Sağlıklı Hayat

Hekim Gözüyle Oruç

İnsanoğlu var olduğundan beri dinî bir vecibe olarak “oruç” da vardır. İnanmayan bir kişi, orucu anlamamışsa orucun vücuda eziyet olduğunu düşünebilir. Hâlbuki oruç, aç kalıp bedene eziyet vermek değil, fizikî ve manevi bir temizliğe vesiledir.

İnsanoğlu var olduğundan beri dinî bir vecibe olarak “oruç” da vardır. İnanmayan bir kişi, orucu anlamamışsa orucun vücuda eziyet olduğunu düşünebilir. Hâlbuki oruç, aç kalıp bedene eziyet vermek değil, fizikî ve manevi bir temizliğe vesiledir.

Asrımızda batılı hayat tarzına imreniş, dinden ve dinî hassasiyetlerden uzaklaşmayı da beraberinde getirmiştir. Kimi insanlar oruç tutmamayı özgürlük, orucu faydasız olarak düşünmekte, ancak diğer yandan da fazla kilolarını vermek için bilimsel dayanaktan yoksun, çok düşük kalorili, dengesiz diyetlere umut bağlamakta, hatta günlerce aç, susuz kalıp, dengesiz diyet programlarına uymaktadırlar.

Orucun kilo kontrolü ve kan yağları üzerine olumlu etkileri vardır. Oruçta düzenli ve yeterli beslenme durumu söz konusu iken tam açlık ve sıkı zayıflama diyetlerinde ihtiyacın altında temel besin alımı olduğu için negatif bir enerji dengesi meydana gelir. Bu nedenle sıkı diyetlerle zayıflamak isteyen kişilerde, ani ölümlere yol açan elektrolit bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Diğer yandan bu tür diyetler “ketozis” denilen yağların oksidasyonu ile ortaya çıkan artıkların kanda artışına ve vücutta metabolik olarak bozulmaya yol açarlar. Oruçta ise bu durumlar gözlenmez.

Diğer yandan, “artık maddeleri” zararsız hale getirip vücuttan uzaklaştırmaya yarayan karaciğer ve sindirim sistemi de oruçta dinlenme dönemine girer. Hücrelere kendini yenileme ve zararlı atıklardan kurtulmak için yeterli zaman tanınmış olur. Ayrıca pankreasa da 10-14 saatlik dinlenme periyotları ile önemli bir dinlenme imkânı sağlanmış olur. Sağlıklı insanda sık sık beslenme pankreastan sürekli olarak insülin salınımını uyarır, pankreası yorar.

Ağız yoluyla alınan karbonhidrat içerikli besinler, içerdikleri karbonhidrat değeri oranında pankreastan insülin salınımına neden olur. Fazla miktarda basit karbonhidrat (beyaz unla yapılmış yiyecekler, beyaz pirinç, çay şekeri içeren gıdalar) almak, kan şekerini hızla yükselterek daha fazla insülin salınımına yol açar. İnsülin ise daha çok acıkmayı sağlar ve bir kısır döngü oluşur. Çok acıkmamak için sahurda fazla yemek, daha çok insülin salgılatarak aslında daha çok acıkmaya yol açar. Kompleks karbonhidratlar (tam buğday ürünleri, sebze, meyve) ise yavaş sindirilerek kan şekerinde daha yavaş değişimlere neden olurlar. Proteinler de daha çabuk doymamızı ve daha uzun süre acıkmadan durabilmeyi sağlar.

Oruçta olan hormonal değişimlerden bir diğeri kortizol, glukagon, adrenalin ve büyüme hormonu gibi insülin karşıtı işlev gören hormonların salınımı artar, yıkılıp atılması azalır. Böylece uzun süren açlıkta kan şekerinin aşırı düşmesi engellenir, bu nedenledir ki erken dönem diyabet hastaları (insüline bağımlı olmayan diyabet tipi) ilaç dozları ayarlanmak şartıyla çok rahat oruç tutabilirler. Hâlbuki normal şartlarda diyabetli hastalar öğün atladıklarında şekerleri çok düşebilir, “hipoglisemi” diye bilinen durum ortaya çıkabilir.

 “Oruç Sabrın Yarısıdır”. (H.Ş)

Oruçta sabah saatlerinde, sahurda yenen yiyeceklerin emiliminden sonraki 5-6 saat öncelikle karaciğerdeki şeker (glikojen) depoları kan şekeri düzeyinin en uygun düzeylerde tutulmasını sağlar. Karaciğerdeki glikojen deposu yaklaşık 1200 kaloridir. Daha sonra kaslardaki glikojen depolarından stres hormonu (kortizol) etkisi ile kan şeker düzeyi ayarlanır. Beyin, kırmızı kan hücreleri gibi bazı dokular için bu mekanizma hayati bir fonksiyon görür. 16 saatten sonra ise protein ve laktat gibi maddelerden glukoz üretimi başlar.

Oruç insülin direncini, vücutta yağ oranını azaltır, tansiyonu ve kalp hızını düşürür, zararlı sitokinlerin (tümör nekrozis faktör alfa, interlökin 2 ve 8 gibi) oluşumunu azaltır. Bu etkileri kilo üzerindeki etkileri ile birleşince çok faydalıdır. Orucun bütün bu faydalı etkileri, zararlı yeme alışkanlıkları ve aşırı yeme ile yok edilmemelidir. Hayvanlarda yapılan çalışmalarda, alınan kalorinin %20-40 azaltılması ile genel sağlıkta iyileşme, sürede uzama, ateroskleroz, kanser, diyabet, kalp, beyin ve böbrek hastalıklarında azalma olduğu gösterilmiştir.

Oruçta meydana gelen metabolik ve hormonal değişiklikler karşılaşılan fiziksel ve psikolojik stres durumlarına karşı daha sakin, daha sabırlı olmayı da sağlar. Zira Peygamber efendimiz (S.A.V) “Oruç sabrın yarısıdır.” buyurmaktadır. Stres hormonlarındaki artış, problemlerle daha kolay başa çıkabilmeyi yani sabrı getirir. Oruçta vücut fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da dingindir. Oruçta ibadet yapmanın verdiği huzur ve ferahlık, diyet yaparak aç kalan kişide ise kısıtlanmanın verdiği öfke ve sinirlilik vardır. Bu nedenle diyette mide asidi daha fazla salınır ve açlık hissi olur.

“Oruç Tutunuz ki Şifa Bulasınız.” (H.Ş)

Orucun bugün için anlayabildiğimiz bazı faydalarını kısaca özetledik. Ancak unutmayalım ki oruç her şeyden önce bir ibadet ve çok ciddi bir “arınma” dönemidir. Bir araba aldığınızda firma nasıl size periyodik bakım tarihleri öneriyorsa, Hazreti Allah da oruç ibadeti ile vücudumuz için gereken maddî ve manevî bir temizlik takvimini bize hediye etmektedir. Oruç, yeme-içme ve bazı bedensel ihtiyaçlardan uzak durmanın yanında kalbi de kötü şeylerden korumayı gerektirir. Aynı zamanda orucun sosyolojik anlamı da vardır ki, aç kalmayı ve aç kalanların halini anlamamızı sağlar.

Dr. Ömer Faruk YENİŞEHİR

 

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı