AraştırmaİnsanKeşfet

Haksızlık Anında Koruyucu Tedbirler

Düşünün şimdi…

Yoğun bir iş haftasından sonra biraz fiziksel biraz da zihinsel olarak rahatlamak için ormanda bir yürüyüşe çıkıyorsunuz… Tesadüf bu ya! O günde ormanda bir cinayet işleniyor ve bir şekilde zanlı olarak sadece sizi tespit edebiliyorlar. Ne mi oluyor sonra? Yakalanıyorsunuz ve ancak birkaç yıl süren bir yargılama sürecinden sonra suçsuzluğunuz tespit edilip salıveriliyorsunuz…  Yaa da sıradan bir günde, her günkü rutininizden biri olarak iş yerinize geliyorsunuz ama oda ne? İşyerinizde polisler sizi beklemekte… Neden mi? İş yerinizde, çalıştığınız departmanda bir yolsuzluk olayı gerçekleşmiş ve birim yetkilisi olarak da sorumlu olarak sizi gözaltına alıyorlar… Tabii gene suçsuzluğunuz anlaşılana kadar bir hayli zaman geçiyor ve süreç içerisinde maddi ve manevi olarak yıpranmış ve zarara uğramış oluyorsunuz…

Hikaye anlatıyor gibi geliyor değil mi? Peki, hiç ilişkimiz olmadığı halde başımıza suç isnat edilmesi durumu gelirse ne yaparız? Dünya hali bu… Her şey insan için! Olur da bir gün haksız bir durumla karşılaşılırsa, yapabileceklerimiz nelerdir? Gelin bu yazımızda konuya temel bir bakış açısı ile eğilelim…

Şimdi, koruma tedbirleri

Olası zarara uğratmada birtakım hukuki koruma içerikli uygulamalara verilen genel ad; “Koruma Tedbirleri”. Hukuk sistemi içerisinde bir konuyla ilgili soruşturma ve kovuşturma aşamaları icra edilirken, gerekli görülmesi halinde koruma tedbirlerine başvurulabilir. Bu uygulamada amaç; kişiler, kurumlar veya kamu gibi zarara uğramış veya uğraması muhtemel tarafların zarara uğramasını engellemek ya da uğratılan zararı sonlandırmak ve tazmin etmektir. Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde yürütülen bu uygulamaların bir şekilde hukuka uygun düşmeyecek bir yapıya sahip olması ise haksız durumları ortaya çıkarmış olacaktır.

.Hangi hallerde haksız uygulamanın ortaya çıkmış sayılacağı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 141. Maddede detaylı olarak açıklanmaktadır. Ancak her birine tek tek değinmek yazıyı çok uzatır. Detaylar ilgili kanun maddesinden okunabilir. Özetle, bir şekilde maddi veya manevi zarar doğurucu nitelikte, bir koruma tedbiri uygulaması, haksız olarak gerçekleşirse; hukuk sistemimiz, ilgili zararı tazmin etmek üzere koruyucu düzenlemeler öngörmektedir. Örneğin; suçsuz yere tutuklu bulundurulup sonra ilgili suçlardan beraat edenler, el konulan malvarlığı bozulan, kırılan veya kaybolanlar, gözaltı süresince uygun süreler içerisinde hâkim karşısına çıkarılmayanlar ve tutuklanmasına rağmen birinci derece yakınlarına haber ulaştırılmayanlar gibi.

Bir şekilde, bu tür haksız uygulamalara maruz kalanlar, kanunun öngördüğü haklar neticesinde her türlü maddi ve manevi zararlarını talep etme hakkına sahiptirler.

Evet… Her şey insan için! Olur da başa böyle bir hadise gelir ise elbette yaşanmış olanı olmamış kılma imkânı olmayacaktır. Ancak, bir şekilde tarafların uğratılmış olduğu maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi bir nebze de olsa mümkündür. Lakin, peşinen söylemek gerekir ki kişilerin hukukî haklarını bilmesi ve zararını mümkün olduğunca bihakkın tazmin için dikkat etmesi gereken noktalar var. Öncelikle konuya vakıf olmak, maruz kaldığı haksızlığa karşı hakkını aramada elini bir hayli güçlü kılacaktır.

PPeki, nasıl elde edilecek bu bilgi? Ve de dikkat edilmesi gerekenler neler? Konunun hukukî boyutuna uzun uzadıya eğilerek sizi hiç yormayalım. Doğrudan özet ikram edelim. Ola ki bir şekilde kendimiz veya çevremizden birileri için böyle bir durum söz konusu olursa, burada yazılan yapılması/dikkat edilmesi gerekenler, aklımızın bir köşesinde bulunsun. Hem sadece koruma tedbirleri için de faydalı değil bu bilgiler. Aşağı yukarı bütün hukuki süreçler için işimize yarayacaktır. Bir noktada hemen her uğradığımız maddi ve manevi zararı (satın aldığımız bir üründen kaynaklı olabilir, işverenimiz/işçimiz/iş arkadaşımız yönünden olabilir veya tanımadığımız bir kişi veya kurumdan da gelebilir) tazmin için kullanılabilir. Bunlar kısaca neler midir?

Dünya hali bu! Olurda bir gün haksız olarak yakalanma, gözaltına alınma, tutuklanma veya malvarlığına haksızlık yapılırsa, kriz anını iyi yönetmek gerekir.

Haksızlık anında dikkat etmeniz gerekenler

  1. Her şeyden önce, iş yerinde, sosyal hayatta ve diğer davranışlarda her daim öngörülü hareket etmeyi düstur edinmek lazım. En baştan bir zararın doğmaması için tedbirli olunmalı ve hukuk çerçevesinin sınırları zorlanmamalıdır.
  2. Ola ki böyle bir duruma düşülürse, tazminat hakkının peşine düşmeden önce durumun kendisine odaklanılmalı ve zararın bir an evvel bitmesi/kesilmesi için çabalanmalıdır.
  3. Haksızlığın doğması sonrası, mutlaka ama mutlaka kanunun öngördüğü yasal azami dava süresi içerisinde davanın açılması gerekmektedir. (Şu anda suçsuzluğun/haklılığın anlaşıldığı andan itibaren bildirim yapılmış ise 3 ay, her halükârda ise 1 yıl içerisinde). Aksi halde hak kaybedilecektir. Ek olarak davanın zaman kaybı olmaması açısından doğrudan görevli mahkemede, yani ikametgahın olduğu ağır ceza mahkemesinde açılması gerekmektedir.
  4. Maddi zararın tazmini için; maruz kalınan haksız işlem sonrası, kaybedilen gelirlerin ve uğranılan zararların tümüne dair belge ve dokümanların saklanması önem arz etmektedir. (Avukatlık ücreti, noter vekalet ücreti, yapılan zaruri harcamalar, daha önce alınan maaş ve elde edilen gelirler, kullanılmayarak ekonomik değerini kaybeden mallar/araçlar/eşyalar, eğer haksız işlem olmasaydı yapılmayacak olan harcamalar ve kaybedilen tüm gelirlere dair belgeler gibi.)
  5. Söz konusu durumunda, delil niteliği sebebiyle el konulan eşyalar için detaylı liste ve tutanak hazırlanması istenmelidir. Aynı şekilde beraat sonrası el konulan ürünler teslim alınırken detaylı teslim tutanağı talep edilmelidir. (El konulan ürünlerde kaybolma ve eksilme olabilir. Ya da örneğin bilgisayarınız veya cep telefonunuz alındı ise emanet sürecinde kırılabilir veya zarar görebilir. Dolayısı ile alınma anında kırık olmadığının ve teslim anında kırık olduğunun tutanakla sabit olmaması, yasal hakkın kaybedilmesine sebep olur. Talep edildiği takdirde ilgili merciler bu tutanakları düzenlemek ve teslim etmek durumundadır.)
  6. Özellikle kaybedilecek haklar konusunda uzman bir avukattan danışmanlık hizmeti alınmalı, ilgili kanun ve hukuk metinleri gözden geçirilmeli ve mutlaka bulunabildiği kadar emsal karar dosyaları incelenmelidir. (Avukatlık ücreti öngörülen tutarda davacıya/haksız işleme uğrayana geri ödenecektir.)
  7. Manevi zararın tazmini için; bu miktarın kişinin maruz kaldığı haksız eylem türü, süresi ve şiddetine bağlı olması ve ayrıca kişinin sahip olduğu sosyal statü, aile ve sağlık durumu, işi, eğitimi ve benzeri birçok durumdan yola çıkılarak saptanır. Bu nedenle daha önce kaybedilen haklar açısından, başarılı yargı süreci geçirmiş, emsal kararlar göz önüne alınarak dava dilekçesine eklenmesi gerekmektedir.
  8. Son olarak da ilgili davanın sadece bir başlangıç olduğu bilinmeli, mutlaka üst yargı mercilere gidilebileceği unutulmamalıdır.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı