Sağlıklı Hayat

Hastaya İltifat Şifa Olur

Hastaya Güzel Söz Söyleme

Hasta insan dertli insandır. Onun derdine ortak olmak, yükünü hafifletir. Dertli bir anında hastanın yanında olmak dostluğu pekiştirir. Müslümanlar gerçek dostlarını hastalık anında da yalnız bırakmazlar. Onlara tatlı dille iltifat eder, dua ederek şifa dilerler.

Hasta ziyareti, hastanın ihtiyaç duyduğu şeylere ziyaretçinin gücü yettiği kadar yardımda bulunması sünnettir. Bu ziyaret, ahlaki olduğu kadar dinî bir vazife olduğu için sevaptır. Bir Müslümanın diğer bir kardeşini hastayken ziyaret etmesi onun vazifeleri arasında sayılmıştır. Bundan başka da sık sık halini ve hatırlarını sorması, onları ziyaret etmesi, cenaze ve düğünlerinde bulunması yine Müslümanın vazifeleri arasındadır. Bu vazifeleri yapanlara büyük sevaplar vardır.

Hasta ziyaretine giden kişi hastanın hâl ve hatırını sormalıdır. Resulullah (s.a.v.) “Sizden birinizin hasta ziyaretine vardığında elini hastanın alnına veyahut eline koyup, sıvazlayarak “Nasılsınız?” diye hâlini sorması hasta ziyaretinin tamamlayıcı adabındandır.” buyurmuşlardır. Ailesine akrabalarına ise ‘Hüküm, takdir, Allâhü Teâlâ’nındır. Mevlâ metanet, bol sabır, çok sevap ihsân buyursun.’ gibi teskîn ve teselli sözleri söylenilir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hasta ziyareti

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hasta bir adamı ziyaret etti. Adam, hastalıktan zayıflamış, kuş yavrusu kadar kalmıştı. Resûl-ü Ekrem (s.a.v.) ona “Sen duâ etmez miydin, Rabbinden âfiyet dilemez miydin?” diye sordu. Adam dedi ki: “Allâh’ım! Âhirette bana vereceğin bir ceza varsa onu tez elden bana dünyada ver, diye dua ederdim.” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sübhânallâh! Sen buna tâkat getiremez, güç yetiremezsin. “Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe’n-nâr’ diye dua etsen ya!..” Sonra o kimse böyle dua etmeğe devam etti ve iyileşti. Bu duanın meâli şöyledir: (Allâh’ım! Bize dünyada ve âhirette iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru)

Bir Yahudi genç, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) hizmet ederdi. Bir ara hastalandı. Resulü Ekrem bu genci hastalığında ziyaret etti. Başucunda oturdu ve ona Müslüman olmasını teklif etti. O da babasına baktı. Babası “Oğlum! O’na (s.a.v.) itaat et.” deyince Müslüman oldu. Resulü Ekrem hastanın yanından çıkarken “Şu genci cehennem azabından kurtaran Allâhü Teâlâ’ya hamd ü senalar olsun.” buyurdu.

Bir Hadîs-i Şerîf’te “Bir Müslüman, bir Müslüman kardeşini hasta iken ziyaret ettiğinde hastanın yanından ayrılana kadar o ziyaretçi cennet bahçesinde yaşar.” buyrulmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir başka Hadis-i Şerif’inde buyurdular ki: Bir kul hasta olduğu zaman Allâhü Teâlâ ona iki melek gönderir ve şöyle buyurur: “Kendini ziyarete gelenlere ne diyecek, bakın bakalım.” Birisi ziyaretine geldiğinde, Allâh’a hamd ve senâ ederse melekler bu hâli her şeyi en iyi bilen Allâhü Teâlâ’ya arz ederler. Allâhü Teâlâ da şöyle buyurur: “Kulumu vefât ettirirsem onu cennete koyarım, ona şifâ verirsem etinden daha hayırlı et, kanından daha hayırlı kan veririm. Hastalıktan dolayı da günahlarını affederim.”

Resûlullâh Efendimiz’in (s.a.v) hastalık ve hastaları ziyaretle ilgili diğer Hadisleri şöyle:

“Muhakkak bir mü’min hastalandığı, sonra da âfiyet bulduğunda (bu hastalık) geçmiş günahlarına keffâret, geleceği için de vaaz ve nasîhat olur.

“Mallarınızı zekâtla koruyunuz, hastalarınızı sadaka ile tedâvî ediniz, belâları da duâ ile karşılayınız.”

“Kim bir hastayı veya Allah için sevdiği kardeşini ziyaret ederse, bir melek ona şöyle nidâ eder: Ne iyi yaptın, yürüdüğün yol ne hoş, cennette kendine bir köşk hazırladın!”

“Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri arasındadır.”

“Biriniz hasta ziyaretine gittiğinde ‘Yâ Rabbi! Bu kuluna şifâ bahşet.’ diye dua etsin.”

En Yeniler

Başa dön tuşu