Hikaye ve Günlükler

Güneşi Takip Eden Yıldızlar

Kübra'nın Günlüğü

Halam bizi yemeğe davet etti. Annem, ağabeyimle bana, “Çocuklar hazırlanın. Babanız işten gelince halanlara yemeğe gideceğiz.” demişti.

Akrabalık bağlarımız çok kuvvetlidir. Halam çok güzel yemek yapar, halamın çocukları Vedat ve Sena ile çok iyi arkadaşız.
“Onlarla güzel vakit geçireceğimizi düşünüyorduk.

Bizi güler yüzle kapıda karşıladılar. Halama yaptığı yemekler için teşekkür ettikten sonra biz dört arkadaş evin çatı katına çıktık.

Çatı katı pek sık kullanılmıyordu. Bu yüzden fazla eşya da yoktu. Yerde halı seriliydi. Halının üstüne uzanıp çatıdaki dört adet uzun camdan gökyüzüne bakmaya başladık. Gökyüzü açık, yıldızlar çok net bir şekilde görülebiliyordu.

Hemen aklımıza oyun oynama fikri geldi. Herkes kendisine denk gelen camdan yıldızları saymaya başladı. Ancak yıldız sayısı sürekli artıyor ve hiç bitmiyordu. Demek ki hava gittikçe kararıyordu. Birden abim “Benim camımda binlerce yıldız var.” dedi.

Vedat “Nasıl?” dedi.

Abim, “Şuan ışığı hala dünyaya ulaşmamış yıldızlar var ve onları göremiyoruz. Sonsuz uzayda sonsuz yıldız olması doğru değil mi?”

Ne diyebilirdik ki… Sonra abim “Güneş sistemi diye bir şey var.” Ben, “Güneş sistemi; Güneş ve güneşin etrafında dönen gezegenler değil mi?” dedim.

Abim, “Evet, en kolay bu şekilde açıklanabilir. Ancak güneş dünya ve diğer gezegenleri nasıl etrafında tutuyor. Bunu biliyor musunuz?” Abim ayağa kalktı ve odanın tam ortasına geçti. Etrafına üç adet daire çizdi. “Sen birinci daireye, sen ikinci sen de üçüncü daireye geç ve benim etrafımda çizdiğim çizgilerden çıkmadan dönelim şimdi.” dedi. Abim güneş bizler ise güneşin etrafında dönen gezegenler olmuştuk. Hem eğleniyor hem de öğreniyorduk. Dönmekten yorulunca yere oturduk.

Sena, “Mustafa Abi Güneş çok uzak, sıcak ve her gün aynı yerden doğup aynı yerden batıyor. Bu nasıl oluyor?”

Abim, “Evet, Sena aklıma bir şey getirdi. Biraz önceki anlattıklarım Fen Bilgisi kitaplarında vardı. Bir de bunu farklı yönden inceleyelim mi?”

Şaşırmıştık. Abim ne anlatmak istiyordu. Evet anlamında başımızı salladık.

Abim, “Benim bazen aklıma gelir, bazı insanlar Güneş tiplidir.”

Vedat “Güneş tipli insan ne demek?”

Abim, “Güneş nasıl diğer gezegenleri etrafında döndürüyor, onları yönetiyorsa, bazı insanlar da güneş gibidir. Kuralları koyar ve
onun kuralları içinde diğer insanlar hareket eder. Haydi bir tane misal verin.”
Vedat, “Mesela bir kurumun idarecesi. Kuralları idareci koyar, çalışanlar ve öğrenciler bu kurallara uyar.”Abim “Olabilir. Peki, dünya tipli insanlara örnek verebilir misiniz? Her şeyini başkaları için feda eder, fedakardır, cefakardırlar.” Vedat ve Sena birlikte, “Anneeem…” dediler.

Abim, “Evet, anneler dünya gibidir. Ben de sizin gibi düşünüyorum. Peki bir de ay var.” Ben söz aldım. “Ay dünyanın uydusu olduğuna göre, ay tipli insanlara uydum akıllı mı denir?” Benim bu sözüme herkes dakikalarca güldü.

Tabi ki ay gibi olan insanlar da ışığını güneş gibi olan insanlardan alıyordu.

Abim, “Ya yıldızlar? Yıldızlar kime benziyor?” diye sordu.

Sena, “Yıldızlar da çocuklar değil mi?”

Abim, “Evet. Çok haklısın Senacığım.

Çocuklar yıldız gibidir. ^ Çocuklar geleceğin güneşi olacaklar.”

“Öyleyse biz güneşi takip eden yıldızlarız değil mi?” dedim.    Yine herkes gülmeye başladı.

Bu akşam hem eğlendirmiş hem de faydalı şeyler öğrenmiştik. Halamın yemek daveti sebebiyle Vedat ve Sena ile güzel vakit geçirmiş olduk.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı