle kontrol edin. Plastik olmayan ne kadar az malzeme bulabileceksiniz veya naylon olan ne kadar çok malzeme olduğunu hayretle müşahede edeceksiniz.

Ucuz plastiğin yahnisi yavan olur

İlk zamanlar hayatı kolaylaştırdığı zannedilen, ticarî olarak büyük kazançlar sağlayan plastiğin zaman geçtikçe zararlarının olduğu anlaşılmaya başlandı. Ucuz etin yahnisi pek “yavan” olacaktı tabii ki. Bugün plastiğin kanser başta olmak üzere kalp, karaciğer, böbrek gibi organlarda pek çok hastalığa sebep olduğu biliniyor. Şeker hastalığı, görmede azalma, kısırlık, böbrek hastalıkları ve daha niceleri. Hayatı kolaylaştırdığı zannedilen plastiğin, insanı ne kadar zorladığı aşikârdır.

Plastik niye var?

Plastiğin zararları insanla kalmaz, çevreye de yayılır. İnsanın plastiği, bitkiler ve hayvanlar için eziyete dönüşür. Plastik ürünler tabiatta kolay kolay çözünmezler. Kara ve denizlerde çok büyük kirlenmeye sebep olurlar. Denizlerdeki balıkların karnından naylon poşetler çıkmaktadır. Bu naylonlar hem suyu hem de balıkları zehirleyerek öldürür.

Karada toprağın kirlenmesine, sulara karışarak bozulmasına sebep olur. Naylon maddelerin küçük parçacıklara ayrılarak tabiatta yüzyıllarca çözünmeden kaldığı tespit ediliyor. İçtiğimiz suyu hatta yemeğimize koyduğumuz tuzu tahlil ettiğimizde içerisinde plastik bulunduğu görülüyor. Teneffüs ettiğimiz hava incelendiğinde içerisinde plastik parçacıkların bulunduğu ortaya çıkıyor.

Misaller çok ama bir tanesini ele alalım. Türkiye’de trafiğe kayıtlı 25 milyon civarında araç olduğu ifade ediliyor. Araçların en az dört tekerleği var. Yani 100 milyonu aşkın lastik tekerlek yollarda hareket halinde ilerliyor. Araç muayenesine gittiğiniz zaman lastiğin kalınlığını ölçüyorlar, aşınmış ise muayeneden geçemiyor. Peki, bu milyonlarca aracın aşınan lastiklerinin parçaları nereye gitti? Tabii ki toprak, hava ve suya karıştı, oradan da maalesef bize bulaştı.

Şehir şebeke suları kullanımı kolay olduğu için evlerimize plastik borularla geliyor. Tarlalar hep plastik borularla sulanıyor. En önemlisi evimizde, mutfağımızda yiyecek ve içeceklerimizin birçoğu plastik kaplarda saklanıyor. Özellikle hurda plastikten yapılan siyah renkli plastik maddelerin daha kalitesiz ve zararlı olduğu vurgulanıyor.

Diğer açıdan insanlar kendi elleriyle su kaynaklarını aşırı derecede kirletiyorlar. Böylece temiz su kaynağı bulmak zorlaşıyor ve hazır suların kullanımı artıyor. Hazır sular üzerinde sağlık açısından tartışmalar devam ederken, onların konulduğu şişe ve damacanalar hakkında da tartışmalar dinmiyor. Özellikle plastik şişe ve damacanaların tekrar kullanılması, plastiğin zararları, suların konulduğu kapların temizlik ve hijyeni, deterjanla yıkanması gibi daha birçok konu gündeme geliyor. Bu tartışmalar, camdan imal edilen şişe ve damacanaları ortaya çıkardı ve insanlar onlara yönelmeye başladı.

Doğmamış çocuğa miras: Dioksin

Plastik şişelerde diğer bir tehlike ise, plastik maddelerin özellikle ısıyla ve sıcak suyla temasında kanserojen etkisi olduğu bilinen dioksin oluşmasıdır. Pet şişelerde satılan sulara, güneşin ve sıcağın etkisiyle kanserojen dioksin maddesi karışır. Dioksin bir kere bedene girdikten sonra dışarı atılamaz. Yağ, dokuda birikir ve canlının hayatı boyunca orada kalır. Emzirmeyle birlikte kadınlar, dioksini bebeklerine aktarırlar. Böylece bebekler, daha ilk günden kanserojen madde olan dioksinle tanışır.

Kansere açık davetiye: Bisfenol A

Alışveriş yaptınız veya bankamatikten para çektiniz. Haliyle fişi elinize aldınız. Aslında kendi elinizle hastalığı tutuyorsunuz. Nasıl mı? Fiş ve makbuzlarda Bisfenol A maddesi bulunur. Yapılan araştırmalara göre Bisfenol A maddesi deriye direk olarak temas ettiğinde çeşitli kanser türlerine sebep oluyor.

Sadece bununla kalmıyor Bisfenol A:

  • BPA’ya maruz kalan anne karnındaki ceninler ve çocuklarda büyüme ve davranış bozuklukları,
  • Prostat kanseri, kalp hastalıkları, karaciğer ve enzim bozuklukları, diyabet gibi rahatsızlıklar,
  • Tiroid fonksiyonlarını azaltarak obeziteye ve astıma sebep olma.

Üreticiler bu madde konusunda bilinçlenmeye, ürettikleri maddelerden çıkarmaya çalışıyorlar. Ama bir yandan da yılda 3 milyon tonluk üretim devam ediyor.

Bisfenol A maddesi sadece fişlerde değil plastik şişeler, saklama kapları, damacanalar, parfüm, deodorant şişeleri gibi eşyaların içinde bulunuyor. Bu maddenin bulunduğu bir damacananın insanı kanser etmesi için günde 600 damacana içilmesi gerektiği söyleniyor. Ama bir yandan da firmalar, bu maddeden kurtulmanın yollarını arıyorlar. Bulanlar, ürünlerinde “free bisfenol” yazısı ile tüketicilerin endişelerine karşılık veriyorlar.

Plastikten kurtulmanın yolu

Plastik canavarından tamamen kurtulmamız kısa zamanda zor görünüyor. Çözüm olarak plastiğin kullanıldığı her alanda alabileceğimiz birtakım tedbirler olabilir. Plastik mamullerin değişik türlerinin olduğunu, kalite bakımından farklı ürünler bulunduğunu ifade etmek lazım. Ancak bizim bunları ayırt etmemiz zor. Bu konuda yetkili olanların gerekli tedbirleri alması gerekir. Bir de bazı ürünlerin üzerinde doğada çözünen maddelerden üretildiği yazar. Bunları tercih etmek, ilk adım olarak uygun olacaktır.

Mutfaktan başlayalım

Gıdaların, hele sıcakken plastik ile temasının çok tehlikeli olduğunu duymayan yoktur. Mutfağımıza yakından ve dikkatlice bakarsak ne kadar çok naylon maddenin olduğunu görürüz. Mutfaktaki plastik malzemelerin yerine camdan ve diğer sağlıklı maddelerden yapılanları koymaya çalışalım. Yeni plastik ürün almamaya çalışalım.

Elbiselerle devam edelim

Bugün her türlü giysi %100 naylondan üretilebiliyor. Dokumacılıkta kullanılan maddelerin içinde en iyisi, ama en pahalısı ipek böcekleri tarafından örülen gerçek ipektir. Bugün onu bulmak hem zor hem de pahalıdır. Bu nedenle bilim adamları yaklaşık 300 yıl süreyle ipeğin ucuz bir taklidini yapmaya çalıştılar ve bunu naylonu icat ederek başardılar! Naylondan ilk yapılanın çorap olduğunu söylemiştik. Kısacası bozulma ayaktan başladı, giysilerle devam ediyor. Plastik ürünler hava aldırmadığı, teneffüsü engellediği için bedene zarar veriyor.

Para için değil, sağlık için çözümler

Naylon poşetler ilk defa 1955 yılında Amerika’da kullanılmaya başlandı. Naylon poşet kullanımı artık büyük bir felaket halini aldı. Poşetlerin çok fazla kullanılması çevreye, insan sağlığına zararının çok olması sebebiyle yasaklanması konusunda tartışmalar devam ediyor. Naylon poşetler kara ve denizlerde kirliliğe en çok sebep olan maddelerin başında geliyor.

Bizim ne güzel doğal malzemelerden yapılmış bez torbalarımız vardı. Poşeti para ile satıldığı için değil, zararlı olduğu için terk edelim. Onun yerine bez torbaları, kâğıt keseleri kullanmaya gayret edelim.

Dört duvar plastikle çevriliyiz

Evlerimizin iç duvarlarını plastik boya ile boyuyoruz veya boyacılar boyuyor. Böylece içten evimizi plastik ile kaplamış oluyoruz. Dıştan yalıtım için mantolama yapılıyor. Onun da malzemeleri plastik. Evimizi içten ve dıştan plastikle kaplamış oluyoruz. İşte, plastikle tamamen kuşatıldık. Evdeki halı, kilim, koltuk gibi diğer naylonları henüz saymadık. Böyle bir evde sağlıklı yaşamak ve sağlıklı nesiller yetiştirmek ne kadar mümkün olabilir? Önceden duvar boyası olarak teneffüs edebilen ve mis gibi kokan doğal kireç badanalarımız vardı. Onu maalesef kendimiz yok ettik.

Benzinle çalışan plastik arabalar

Arabaların içi, çoğu plastik olan maddelerle kaplıdır. Kapalı ve dar alanda özellikle güneş vurunca zararlı kimyasallar, arabanın içerisinde toplanır. Arabaya bineceğimiz zaman önce camlarını açarak iyice havalandırmak gerekir. Arabanın içerisindeki kötü havayı bastırmak için bir de kimyasal araba kokusu yayılıyorsa tehlike daha da büyüyecektir. Bu konuda toplu taşıma araçlarının daha çok kullanılması, elektrikli demir yolu ağlarının çoğaltılması, arabaların zararını bir nebze olsun azaltabilir.

Sonuç olarak plastik, hayatımızı çevrelemiş olabilir. Ne olursa olsun ümitsizliğe kapılmamamız gerekir. Çünkü bunu kendi ellerimizle yaptık, yine kendi ellerimizle temizleyebiliriz. Hayatımızda yeni bir sayfa açalım ve gücümüz yettiği kadar güle güle plastik diyelim.

Plastik ile alakalı veriler ve istatistikler

  • Günümüze kadar üretilen plastiklerin %75’i atık olarak doğada bekliyor
  • Denizlerdeki plastiklerin %80’inin karadan geldiği biliniyor.
  • Plastik kullanımı ve çevreye atılması bu şekilde devam ettiği takdirde, 2030 yılına gelindiğinde plastik atık miktarının 104 milyon metrik tona ulaşması bekleniyor.
  • Son yıllarda plastik üretimi 400 milyon metrik tona ulaştı. Bu, şu demek oluyor; dünyadaki herkese 53 kilogram plastik düşüyor.

Alınabilecek en pratik tedbirler nelerdir?

  • Sert plastik ürünlerini zararlı kılan, plastiğin içindeki ”Bisfenol A” denilen ham maddedir.
  • Plastiklerdeki mevcut bu ham maddeler obeziteye yol açar, diyabet, astım, kalp damar hastalıkları ve karaciğer hasarına neden olabilir.
  • Plastik kapları buzdolabına koymayın,
  • Arabada bırakılan pet şişelerdeki suları içmeyin,
  • Eve alınan damacanalardaki suyu hemen cam kaba boşaltın,
  • Cam biberon kullanın,
  • Sıcak çay, kahve gibi içeceklerin konduğu plastik bardak ve plastik karıştırıcıları kullanmayın,
  • Plastikleri sert deterjanlarla yıkamayın,
  • Bütün gıdaların tüketiminde cam şişe ve kaplar kullanın.

Plastik kullanım alanları

Kırmızı alanlar:

  • PS Kodu

Çayların konulduğu köpük bardaklar, köpük tabak, beyaz eşyaların kutularının içine kırılmasın diye konulan kenar köpükler, fastfood ürünlerinin konulduğu tabakların imal edildiği malzemelerde bu kod yazılıdır. Kullanım alanı, bu kadar fazla olmasına rağmen oldukça zararlıdır. Özellikle çayı asla plastik bardaklarla içmeyin. Çünkü PS kodundaki ürünler doğrudan benzen maddesinden yapılır. Benzen, kanserojen maddedir. Mümkün olduğunca uzak durmak gerekir.

  • PETE veya PET kodu

Bu kod, yumuşak ya da şeffaf gıda ürünlerinde tek kullanımlık için sağlıklı olduğunu ifade eder. Dondurulmamalı, bulaşık makinesinde yıkanmamalı ve mikrodalga fırında kullanılmamalıdır. Ayrıca ilk kullanımdan sonra imha edilmeleri gerekir. Tekrar kullanım için yeterince temizlenemez ve tekrar kullanıldığında içerisinde zararlı bakteriler ürer. Küçük pet şişeler, su şişeleri bu kategoriye girer.

  • V veya PVC Kodu

Streç folyo, dış mekân eşyaları, plastik zemin malzemeleri, duş perdeleri ve plastik ambalajlarda kullanılır. Zararlıdır. İçindeki zararlı maddeleri gıdalara sızdırma tehlikesi olan plastik maddelerin üzerinde yer alır. Dolayısıyla gıdalara kesinlikle yakın olmamalıdır.

Sarı alanlar:

  • LDPE Kodu

Kuru temizleme, çöp torbaları, yemek saklama kaplarında bulunur. Zararsız olduğu varsayılır. Gıdalarda kullanılmasında bir sakınca görülmez. Mikrodalga fırınlara ya da bulaşık makinesine atılabilir.

  • HDPE Kodu

Genellikle deterjan ambalajları ve pet sütlerde ve oyuncaklarda kullanılır. BPA içermediği için bulaşık makinesinde yıkanması sorun teşkil etmez. Gıdalar için kullanımında sorun olmaz. Yine de dikkat edilmesi gerekir.

Yeşil alanlar:

  • PP veya PE kodu

PE, Polietilen kelimesinin kısaltmasıdır. En güvenilir plastik malzemedir. HDPE ve LDPE’nin daha da yoğunlaştırılmış halidir. Isıya karşı dirençlidir. Isıtıldığı zaman diğer plastikler gibi erimez. Bu da onu muhafaza ettiği malzeme için iyi bir koruyucu yapar. İçinde sızdırdığı bilinen zararlı herhangi bir madde yoktur. Mikrodalga ve bulaşık makinesinde kolaylıkla kullanılabilir.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı