Aile ÖzelEğitim

Hem Yaz Hem Öğren “Yazın da Öğren”

Gurbeti en iyi göçmen kuşları bilir. Yazın kuzeye kışın güneye göç ederler. Gittikleri yerlerde hep geldikleri yerin tahayyülü ile yaşarlar. Bu hayalleri, hakikate o iki kanat ile ulaşır. Onlar da bilirler ki “Tek kanatlı kuş uçmaz.”

“Hiç ölmeyecek gibi dünya için, yarın ölecek gibi ahiret için çalışın.” buyuran Peygamber Efendimiz’in bu sözü şimdi daha iyi anlaşılıyor. Aslında bu sözüyle Efendimiz bize çift kanatlı olmanın gerekliliğini ifade ediyor. Bu hadis-i şerif aynı zamanda, dünya için olsun, ahiret için olsun, yapılacak işlerin ciddiyetle ele alınması gerektiğine işaret ediyor.

Günümüzde yeni nesil tek kanatlı yetişiyor. Oysaki dünyaya yüzyıllarca nizam ve intizam veren ecdadımız din ve fen ilmini bir arada almış ve eğitimlerini çift kanatlı olarak tamamlamışlardır.

Osmanlı medreselerinde değişik zamanlarda, farklı dersler okutuluyordu. Dinî ilimlerden Fıkıh, Kelâm, Hadis, Tefsir, Feraiz, Usûl-i Fıkıh; aklî (müspet) ilimlerden Mantık, Belâgat, Lügât, Sarf, Nahiv, Hendese, Hesap, Heyet (Astronomi), Botanik, Tarih, Kimya, Tıp, Felsefe gibi ilimler beraber okutulurdu. Hatta güzel sanatlardan mesleki bölümlere kadar çok çeşitli ilim dalları da mevcuttu.

Onlar hayata çift kanatlı uçtular

Çift kanatlı eğitim alıp ilim dünyasına katkılar yapan veya tarih yazan ecdadımızdan sadece birkaçını sayacak olursak durum daha iyi anlaşılır. Bilginlerin hükümdarı ile isimlendirilen İbni Sina, yaptığı bazı eserlerin taklidini bugün bile hala yapabilmek oldukça zor olan Mimar Sinan, batı ve doğu ilim dünyasının astronomi ve matematik âlimi Ali Kuşçu, bizzat gidip görmediği halde, çağına göre Amerika kıtasının ilk ve en doğru haritalarını çizerek, onu dünya medeniyetinin huzuruna çıkaran ve böylece dünya coğrafya tarihine büyük katkılarda bulunan Piri Reis, yenilmez ve çağdaş ordusuyla ün yapan Napolyon’un doğu rüyasına son veren Hafız Cezzar Ahmet Paşa bunlardan birkaç ilim adamımızıdır. Bugün ABD kongre binası salonunda kanun hazırlayan ve uygulayan büyük şahsiyetler olarak gösterilen Kanuni Sultan Süleyman, bir devri kapatan Fatih Sultan Mehmet Han gibi devlet adamları olarak karşımıza çıkar. Her biri kendi alanında en iyilerinden olan Evliya Çelebi, Katip Çelebi, Barbaros Hayrettin Paşa, Matrakçı Nasuh, Ahmet Cevdet Paşa, Mustafa Rakım Efendi ve diğerleri…

Bu isimlerden onlarca hatta yüzlerce sayabilmek mümkün. Hepsinin ortak noktası almış oldukları çift kanatlı eğitimdir. Dönemlerinde yapmış oldukları katkılar sebebiyle bugün bile kendi alanlarında saygın bir yere sahiptirler. Her birinin yazmış oldukları eserler veya katkılar tüm dünyaya yol göstermiştir.

Ne zaman ki Osmanlı’da fen ve din ilmi ayrı ayrı öğretilmeye başladı, ilmin merkezi de o günden beri zayıflamaya başladı. Artık sahalarında parmakla gösterebileceğimiz kişiler yetişmiyor. Bir Sinan, bir Piri Reis yetişmemesini bu çerçevede değerlendirebiliriz. Tek kanatlı olarak yönlendirilmeye çalışılan nesilden böyle büyük isimler maalesef yetişmemektedir.

İkinci kanat için bir fırsat

Bu yıl ilk eğitim sezonu bitti, ikinci eğitim mevsimi Ramazan ayı sebebiyle ayrı bir güzellikle başladı. Aynı zamanda ömür defterimizi nasıl doldurmamız gerektiğine örnek bir yapı teşekkül etti. Eğitimde iki kanatlı olmanın zaruretini bir kez daha hatırladık. Çünkü insan hem dünyayı hem de ahireti yaşayacak. Sadece birine göre adım atması onun tek kanatlı kalması ve başarısız olması demektir. Asıl ve tam eğitim, iki kanatlı gerçekleştirebildiği zaman tecelli etmektedir.

Birine ne kadar hevesliysek diğerine de o kadar ilgi duymalıyız. Birine ne kadar ısrarcı isek diğerinde de o kadar azimli olmalıyız. Her ikisi için gayret ve sebat göstermeliyiz. Çünkü iki kanat sadece ahiret için değil yaşadığımız her sahada, her meslekte, her alanda lazım olan bir şey. Elbette ki doktor olmak güzel şey; fakat vicdanlı olmak şartıyla. Zengin olmak güzel şey; zekatını, sadakasını vererek dürüstlük şartıyla. Hoca olmak güzel şey; gayret şartıyla. Talebe olmak güzel şey; sabır ve azim şartıyla. Esnaf olmak güzel şey; dürüstlük şartıyla. İdareci olmak güzel şey; adaletli olmak şartıyla. İbadet ehli olmak güzel şey; takva şartıyla. Âlim olmak güzel şey; irfan şartıyla. Dost olmak güzel şey; acıları paylaşmak şartıyla. Hakikati yazmak ve konuşmak güzel şey; yaşamak şartıyla. Tabi ki Ramazan ayına kavuşabilmek güzel şey; istifade etmeye gayret şartıyla. Bütün bu şartları da gerçekleştirmenin tek yolu da iki kanatlı eğitimdir.

En Yeniler

3 Yorum

  1. Anlayabilen için çok istifade edilebilecek bir yazı Allah razı olsun. Maalesef şu zamanda her şey madde ile ölçülür olmuş. Mana ve maneviyatı düşünen çok az. İnsanlar kısa bir hayat için hem ilim hem de madde olarak çok çalışıyor ve zaman ayırıyorlar. Fakat iş ahiret ilim ve kazancına gelince nedense hiç vakitleri ve paraları olmuyor. Bu çok acı bir durum. Bir insanın ortalama ömrünü 60 yıl olarak alırsak, bunun en az 20 yılı okumakla geçiyor sebep geri kalan 40 yıl rahat geçsin diye ama ebedi bir hayatın bilgilerini öğrenmek için günde 1-2 saat ders yapmak çok zor geliyor. Kısa olan dünya hayatı için çok büyük meblağlar harcadığımız halde ebedi bir hayat için az meblağlar vermek zor geliyor. Hz. Allah dinden kitaptan imandan ayırmasın.

  2. sanırım bu derginin en sevdiğim yazılarından biri…Allah razı olsun…itidalli bir hayatı, ölçüyü çok güzel özetlemiş, örneklemiş…geleceğe doğru adım atarken geçmişimizin tahayyülü ile tecrübelerimizden en güzel şekilde istifade edip, şuanımızı vahyin ışığında inşa etmeye gayret edeceğiz inşAllah…
    ”ciddiyetle, vicdanla, zekatını, sadakasını vererek dürüstlükle, gayretle, sabır ve azimle, adaletle, takva ile, irfan ile, acıları paylaşarak…” 🙂
    hayır dolu bir ömür cümlemize nasib olsun…nihayetinde Allah cümlemizden razı olsun…beşikten mezara kadar talebeyiz inşAllah…
    iyi çalışmalar…

  3. SULTAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN…
    Meşguliyetlerini hiç aksatmadan devam ettirirdi.
    Hatta Selanik’e sürgün edildiği günün ertesinde Yıldız Sarayı’ndaki saatçilik ve marangozluk âlet ve malzemelerinin ne zaman geleceğini Fethi Bey’e sormuş ve cevabı beklemeden şöyle demişti:
    “Böyle alışkanlıklar, meşgaleler, zevkler edininiz.
    Ben bunlara, şehzâdeliğim zamanında merak ettim.
    Hükümdârlığımda da vakit buldukça değil, vakit ayırarak devam ettim.
    Bugün benim için yalnızca meşgale değil, teselli de oluyor.
    Ecdad-ı izâmım (büyük dedelerim) içinde hemen hemen hepsinin daha âli ve tatminkar alışkanlıkları vardı.
    Çoğu, hüsn-i hat (güzel yazı), şiir, edebiyat ile meşgul idiler.”

    http://www.fazilettakvimi.com/tr/2014/4/27.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu