Gelenekten Geleceğe

Hayallere Çizilen Ev

Fotoğrafik Hafızamız

Hepimizin ama hepimizin hafızamızdaki fotoğrafı, kâğıda aktardığı ilk resmi hatırlıyor musunuz? Tek katlı müstakil, çatılı bir ev, yüksek dağ arasından kıvrılan bir dere, nehir; yamaçlarında orman topluluğu oluşturmuş ağaçlar; masmavi gökyüzünde güneş tepede ve dağları aşan bir yol çizilirdi. Belki klasik köy evi; alışkanlık ya da insan ilk gördüğünü çizer, diyebilirsiniz. Ancak bu ilk tablomuz, çocukluktaki zihnimizin ne kadar sade, berrak, doğal ve temiz olduğunun işaretiydi.

Yandaki resimde görünen ev, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin evi değil, çilehanesi imiş. Kıyamet alameti olan yüksek binaları görünce nasıl bir çilenin içine doğduğumuz anlaşılabiliyor mu acaba? Eskinin çilesi bile güzelmiş, dedirtiyor insana. Yeniden o ilk resmi, içinde yaşadığımız yerden çizmeye çalışsak, göreceğiz ki hayatımızdan neler eksilmiş, neleri alıp götürmüşler. Şehirde yaşamanın bahanesine sığınmayalım. Bir zamanlar buralar dutluktu, diyen sizlersiniz ve şehri uzaydan gelip imar etmediler. Bu şehir, sizin eseriniz. Hayalinizin ve hafızanızın tezahürüydü. Müstakil evleri bugün yapmak değil; bulmak zor; hâlâ çocuklar bu evleri çizmeye devam ediyor. Hayaller yaşıyor.

En Yeniler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı