Hasbahçeden İnciler – 10

0

Kurbağa ve Balığın Arkadaşlığı

Bir kurbağa, hemcinslerinden ayrı düşmüştü. Arkadaşsız kalmış olmanın verdiği üzüntüyle bir dere kenarında oturuyordu. Umutsuz gözlerle etrafına bakınıyor, sağı solu izleyerek arkadaşsız kalmanın verdiği ıstırabı unutmaya çalışıyordu. Ansızın suyun ortasında bir balık gördü. Balık, aceleyle su gibi akıp gidiyordu. Öyle ki Ay’ı ikiye ayıran gümüş bir makas yahut eksilme derdi olmayan Yeni Ay gibi sağa sola salınarak hızla ilerliyordu.

Kurbağa, balığı görünce onunla yan yana olmak, kendisiyle arkadaşlık kurmak istedi. Balığa hemcinslerinden niye uzak düştüğünü anlattı. Onunla arkadaş olma isteğini dile getirdi. Balık dedi ki:

– Arkadaş olmak için önce uygunluk aranır. Münasip olmayanların bir arada olması doğru değildir. Benim seninle nasıl bir münasebetim olabilir ki? Benim mekânım denizin dibiyken, sen deniz kenarını yer edinmektesin.

Benim ağzımdan ses çıkmaz ama sen devamlı gürültü yapma yaradılışına sahipsin. Senin çirkin yüzün belaya kalkandır, seni kim görse yanında kalmak istemez. Benim güzel yüzüm ise kendim için belanın ta kendisidir. Yüzümü gören, açgözlülük ve hırs içinde bana yaklaşır. Gökyüzündeki kuşlar beni hayal ederler, ormanın vahşi hayvanları benim aşkımla yaşarlar. Avcılar beni yakalamak için balık ağı gibi bin göz açarlar, son derece de dikkatli davranırlar. Beni yakalama arzusuyla sırtları balık oltası gibi iki büklüm olmuştur.

Balık bunları söyledikten sonra denizin dibine doğru daldı ve kurbağayı kıyıda yalnız başına bıraktı.

Seninle aynı yapıda olmayan insanlarla oturma. Yaradılışın aynı olması, bir arada olma bağının sağlam ipidir. Seninle aynı yapıda olan insanlarla oturmayı, sana aykırı olanlarla oturmaya kıyasla bakalım! Sana zıt olan kimselerle bir arada olman su ile yağın bir arada olması gibidir, asla uyuşamazsın. Ortak yönlere sahip olduğun kimselerle bir arada olman ise süt ile şekerin beraberliği gibidir, neredeyse birbirlerini tamamlarlar.

(Baharistandan Seçmeler, Molla Cami, Hazırlayan: Doç. Dr. Ozan Yılmaz, Hasbahçe Kitaplığı)

Bir Demeti Bir Para

Anlatıldığına göre, Allah’tan gafil kalmış biri, geçimini haşhaş satarak sağlardı. Ölüm haline geldiğinde kendisine “Lâ ilahe illallah” demesi telkin edildikçe “Bir demeti bir para!” diye cevap veriyormuş. Onun için büyüklerden bazı zâtlar müritlerine bu kıssayı anlatır ve “Kelime-i şehâdeti çokça söyleyiniz ki o söz üzere ölesiniz. Nitekim bu adam hayatı boyunca üzerine yaşadığı kelimelerle ölmüştür.” Yine Kurân-ı Kerîm’i çok okuyanlardan birine ölüm halinde kelime-i tevhîd söylemesi telkin edildikçe o Tâhâ suresinin 1 ve 8. ayet-i celilelerini okurmuş. Ruhu çıkana değin bunu tekrarlamış ve bu yüce ayetler ile vefat etmiş. Hâsılı, kişi hayatta ne ile çok meşgul oluyorsa yaşadığı hal üzere ölür, öldüğü hal ile de diriltilir. Hak Teâlâ cümlemize Ehl-i Sünnet üzere ruhumuzu teslim etmeyi nasip eylesin, âmîn.

(Salihlerin Hikâyeleri, İmam Yafiî, Tercüme: İbrahim Coşkun)

(Toplam 252 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.