İnsanSeyahat

Hastalık Hissedilir; Sağlıksa Hissizdir

Afrika Günlükleri

Hospital Central de Maputo; 11. kattaki evimizin balkonundan, bahçesi ve bazı odaları gayet net görünen Maputo şehir hastanesi. Hep kalabalıktı. İşin en ilginç yanı da bekleyenler yavaş ve aynı mizaçtaki insanlardı. Hastanenin bahçesindeki manzara her gün böyleydi, hiç değişmezdi.

Can

Kalın demir kapının sesi duyulmayacak gibi değildi. Sürgülü dikdörtgen gözetleme penceresinden baktım. Ev sahibimiz Dona Lena hafif kilolu, her zamanki gibi döpiyesini giymiş, bu sefer ben ikaz etmeden topuklu ayakkabılarını kapıda çıkararak giriverdi içeriye. Genelde tercihi, bütün kafelerde popüler olan sütlü çay olurdu. Teklifime kafa salladı. Onun ikramını ve kendi çayımı hazırlarken, her zaman çok konuşan bu kadın neden suskun diye düşünüyordum ki kötü haberlerim var, dedi.

4 ay kadar önce adını yazdırıp muayene olduğu şehir hastanesi, göğsünde zararlı bir kitle tespit etmiş, sonraki randevuyu da gelecek seneye vermişti. Ameliyat için gelen doktorların doluluk oranı, listeleri aşmıştı. Şu durumda ya çok çok pahalı özel hastanelerin yolu tutulacak ya da beklenecekti. Konu can olunca elbette eldekiler satılacak ve para hazırlanacaktı. Onun sahip olduğu tek malı ise bu evdi. Kendisi zaten para getirisi için evini kiraya verip şehir dışındaki köyünde yaşıyordu. Ona hastane yolu görünürken bize toparlanıp taşınmak düştü. Uzun süre irtibatı koparmadık ve iyileşme sürecinde kendisini ziyarete gittik.

Sünnet

“Gövde hastası ölür ama ruh hastası öldürür.” demişler. Bedende bir yeri iyileştirirken, ruha dokunmak nasıl bir duygudur acaba? Her hayır sahibi, şöhreti ve reklamı için kullanır bu kıtanın taşını toprağını. Karşılıksız yapan çok azdır. Kimisi etkinlik niyetiyle götürür personelini. Kimi devasa firmalarsa aşılarının veya ilaçlarının piyasaya sürümünden önceki deneme yeridir buralar. Uygulamalar, büyük ajansların çekimleri eşliğinde olur, sonuçlarsa sessizce takip edilir.

Afrika’nın sağlık için en iyi yöntemi, geleneksel tedavi uygulamalarıdır. Hastalıklarını bunlarla iyileştirmeye uğraşır. Bazen yöntem doğru bile olsa kullanılan malzemeler, iyileşme sürecindeki çevre şartları, hastayı olumsuzluğa sürükler. En iyi doktor, hasta ile yaşayıp ölendir; yani hastanın kendisidir. Fakat daha küçücük çocukların güç yetiremeyeceği şartlar meydana gelir kızıl kumlu topraklarda. Bazı evlere gelenler, hasta olan çocuğa ömür biçerek, anneyle konuşurlar. Bazı köylerde doğumlarda hemen sevinilmez. Çünkü büyük ihtimalle anne veya bebek hayatını kaybeder. Ya da ağır enfeksiyonlarla hastalık sürecine girer.

Sünnet, Afrika’da hep geleneksel yöntemle yapılır. İyileşme süreci ayları bulur. Köyden köye gezdirilen yaşlı sünnetçi, şans verdiğini düşündüğü için hep aynı jileti kullanır. Yara dikişlerinde uyuşukluk hissi verilen otlar ve yine şanslı iğneler kullanılır. İyileşmeyen yaralar açıldıkça, çaresizlik de kanar durur.

Ekip işi

4.000 veya 5.000 kişilik hasta hedeflenen bir organizasyon için ekip, bir önceki günden müsait bir yapıyı sağlık kuruluşuna çevirmek ile işe başlıyor. Belediyeden gerekli izin ve yerel destek alındıktan sonra, halkın yoğun katılım talebi ve sabahın ilk ışıkları ile başlanıyor. Gelen insanların hepsi önceki günden gelmiş, sabırla ve sırayla bekliyor. Önceki senelerden tanıyıp başkalarını da getirmiş çok insan, hazır ve öncülük etmekte istekli. Burada sünnet ya çok maliyetli, ya da sonucu ciddi risk taşıyor. İnsan hayatında, Türkiye’deki sünnet kavramından çok farklı bir anlamı var. Gitmiş ve bu işi yapmış bütün doktorlar; “İnsan, ömründe en az bir kere buraya gelmeli ve birilerinin hayatına dokunmalı.’’ diyor.

U.I.C.T personelinin ev sahipliği ile “Bir Nefes Sıhhat Sağlık’’ projesi kapsamında, Diversity Derneği’nin finansmanlığında, 2016 yılında Benin’de misafir edilen ekipten Op. Dr. Süleyman Hilmi Yılmaz, unutamayacağı hatıralarını anlattı. “Çok kalabalık olmasına rağmen hiç izdiham olmadan herkes sırasını bekledi. Çocuklar, bir balonla, hiç ihtiyaç duymadan ve elinden tutmadan masaya çıkıyorlardı. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayıp geceye kadar devam ediyorduk. Hem mutlu olduk, hem mutlu ettik.” Bazı organizasyonlarda elektrik olmadığı için jeneratörle devam eden ekibin tamamı, çok yorucu bir haftadan sonra, fevkalade mutluydular.

Soran yok

Ben de doğumdan önceki süreçte çok büyük meblağlar ödememek niyetiyle şehir hastanesini görmek istedim. Sırada duran onlarca insan varken, bakmak niyetiyle girip doktoru meşgul etmeyeceğimiz için geçtik, girdik. Kimse “Siz neden öne geçiyorsunuz?” diye sormadı. Kabullenmişliğin ve sınırlılığın en üst noktasıydı bu hastanenin reçetesi. Afrika’daki bir çok şehre göre çok iyi olan bu hastanede 7 doktor çalışıyordu ve kayıt olduktan sonra  3-4 ay içinde, acil vakalarda 1 ay içinde sıra  geliyordu. Kimisi kendi derdini eczacıya anlatıyor, aklınca uygun ilacı alıp tedavisine başlıyordu.

Peki ya bedeni sağlam fakat ruhu hastalanmış, tanı konulmamış bağımlılar, illetliler için kim el uzatacak? Para ve reklamdan ziyade iyilik yardımı, bu iyiliğin ulaşabilmesi için imkanların oluşmasına destek vermek daha çok lazım. Bunu en iyi Afrika öğretir. Geçici değil kalıcı izler bırakmak gerekir. Diğer insanlar paraları ile neşesiz eğlenceler, iştahsız ve samimiyetsiz sofralar, sadakatsiz hizmetler, huzursuz boşluklar satın aladursun; gönlü geniş, özü temiz insanlar da bilgi yerine bilgelik, ilaç yerine sağlık, amaç yerine usul götürüyorlar, haritalarda bile hiç bilmediğimiz topraklara. Çünkü para vererek her şeyin kabuğu satın alınır. Fakat içini ve özünü aldığınız şeyi tanımadan, yaşamadan fark edemezsiniz.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı