Kapak

Huzuru Kaçan Plüton

Güneş’ten 6 milyar km uzaklıkta, kendi halimde dönüp dururken keşfedildim. Sene 1930’du. Gezegen dediler. Sonra bir de isim verdiler: Plüton. İsmimi sevmedim, yine de mutluluktan havalara uçmak istedim uçamadım; ama çok mutlu olmuştum. Bazen keşke kayalar ve buzlarla kaplı olmasaydım da şu güzide insanları üzerime alsaydım deyip üzülüyordum.

Keşfedildiğim yere bir daha 2178 yılında gelecektim. Çünkü Güneş’in etrafındaki bir turum Dünya yılı ile 248 yıl sürüyordu. Bir günüm ise 6.5 Dünya gününe eşitti. Heyecanlıydım. Bu heyecanımı gören Dünya,  “Üzerimde bazıları var ki bende huzur muzur bırakmadı. Fazla güvenme insana, acı katar aşına. Benim huzurum kaçtı, bari senin kaçmasın.” dedi de inanmadım. Bir kere güvenmiştim. İnsandı bu, güvenmemem gerektiğini zaman geç öğretti bana. Önce ‘cüce Plüton’ diyerek tahkir ettiler. Sonra ABD’nin yarısı ya eder ya etmez dediler. Yetmedi Antarktika’dan daha soğuk, o soğuk burada olsa soluduğumuz hava hemen donar dediler. Hatta hiç sevmediğim kuyruklu yıldızlarla akraba ettiler. Sene 2006’ya gelince de beni bir paçavra gibi kenara atıp sen artık gezegen değilsin dediler. Demek insan, aradığını bende de bulamamıştı.

Her ne kadar ‘Plüton’u yeniden gezegen yapın.’ diye kampanyalar düzenlense de duygularımla oynanmıştı bir kere. Gururum incinmişti. Dünya’nın huzurunu kaçıranlar benim de huzurumu kaçırmıştı. Ama biliyordum ki içim ne kadar soğuk olsa da taşlaşmış kalplerden daha sıcaktım.

 

 

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı