Sağlıklı Hayat

Beş Doktorla Konuştuk

Hastalardan hep doktor yorumları dinleriz. Ne kadar hızlı muayene olduklarından tutun da, ilaç vermesi gerekirken ameliyat edenler, istediği ilacı yazmayan doktorlar vardır. Peki, ya hekimler hastaları hakkında ne düşünüyor dersiniz? Hekimlerin hastaları hakkındaki ortak ifadelerini sizin için derledik. Ortaya oldukça ilgi çekici bir sonuç çıktı: “Hastalar reçetelerini kendileri yazmak istiyor”.

Hastalar reçetelerini kendileri yazmak istiyor

Hekimler mi iyi biliyor yoksa hastalar mı? Beş uzman doktora reçete yazarken nasıl davrandıklarını sorduk. Hekimler verilen ilaçların mutlaka kullanılması gerektiğini savunurken, hastaların kendilerince bir ilaç programı takip etmelerinden şikâyetçiler. Hekimin yazdıklarını değil kendince faydasını gördüğü ilacı kullanmak istiyorlar. Yani hastalar doktorun her dediğini yapmıyor. Ayrıca doktoru da ilacı da kendi ölçülerine göre değerlendiriyor. Bu değerlendirmede en önemli kıstas, hekimlerin sözü ve yazılan reçete olması gerekirken, hastalar kendi hislerine güvenmeyi tercih ediyor. Hatta bazı hastalar reçete yazarken doktora” şunu da yaz, bu ilaçta iyi geliyor, reçetede bir de şurup olsa iyi olur” gibisinden sözler sarfederek doktoru psikolojik baskı altına alabiliyor.

Günlük meydana gelen ilginç olaylardan bir tanesi de hastaların doktorları karşılaştırma yoluyla deniyor olmaları. Bir doktora gitmeden önce başka doktora gidip muayene olan hasta “ bakalım bu doktor ne diyecek” diyerek başka doktora giderek kendince karşılaştırıp sonuca varmak istiyor.   Ayrıca insanların çoğu ağrı kesicileri, antibiyotikleri ilaçtan saymıyor. Doktor “hiç ilaç aldın mı diye sorunca “almadım” diyor. Doktor soruları artırınca cevap : “bir tane yeşil bir ilaç atmıştım” şeklinde biten hasta doktor konuşmaları, ilaç-reçete, doktor-hasta ilişkisinin ilginç yönünü oluşturuyor.

Zararlı vitamin “ilaç firmaları”

Doktorların reçete yazarken etkilendikleri ikinci durak ilaç firmaları. İlaç üreten ve pazarlayan kurumlar olan ilaç firmalarının tıbbi gelişmelerdeki payı, son zamanlarda oldukça önemli bir hale geldi. Ancak ilaç firmaları bu ilerlemeyi pazarlama mantığı ile sürekli hale getirebilmek için hastalar gibi hekimleri baskı altına alıyorlar. Yaptığı faaliyetlerle hekimleri kendi ilaçlarını yazmaları doğrultusunda teşvik ediyorlar. Bu faaliyetler hekimleri ziyaret edip direk bilgi vermek şeklinde olduğu gibi, konferanslarda sunum şeklinde ve bilimsel kitap desteğiyle de olabiliyor.

Doktorlar reçete yazarken önemli olan şeyin firma değil ilacın hastayı iyileştirici olması gerektiğini söylüyor. Ancak firmaların yapmış olduğu hekim ziyaretleri, kongreler ve yapılan tanıtım faaliyetlerinin de o firmanın ilacını yazmada önemli rol oynadığının altını çiziyorlar.

Hem doktoru Hem de gözlüğü takın

Dr Faruk Eroğlu (Göz Kliniği ve Lazer Tedavi Ünitesi)

Dünyada tıp fakültelerinde reçete yazmada öğretilen temel kıstas, hastanın hastalığını tedavi edecek en az doz ve sayıda ilaç yazılmasıdır. Hastaya doğru bir reçete yazabilmek için önce hastalığını doğru teşhis etmelisiniz. Teşhisiniz doğru ise yazacağınız 1-2 ilaç hastalığı tedavi edecektir. Benim kişisel tercihimde kendi kendime sorduğum en önemli soru budur; teşhis düşündüğüm gibi mi?

Göz doktoru olduğum için gözlük ve kontak lens reçetesi de yazıyoruz. Bu gibi konularda da hastaların bazı isteklerine dikkat etmek gerekiyor. Gözlük yazılan bazı hastalar verdiğimiz gözlüğü aldıkları halde hiç onu kullanmadıklarını görüyoruz. Yıllar sonra oluşan tecrübeler reçete kullanımında hastanın uyum ve isteğinin oldukça önemli olduğunu gösterdi.

Uzağı göremeyen bir hastaya gözlük yazdım. 4-5 yıl sonra kontrole geldiğinde gözlük takmadığını fark ettim. Ne iş yaptığını sorduğumda “Okul servisi kullandığını söyledi.” Bunu duyunca kendimi suçlu hissettim. Çünkü kendisine emanet edilen birçok canın sorumluğunu üzerimde hissettim. Hasta gözlük takmak istemeyebilir, böyle durumlarda hastalarıma görmek için üç yolun olduğunu söylüyorum; gözlük, kontak lens veya lazer tedavi. Hangisinin ideal tedavi olduğu hastanın kabul ve onayı sonuç getiren bir tedavi oluyor.

Yerli ilaçlar az tercih ediliyor

Dr. Ramazan Gözüküçük

(Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı)

Reçete yazarken ilacın etkinliği çok önemlidir. Fiyatı da önemlidir ancak önemli olan ilacın hastalığı iyileştirmesidir. Aynı etken maddeli ilaç hem Türkiye’de hem yabancı ülkelerde üretiliyorsa ağırlıklı olarak yabancı firmaların ürettiği ilaçları tercih etmek durumunda kalıyoruz. Doktorlar arasında yerli firmaların ilaçlara yetersiz malzeme kullandığı ve ektilerinin az olduğu şeklinde bir inanış ve önyargı var.

Hasta olmayan insanlara da ilaç yazdığımız oluyor.  Burada işin iki tarafı var: Bir doktor tarafı birde hasta tarafı. Özellikle ülkemizde maalesef az ilaç yazan doktora bilgisiz yada farklı gözle bakılabiliyor. Dolayısıyla hastalar doktoru mecburen yönlendirmiş oluyor. Her doktor için geçerli değildir ancak hastayı psikolojik olarak rahatlatmak için veya kırmamak için ekstra ilaçlar yazılabiliyor.

İlaç yazmayan doktor kötü doktor oluyor

Dr. Yavuz Selim Yıldırım (Kulak Burun Boğaz Uzmanı)

Reçete yazarken öncelikle hastaları ilaca bağımlı kılmamaya özen gösterir, maliyet olarak en uygun ilaçları yazmayı tercih ederim.  İlk aşamada hastaya normal vermemiz gereken ilaç neyse onu yazarım. Hasta bu ilaçlardan bir fayda görmediğinde yahut bir yan etki oluştuğunda ise ilacı değiştirip hastaya iyi gelecek başka ilaçları yazarım. Bazı kurumların ödemediği kremler, vitaminler gibi ilaçları reçeteye yazmıyorum. Bu ilaçları hastanın tercihine bırakırım.

Bazı hastalar ilaç yazmayan doktorun şikâyetini anlamadığını düşünerek doktor doktor dolaşıyor. Hastanın psikolojisini o anki durumunu dikkate alarak ilaç yazdığımız durumlar da oluyor. Çünkü yazmadığın zaman kötü doktor oluyorsun, sen yazmazsan o ilacı gidip başka doktora mutlaka yazdırıyor. Bu sefer başka doktoru da meşgul ediyorlar.

İlaç yazarken çok hassasım

Dr. Mehmet Kılıç (Çocuk Hastalıkları Uzmanı)

Hastalarıma ilaç yazarken “uzmanlık alanım çocuk olduğundan olabilir” çok hassas davranırım. Aile istediği için değil gerektiği sayıda gerekli ilaçları yazarım. Kesinlikle ilaç firmalarının tesiri altında kalarak ilaç yazmıyorum.  Kalitesine güvendiğim ilaçları tercih ediyorum.  Alternatifi olan ilaçlarda ise Türk yapımı ilaçları yazıyorum.

Bünye her ilacı kabul etmez

Dr. Orhan Dalkılıç (Göğüs Hastalıkları Uzmanı)

Reçete yazarken dikkat ettiğim en önemli şey: Yazdığım ilaçların hastalarımda alerji yapmamasıdır. Hastanın alerji öyküsünü araştırıp vereceğim ilaçlara alerjisi ve yan etkisi yoksa reçetesine yazıyorum. Şayet yazdığım hastamda bir yan etkisi varsa bunu hastama anlatıyorum. Böyle durumlarda yan etkiyi azaltacak ilaçla beraber yazmaya dikkat ediyorum.

Fazladan ilaç yazma hastadan gelen istekle oluyor. Hasta “ şu an ağrım yok ama evde fazladan bir tane ağrı kesici bulunsun” diyor. Bu niyette olan hastalarımıza onları kırmamak için muayeneye ve tahlile gerek duyulmayan ağrı kesici gibi ilaçları yazdığımız oluyor. Astım, hipertansiyon, kalp hastalığı gibi kalıcı hastalığı olan hastaların heyet raporu varsa, kullandığı ilacın aynısından birkaç tane fazladan yazılabiliyor.

Etkili reçetenin şartı

  1. Hastaya uygun ilaçların yazılabilmesi için doktora yeterli bilgi verilmeli varsa özel durumlar hatırlatılmalıdır.
  2. İlaçların kullanım şekli, nerden alınacağı ve nasıl uygulanacağı mutlaka öğrenilmelidir.
  3. İlaçlar uygun süre ve dozda kullanılmalı, tedavi süreci tamamlanmadan iyileşmeye bağlı olarak ilaç kullanımı bırakılmamalıdır.
  4. Hasta tedavinin sonunda kontrole çağrıldığında mutlaka gitmeli, reçetenin kopyası ile birlikte ilaçlarını da yanında götürmelidir.
  5. İyileşmenin sadece ilaç kullanımı ile olmayacağını düşünmeli, basit hastalıkları mümkünse istirahat, ek besin alımı vb yollarla ilaçsız geçirmeye çalışmalıdır.

 

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu