Araştırma

Hayallerin Kış Soğuğunda Seralara Dikildiği Yer

Camla kapatılmış küp küp kesilmiş şeker görünümündeki “ekmek serası” arazilerine, gözü gibi bakıyorlar. Babadan miras seralarda bir hayli malumata sahip olmuşlar. “Bizim orada kış soğuğunda hayaller seraya dikilir.” deyip eylülden hazirana kadar seradaki mahsulleri ve hayalleri paylaşıyorlar.

Yaz bittiğinde usul usul herkes kendi evine çekilir. Sebzeler de sıcak bir yere sığınma ihtiyacı hisseder. Antalya-Finike’de seraya dikilen hayaller, kışın sobalarla ısıtılırken, hasadın bereketli geçmesi baharda yüzleri güldürüyor. Çocukluğundan itibaren seracılık yapanlar bu işin en tecrübelileri. Seralar genellikle annelerinden babalarından geçim kaynağı olarak miras kalmış. Finike-Hasyurt, Kumluca’dan, Demre’ye kadar seralar kış güneşinin altında gözleri kamaştırıyor. Portakal bahçeleri sahil boyu uzansa da kâr oranının yüksek olması her geçen gün seracılığa rağbeti artırıyor.

Başkaya Ailesi 1970’lerden itibaren seracılık ile hayatlarını idame ediyorlar. Farklı bir tabirle camla kapatılmış küp küp kesilmiş şeker görünümündeki “ekmek serası” arazilerine, gözü gibi bakıyorlar. Seralara en fazla domates, salatalık, patlıcan biber dikiyorlar. Babadan miras dört dönüm cam serada bir hayli malumata sahip olmuşlar. “Bizim orada kış soğuğunda hayaller seraya dikilir.” deyip eylülden hazirana kadar seradaki mahsulleri ve hayalleri paylaşıyorlar:

Daha dikim yapmadan, iki dönüm seranın içini hazırlamak, fideyi almak 10 bin liraya mal oluyor. Haziranın sonunda mahsul bitiyor. iki ay kadar toprak dinlendiriliyor. Seralar temizlenip, toprağı ilaçlanıyor, ince bir naylonla kapatılıyor. Eylülde toprağın üzerinden naylonu açılıp, toprak havalandırılıyor. Dikim eylülde başlayıp kasıma kadar devam ediyor. Fideler hazır alınıyor, önceden hangi cins alınacaksa sipariş veriliyor.

Dikim imece usulu yapılıyor

Özellikle seranın sıcak tutulması gerekiyor. Bir çocuk gibi bakıyorsun. Hastalık olunca hepsi birden hastalanıyor. Bütün hayaller ve o seneye bağladığın her şey üzerine yaptığın masraflar boşa gidiyor. Tekrar 5-6 bin lira masraf edip yeniden dikmek zorunda kalabiliyorsun.

Seranın işçiliğini sahipleri yapıyor. Ağır bir iş değil, sadece zaman alıyor. Fide dikim zamanı imece usulu toplanıyorlar. Genellikle akrabalar ve komşular çağrılıyor. Muhabbet, yardımlaşma ve tarım, üçü bir arada görülüyor.

Üç dönüm serada 10 bine yakın fide dikiliyor. “O sene yaptığınız sebze para ederse şansına. Sonuçta ot gibi bir şey bu, fideler hastalanırsa hayaller toprağa gömülüyor.”

Uykudan feragat ediliyor

Sıcaklık 2 dereceye düştüğünde serada sobalar yakılıyor. Dört dönüm seranın içinde 10 soba var. Gündüzden sobalar odunla dolduruluyor. Sabaha kadar sobalar dolaşılarak odun atılıyor.

Yakacak olarak odun ve kömür kullanılıyor. Soba bazen bir hafta hiç durmadan bazen de belli aralıklarla yakılıyor. Gece olduğu için uykunuzu feda etmeniz gerekebiliyor.Soba nöbeti çok önemli iş. Çünkü don vurduğu zaman, sebzelerinizle beraber hayalleriniz de ölüyor. Normalde don tehlikesi sabaha karşı oluyor; ancak akşam 6’da bu tehlikeyi tahmin etmek tecrübeyle mümkün.

Fiyat farkı yolda oluşuyor

Mahsül haftalık toplanıyor. Bir toplama da 750 kilo-1 ton civarı toplanıyor. Domatesin birden kızarması için ilaç verildiği dedikodusu vardı. Ancak hepsini kızartmak için ilaç vermeye de gerek yok. Zaten hepsinin birden kızarmasını da istemezsiniz. Çünkü 15 gün sonra biraz daha iyi fiyata satmanın hayaliyle bakarsın, domatesin yeşil rengine.

Mahsulü topladıktan sonra bazısı ihrac ediliyor, bazısı da iç pazara gönderiliyor. Piyasa her gün heyecanla takip ediliyor. Kalitesine göre fiyatlar kışın 2-3 lira arasında değişiyor. Mahsülü doğrudan müşteriye ulaştırma imkânı olmuyor. Her ne kadar komisyon alsalar da civardaki sebze haline satılıyor. Halciler tüccarlarla yıl boyu alışveriş halinde olduğu için pazarlama imkânları daha fazla. Üretici, sebze hali, sonra da tüccar derken ilk fiyat ile rafa gelene kadar fiyat farkı kabarıyor.

Her seranın bir ziraatçisi var

Her seracının bir ziraat mühendisi var. Onlar kontrol ediyorlar serayı. Serada verilen ilaçlar keyfi değil, koruma maksatlı veriliyor. Mahsül toplanmadan önce ilaç verilmiyor. Çiçeklemede arılar kullanılıyor. Arılar, ziraatçiden alınıyor. Arılar çiçeklere tek tek konarak, onların meyve tutmasını sağlıyor. Yoksa kış gününde çiçekler dökülüp gider. Arılar, seraya ilaç verildiğinde kapatılıyor. ilacın etkisi iki gün geçince tekrar bırakıveriliyor. 10 bin dikime yaklaşık 7- 10 bin lira ilaç ve gübre masrafı oluyor. Bir hasat döneminde bir dönümden 15- 20 bin lira kazanılıyor. Masrafları düşünce 7-10 bin lira kar kalıyor.

Son zamanlarda biyolojik mücadele için yararlı böcekler seranın içerisine bırakılıyor. 800 liraya ziraatçilerden alıyorlar. ilaç yapmaya da gerek kalmıyor. Seranın içinde sebzelere zarar veren kurt, böcek, sinek gibi şeyleri yiyorlar. Biyolojik mücadele ile ilaç kalıntısı ve masrafı da en aza indiriliyor.

Öşür sezon sonunda veriliyor

Mahsülden sonra hemen herkes öşrünü hesaplayıp veriyor. Kimisi öşrü, para cinsinden veriyor. Seracılık yapanlar, yaptığı işten memnunlar. Yeni nesil, ben okuyorum deyip çalışmayabiliyor. Ancak çocuklar, seradan çıkınca portakal ve nar bahçelerinin varlığı streslerini azalttığı için çalışmak istiyor.

Aşılı Domates

Bir fideden ortalama 4-5 kilo mahsül alınıyor. Bir fide cinsine göre 40-70 kuruş. Ancak aşılı fide 1.5 lira. Halk arasında deli domates denilen, meyve vermeyen; ancak kök yapısı çok sağlam domates fideleri küçük iken dalları kesiliyor. Gövdesine çok meyve veren oval cins fide aşılanıyor. Aşılı fide kök yapısından dolayı hastalığa dayanıklı olduğu için ve daha fazla meyve verdiği için tercih ediliyor. İki fide yerine bir aşılı fide dikilip, iki çatal olunca daha fazla mahsül alınabiliyor.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı