Helali Arama Stratejileri

0

Sabah olduğunda eşini karşısına aldı ve kaygılarını ona anlattı. Sonra da ona bulduğu çıkış yolundan bahsetti. Evi, tarlayı ve hayvanları satacak; onun yerine daha büyük bir arazi satın alacaktı. Çünkü küçücük bir tarladan elde ettikleri hasat, ailenin karnını zar zor doyuruyordu ve yeni gelecek olan bebek de hesaba katıldığında geçinmeleri daha da zorlaşacaktı.

Adem Serdaroğlu

Eşi, kocasını haklı buldu ve kocasının, ellerinde olanı satmasına ses çıkarmadı. Önce hayvanlar, sonra tarla ve sonunda da ev. Bir bir satıldı hepsi. Aile, kendileri gibi fakir olan komşularının yanına sığındı ve tam bu esnada bebeğin doğumu gerçekleşti. Baba hem mutlu, hem mahcup, hem de kaygılıydı. Yardım isteyebilecekleri kimseleri yoktu ve bu ailenin geleceği onun atacağı adımlara bağlıydı.

Gözünü karartan adam, komşunun da yönlendirmesiyle Florida mafyasının kapısını çaldı. Mafya aracılığıyla alırsa yeni tarlasını çok daha ucuzu kapatabilirdi. Mafya adamı dinledi ve bir sonraki güne tapusunun hazır etti. Adam bütün parasını onlara verdi ve evrakların resmi işlemleri tamamlandı. Ve böylelikle adam farkında olmadan yanlış bir adım atmış oldu.

Adam sonraki gün tapunun gösterdiği tarlaya gittiğinde, hayatının büyük hatasını yaptığını anladı. Çünkü aldığı tarla çıngıraklı yılanların yuvası olarak bilinen bir bölgedeydi. Arazi tamamen taşlık ve kayalıktan ibaretti. Bırakın ekim yapmayı, yılanların yüzünden boş arazide yürünemiyordu bile. Adam derin bir nefes aldı. Bitti, dedi kendi kendine, bitti. Burada ne ekim yapabilir, ne mafyadan parasını geri alabilir, ne de evine ekmek götürebilirdi. Sonra ağlamaya başladı. Evinin olmadığını hatırlamıştı.

Bu adamın durumunda olsaydınız siz ne yapardınız? Adamın başarısız, parasız ve umutsuz olduğunu da hesaba katın.

Yılan tüccarı

Bu adam tam 3,5 yıl sonra Florida’nın en zengin dört kişisinden birisi oldu. Nasıl mı?

Çaresizlik adamı mucit yapar, orduları yendirir, dağı deldirir. Bilmeden yaptığı bu hata, onu Tarık Bin Ziyad gibi olmaya zorlamıştı ve o, yaktığı gemilerin dumanını koklayarak savaşmasını bilmişti.

Zaten kaybedecek bir şeyi olmayan adam, çıngıraklı yılanları beslemeye başladı. Bu ilginç mekân, turistleri kendine çeker oldu. Bir süre sonra yılan etlerini uzak doğu ülkelerine ihraç etmeye de başladı. Ve işler öyle bir noktaya geldi ki, ilaç firmaları artık antivenom üretmek için yılan zehri sipariş ediyordu ona.

Bu hikayenin helal arama stratejileriyle ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz. Anlatalım:

Nüfusla birlikte artan gıda ihtiyacı, üreticilerin ve tedarikçilerin helal, sağlıklı ve temiz ürün arz etme hassasiyetlerini azalttı. Özellikle katkı maddeleriyle gelen kolaylık, daha fazla para kazanma hırsıyla birleşince, artık düzgün ürün üretilemez oldu. Peki, durum gerçekten bu kadar vahim miydi? İnsanlar helal ve temiz olana ulaşamaz mıydı artık? Bu adamın çaresizliğini aklınıza getirin ve en zor durumda bile çıkış kapılarının açık olduğunu hatırlayın.

Beyaz et mi lazım?

Evet, şüpheli olan çok fazla mamul var piyasada. Dinimizin gereği olarak haram olandan uzak durduğumuz gibi, şüpheli olandan da uzak durmamız gerekiyor. Sıkça kulağımıza gelen “O şüpheli, bu şüpheli… Ne yiyeceğiz kardeşim o zaman. Aç mı kalalım? Düzgün bir şey mi var artık.” şeklindeki serzenişler haklı olmakla beraber, Müslümana düşen görev; elinden geldiği kadarıyla helal gıdaya dikkat etmek ve bunun için çözüm yolları aramaktır.

Önce tavuğun izini sürelim ve gündelik hayattan basit bir misal verelim. Tavuk etinde, civcivin yumurtadan çıkmasından, tavuk eti olarak nihai tüketiciye gelene kadar ki geçen bütün süreçlerde helalliğe dikkat edilmesi gerekiyor. Bu yüzden beyaz et ihtiyacını, bütün gıda zincirine hâkim olan, tam manasıyla güvenebileceğiniz bir firmadan temin etmelisiniz.

Ya da pazardan canlı tavuk alıp bizzat kendi ellerinizle, abdest ve besmelenize de dikkat ederek kesmelisiniz. Evet, külfetli bir iş, kabul ediyoruz. Ama buna değmez mi?

Kımızı et istiyorsanız

En az beyaz ette olduğu kadar, kırmızı ete de çok dikkat edilmesi gerekiyor. Aldığınız etin, eti yenen bir hayvana ait olması yetmiyor. O etin nasıl ve kim tarafından kesildiği de bir o kadar önemli. Abdestine ve besmelesine dikkat eden, itikadı düzgün bir insan tarafından; kesim kaidelerine de (hayvanın sağlık durumu, kanının tam akıtılması vs.) riayet edilerek kesilmesi şart.

Nasıl kesildiğini bildiğiniz bir yerden ya da firmadan yine bütün gıda zincirine hakim olan firmadan,  kırmızı etinizi temin edebilirsiniz. Ya da zaman zaman şahit olduğumuz şu metodu siz de evlerinizde uygulayabilirsiniz.

Bu metot için 3000 TL civarında bir meblağ ayırmanız gerekiyor tabi. “Nereden buluruz biz bu parayı?” diye düşünmediğinizi biliyoruz. 20.000 bin liralık bütçesi olduğu halde 25.000 liralık araç alabildiğinize göre, dinimizin emrettiği şekilde yaşayabilmek için de bu meblağı temin edebilirsiniz. “Niyet hayır, akıbet hayır” diye bir söz vardır. Cenab-ı Hakk niyetimiz düzgün olduğu için imkân da nasip edecektir. Yeter ki o yola meyledelim. Metodumuza gelecek olursak:

Önce evimize bir adet derin dondurucu satın alıyoruz. Sonra da ev tipi bir kıyma makinesi alıyoruz. Hafta sonu geldiğinde arabamıza atlıyor, doğruca hayvan pazarına gidiyor ve sıkı bir pazarlıkla bir adet küçükbaş hayvan alıyoruz. Sonrası kolay. Kesebiliyorsak (ki kesebilmemiz gerekir) kendimiz kesiyor, kesemiyorsak da tanıdığımız ve güvendiğimiz birine hayvanımızı kestiriyoruz. Şimdiden afiyet olsun. Gönül rahatlığıyla bu eti yiyebilirsiniz. Bu yöntem sayesinde eti de çok ucuza mâl edebileceğinizi eklemeden geçmeyelim.

Kaç ekmek lazım?

Başka bir misal de unlu mamuller üzerinden verelim. Un ve ekmekte “Lesitin” gibi helalliği şüpheli katkı maddelerinin olduğu uzmanlarca söyleniyor. “Var veya yok”, işin o kısmında değiliz biz. Sonuç itibariyle şüpheli bir durum söz konusu.

Çözüm, ekmeği evde yapmak. İnsan ve Hayat Dergisinin 70. sayısında bu konuyu ayrıntılı olarak işlemiştik. Yine doğal yolla nasıl maya elde edilebileceği de bu sayımızın içinde mevcuttur. Özellikle ev hanımlarının aklına çok yatmamış olabilir bu önerimiz. Evde ekmek yapmak haliyle külfetli bir iş çünkü. Ama önereceğimiz daha kolay bir yöntem var. Bu sayede doğal, besleyici, sağlıklı ve temiz ekmekler yedirebilirsiniz ailenize. Üstelik bu ekmeği yaparken de hiç zorlanmazsınız. Zor olan tek kısmı bunun için 2000 TL civarında bir meblağ ayırmanızın gerektiğidir. Helal arayışında göze alınması gereken bir tutar bu. Uygulanışına gelecek olursak:

İnternete girip “ev tipi un değirmeni” şeklinde bir arama yapıyorsunuz ve mutfak robotu büyüklüğünde olan bu değirmenlerden bir tane eve satın alıyorsunuz. 800 TL civarında bir fiyatı var. Daha ekonomik ya da daha maliyetli olanları da mevcut, güvendiğiniz bir yerden hiç katkısız un da alabilirsiniz. Ekonomik durumunuza göre tercihinizi değiştirebilirsiniz. Sonrasında yapacağınız iş ise yine internet üzerinden ya da herhangi bir beyaz eşya mağazasına giderek “ekmek yapma makinesi” satın almanız. Bu makinelerden 200 TL’den başlayıp 700 TL’ye kadar değişebiliyor. İçi teflon olanların yerine seramik olanını tercih etmenizi tavsiye ederiz. Teflon olan cihazda herhangi bir sorun olduğu için değil bu önerimiz. Teflonun çizilme ihtimali olduğu için. Evlerde kullandığınız tavalar da muhtemelen teflon kaplamadır. Dikkat ettikten sonra teflon kaplama olmasında da bir beis yoktur.

Ayrıca bu makineler sayesinde tam buğday ekmeğinden tutun da kepekli ekmeğe kadar yirminin üzerinde farklı çeşit ekmek yapabilirsiniz evde. Pizza hamuru, kek ve reçel de yapabileceğinizi hatırlatır, bu sayede ekmeği de ucuza getirerek ekonominize katkı sağlayabilirsiniz.   

(Toplam 589 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.