Kişisel Gelişim

Hayale Tutunan Misaller

Kürsüden Notlar

Bir hatibin heybesini dolduran en önemli unsurlardan biri şüphesiz misallerdir. Çünkü hatip; bir konu hakkında saatlerce konuşur; ancak neyi, ne kadar ve ne düzeyde başarılı şekilde aktarabilmiştir?

Burada illaki bazı açık kalan hususlar ortaya çıkar. Doldurulması gereken boşluklar, tamamlanamayan cümleler veya ifade edilemeyen hadiseler… İşte bunların hepsini dinleyicilerin zihninde pekiştirmek ve muhkem bir hale getirebilmek için misaller en güvenli limandır.

Misalleri; özel, genel, gerçek veya hayalî misaller olarak kısımlara ayırabiliriz. Bunu ifade ederken biz de hemen bir misale başvuralım:

Mesela; öğrencilerden oluşan gruba hitap ediyorsanız cümleleriniz, benzetmeleriniz, örnekleriniz kısacası bütün konuşmanız bu minvalde seyreder: Okuldan, derslerden, verimli çalışmadan, devamlılık ilkesi ekseninde yapılan faaliyetlerde elde edilen muvaffakiyetlerden vs… Ancak işin içine öğrencilerin öğretmenleri ve velileri de girerse o zaman daha genel ifadelere eğilmek ve daha genel misallere yönelmek zorundasınız. Balığa kavak ağacından, kartala da suda yüzmeden bahsetmenin hiçbir anlamı yok.

Hissedilen mutluluk

Bazen de misaller, gerçek veya hayali olur. Bu ise yine tamamen hatip ile dinleyici topluluğu arasındaki uyum ve elektrikten doğar. Bazı dinleyici gruplarına somut örnekler üzerinden, istatistiki verilerle, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan benzer hadiselerdeki durumu anlatırsınız. İyi de bir sonuç alırsınız. İzleyen, dinleyen herkes gerçekten konuya vakıf ve araştırmalarını son derece iyi yapmış bir hatip görürler. Zamanlarını heba etmediklerini düşünerek yüzlerine yayılan gülümsemeyi bütün benliğinizle hissedersiniz.

Bazen de gerçeklere bulaşmadan, kıyısından yöresinden bile geçmeden sadece hayal gücü ile bir hikaye kurgularsınız. Bunun ise iki sonucu olur: Ya gerçekten çok güzel bir etki uyandırırsınız ve somut verilerden bile daha gerçekçi bir noktaya parmak basmış olursunuz. Ya da hayaliniz tamamen bir fiyaskoya dönüşür. Bu iki durum da yine az önce zikrettiğimiz gibi hatip ile dinleyiciler arasındaki muhabbetten kaynaklanır.

Misallerin seçilişi

Söylediklerinizi pekiştirmek, fikirlerinizi dinleyiciler üzerinde muhkem kılmak istiyorsunuz. Bunu yapmanın türlü yolları olsa da en sağlam ve kalıcılığı en yüksek metot iyi bir misaldir. Bir sohbetin ardından akılda kalan misal gerçekten kaliteli bir misaldir. Geçtiğimiz günlerde bir öğrenci grubunun daveti üzerine kitap, dergi ve yayıncılık faaliyetleri çerçevesinde sohbet etme imkanımız oldu. Kitap okuma hususunda konuşan arkadaşımız süreç içerisinde okuma kalitesinin artmasından söz etti. Hep aynı konularda, tekdüze yazılmış kitapların, daha ciddi eserler okumaya bir basamak olabileceğinden dem vurdu. Zamanla okurun kalitesi yükselecek ve okunan eserlerde ona nispetle değişecek, dönüşecek. Bunları söylüyor fakat zihinlerde tam bir şey oluşmadığını anlıyordu. Bazı boş bakışlar ile boş olduğu halde dolu gözükmeye çalışan bakışlar durumu ele veriyordu. Tam bu noktada öyle bir misal verdi ki programdan sonra bile tekrar tekrar döndü dolaştı aynı söz. Hatibin dediği şuydu:

“Bebekken yediğiniz bebe bisküvisini hâlâ yiyor musunuz arkadaşlar?”

“Bebekken” ve “Bebe” yinelemeleriyle zihinlerde derin yer ediniyor ve kalıcılığı sağlıyordu. Programdan sonra akılda kalan birkaç misalden biri olduğunu ise daha sonra gelen telefonlardan, atılan maillerden anlayacaktık.

Belirsizlik tahammülsüzlüktür

Misallerde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise açıklık/ayanilik ve netliktir. Bununla beraber kronoloji ve taşları yerli yerine oturtmak da mühimdir. Ne demek istediğimi başımdan geçen şu hadiseyle anlatayım. Çanakkale’de, şehitlikleri bir sağlık grubu ile ziyaret ediyoruz. Doktorlar, hemşireler, asistanlar vs. Cephede süngü süngüye verilen mücadelelerden söz ederken tarihe takıldım. 28 Nisan mıydı, 29 Nisan mıydı, yoksa mayıs ayının ilk günleri miydi? Böyle sesli bir şekilde düşünürken ciddiyetle dinleyen grubun gevşediğini ve umursamaz tavırlara büründüğünü fark ettim. Çünkü belirsizliğe tahammül edilemez.

Kronoloji ve taşları yerli yerine oturtma hususunda ise Antalya’dan seracılarımız unutulmaz bir ders vermişti. Yine Çanakkale’deyiz. Bir anlık dikkatsizlikle Birinci Cihan Harbi’ndeki gruplaşmaları İtilaf ve İttifak Devletleri’nin sınıflandırılmalarını atlamışım. Ziyaretin ilerleyen dakikalarında müttefikimiz olan Almanya’nın askerleriyle, Mehmetçiklerin bir arada olduğundan söz edince hemen dinleyici sesini yükseltti: “Gördünüz mü, Almanlar yanımıza geldi. Diğerleri de gelecektir kesin.”

Bir an anlam veremedim. Almanya ile müttefik halinde olduğumuzu anlatmaya çalıştım. Oysa çok geç kalmıştım. Çünkü tarafları baştan ayırmayıp, detayları netleştirmediğim için insanlar, zihinlerinde oluşabilecek her türlü boşluğu kendileri kapatmıştı. Evet, tabiat boşluk kabul etmiyordu.

Zihninde yer et

Son olarak misallerde mühim ve nihai unsurlardan biri, dinleyicileri gücendirmemektir. Bunu pek başaramayan birisi olarak, bunu başarmanın öneminden söz etmek tuhaf kaçsa da hakikat böyle. Bazen öyle bir an gelir ki söylememeniz gereken şeyi söylemek istersiniz. Dinleyici grubuna ters düşeceğini bile bile bunu yapabilirsiniz. Anlık bir durumdur. O esnada aklınıza gelen itici hadiselerden esinlenmişsinizdir. Her şey olabilir. Dinleyiciye uygun, zamana uygun, ortamın halet-i ruhiyesine ve atmosferine uygun konuşmak kolay bir iş değildir. Ancak yine de bu; iyi hitabet için azamî gayret gerektirir.

Bu elbette şu ortama göre şöyle konuşmalı, bu ortama göre böyle konuşmalı şeklinde bir riyakarlık değil. Peki, öyle yapanlar yok mu? Çok.

Ancak unutmamak gerekir ki doğruluktan, gerçeklikten, adaletten, insanlıktan, izzet-i nefsten kaçan hatip; hatta sadece hatip değil, kim olursa olsun, hiçbir şekilde, hiç kimsenin zihninde yer edinemez. Söyledikleri lâf-ı güzâftan ibaret olur, oradan oraya savrulur durur.

6 maddede misalin iyisi 

  • Fikirlerinizi iyi tanıtmalı, özel ve genel olmak üzere misallerinizi doludizgin bir halde verebilmelisiniz.
  • Tanıtılmayan, tanıtımı yapılamayan her fikir, tutunamamaya mahkumdur. Hiçbir kıymet-i harbiyesi olmaz.
  • Misaller; “ortak tarih-fikir” oluşturuyorsa dinleyicilerle hatibi birbirine daha çok yaklaştırır.
  • Misaller, sözle ifade edilebildiği gibi, grafik, resim ve tablolarla da ifade edilebilir.
  • Misaller, yerinde ve zamanında olmalı, anlatmak istediğiniz konuyu pekiştirmeli ve insanların zihninde yer etmelidir.
  • Sunulan misaller, aynı zamanda “hayatîlik” ilkesine uygun düşmelidir ki dinleyenlerin zihninde canlandırılabilsin.

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı