Kişisel GelişimKolay HayatKültür Sanat

İdarecilere Nizamın Anahtarını Verdi

Nizamülmülk, Türk İslam devlet yapısını sistematik hale getirecek kurumlar ve idareler oluşturdu. İkta sistemini getirdi. Tarım topraklarını ikta bölgelerine ayırıp, gelirlerini askere tahsis ederek refah düzeyini yükseltti.

Tarih aynasına bakarken genelde siyasi izler takip edilir. Devlet başkanları ve sultanlara daha fazla rağbet gösterilir. Ancak bunların yanında öyle yardımcılar vardır ki aslında kendimizi gösterenler de onlardır. Kanuni Sultan Süleyman-Mimar Sinan, Fatih Sultan Mehmet-Akşemseddin Hazretleri, Yavuz Sultan Selim-Hasan Can…

Bunlardan biri de Büyük Selçuklu Devletinin teşkilatlanmasında büyük emek sahibi olan Nizamülmülk’tür. Kendisiyle beraber Çağrı Bey, Malazgirt Fatihi Sultan Alparslan ve Melikşah adını duyurmuştur. Adeta Selçuklunun merkez ve taşra teşkilatıyla ilmi hayatın tesisinde bel kemiği vazifesi görmüştür.

 Nizamın Doğuşu

Asıl adı Hasan’dır. Horasan’a bağlı Tus şehrinde (Şimdi İran Razavi) 408 (Miladi 1018 yılında) açar dünyaya gözlerini. İlme meraklı bir baba ve saliha bir annenin kollarında büyür. Kardeşiyle beraber tedrisata başlamasına rağmen akranlarına da fark atar. Kuran-ı Kerim’i kısa sürede ezberler. Arabî ilimlere de yatkınlığı vardır. Kendini geleceğe iyi hazırlar. Babasıyla beraber Gaznelilerin Horasan valisi Ebul Fazl’ın yanında görev alırken Selçukluların Horasanı fethinden sonra Çağrı Bey’in yanına geçer.

Çağrı Bey, Alparslanın yetişmesi için onu atabey olarak görevlendirir. Alparslan’ı bir aslan gibi yetiştirir. Malazgirtte zaferle tanıştırır. Alparslan’ın veziri olur. Halife tarafından kendisine Nizamülmülk (saltanatın düzeni) ve Kıyamü’d-devle (devletin direği) lakabı verilir. Bu ismi layıkıyla taşımaya başlar.

Türk İslam devlet yapısını sistematik hale getirecek kurumlar ve idareler oluşturdu. İkta sistemini getirdi. Tarım topraklarını ikta bölgelerine ayırıp, gelirlerini askere tahsis ederek refah düzeyini yükseltti. Birçok savaşta önemli rol oynayıp Büyük Selçuklu ordusunu devrin değil Ortaçağ’ın en güçlü ordusu haline getirdi. Devletin merkez ve saray teşkilatını tesis etti. İslam geleneklerine uygun biçimde mahkemeler kurdu.

Liyakat Ehli Devlet Adamı

Nizamülmülk bir ramazan akşamı iftarını halk ile yaptıktan sonra teravih için yola çıkar. Kendisine doğru gelen genci görünce bir müşkili, bir sorusu vardır diye durur, yaklaşmasını bekler. Belki yardıma muhtaç bir gençtir. Ancak bu genç Haşhaşiler olarak bilinen Hasan Sabbah’ın fedailerindendir ve hançeri büyük devlet adamının bağrına saplayıverir. Nizamülmülk etrafındakilerle helalleşir ve gözlerini oracıkta yumar. Hasan Sabbah ve fedaileri küflü fikir ve hançerleriyle böyle bir devlet adamını 1092 yılında katlederek tarihe kara bir leke bırakırken, Nizamülmülk ardında makamına layık, örnek alınacak eğitim modelleri ve devlet adamı profili bırakır. Tarihe altın harflerle yazılır ve kıymetini asırlardır korur.

Nizamın Anahtarları, Nizamiye Medreseleri

Kuru bir savaş adamı değildir. Toplumu devlet eğitimle bilinçlendirmeli, gönüller fethedilmeli, İslam’a karşı cereyan eden akımlar bu yolla da kesilmelidir.  Hasan Sabbah gibi bozuk itikatli ehlisünnet karşıtı fikirler çürütülmelidir.

Bağdat merkezli Nizamiye medreselerini açar. Medrese sistemini devlet tarafından güçlü bir şekilde ve düzenli olarak destekler ve takibatını da kendisi yapar. Sırasıyla Belh, Nişabur, Herat, İsfahan, Basra, Musul, Merv gibi köklü beldelerde köklü ilim yuvaları yapar. Bu medreseler hem dine hem devlete görevli yetiştirir. Medresede hoca ve öğrencilere mahsus odalar vardı. Dershane, mescit, kütüphane, yatakhane, yemekhane ve hamam gibi bölümlerden müteşekkil bir külliye idi. Medreselerin yanına ihtiyacı karşılamak için vakıflar kurdurur. Bu vakıflarda faaliyet gösteren dükkân vesaire binalarının gelirlerini öğrencilere tahsis ettirir. Bu medreselerde zamanın âlimleri ders vermek için yarışırlar. İmamı Gazali de burada ders vermiştir.  Medreselerde dini ve dünyevi ilimler okutulurdu. Eğitim süresi dört yıldı.

Nizamiye Medreseleri devrin siyasi ilmi ve dini hususlarda etkili olmuş bir müessesedir. Birçok halife, sultan, vezir örnek alarak yeni medreseler yaptırır. Daha önceki medreseler özel olduğu halde Nizamiye Medreseleri devletin himayesinde eğitimini sürdürmüş medrese sistemini daha iyi olması için temel teşkil etmiştir. Hepsi birer Rafizî-Batinî-Haşhaşî gibi sapık fikirlerle mücadele etmiş, devlet ve millete liyakatli insanlar yetiştirmiştir.

 Siyasetname’ye Göre Nasıl Yönetici Olunur?

Melikşah devlet idaresinin ve adamlarının nasıl olması gerektiği hususunda bir kitap yazılmasını ister.  Layıkıyla bu kitabı Nizamülmülk yazar. Nizamülmülk’ün farsça yazdığı eseri kendisi de beğenir “İnsanlar bu kitabı ne kadar çok okurlar ve uygularlarsa din ve dünya işlerinde dikkatleri o kadar artar.”

Nizamülmülk, eserinde yalnız nasihat vermekle yetinmemiş, aynı zamanda olaylar da nakletmiştir. Hadisler, sahabeyi kiram dönemi hikâyeler, geçmiş zaman hikâyeleri mevzusuna göre örneklendirilmiştir. Selçuklu devletinin işleyişini, aksayan yanlarını, alınacak tedbirleri, ileriye dönük doğabilecek sorunları gibi birçok meselede devletin daima düzende kalabilmesi konusunda bilgi verir. Selçuklu Devleti içinde yuvalanmaya çalışan, hatta devleti tehdit eden, Batiniler-Rafiziler gibi sapık fikirler hakkında malumat aktarır. Elli bir fasıldan terekküp eder.

Siyasetnamede Liyakat Anlayışı

Siyasetname, Arapça “Siyaset” Farsça “mektup, risâle” anlamına gelen “nâme”den meydana gelen bir terkiptir. Siyaset kelime olarak; hayvanı tımar etmek, bakmak, terbiye etmek; vali ve hâkim olmak; idare etmek, düzene koymak ve tedbir almak gibi anlamlara gelmektedir.

Liyakat; lugatte, bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, ehliyet. İşe hakkıyla layık olana liyakatlı denir. Nizâmülmülk’e göre; devlet idaresinde liyakat sahibi, sadık ve adaletli kimselere görev vermek büyük önem arz etmektedir. Hatta bir iş için ehliyetli bir kimse bulunduğunda zorla da olsa bu görev muhakkak verilmelidir. Devletin veya toplumun herhangi bir mertebesinde görev alacak liyakatli kimseleri ise hükümdar seçmektedir. Lakin hükümdar veya padişah liyakat ehli olmalı ki liyakat ehlini bulabilsin. Altının değerini ancak sarraf bilir.

Her İnsan Hükümdardır

Siyasetname başta, hükümdarın nasıl olması gerektiğini anlatır. Günümüzde hükümdar veya padişahtan kasıt bir kurumun, kuruluşun başında bulunan yönetici veya ailenin reisidir. İlk önce insan kendine, nefsine muktedir olmalı. Kendisini yönetebilmelidir. Sonra her insan, hayatını düzenli bir şekilde idame ettirmek için zamanı ve etkileşimde bulunduğu insanları iyi yönetmelidir. Her insan kendisinin mesulü, hayatının hükümdarıdır aynı zamanda. Orıson Sweet Marden “Her İnsan Hükümdardır” kitabında; “Kendi nefsine düşünce gücüyle hâkim olabilen insan, başarma gücünün kendinde olduğunu kavrayacak ve kendinin hükümdarı olmaya başlayacaktır. Bunu başarmak ve düşünce dümenine yön vermek, birkaç temel hakikati bilmek bunları uygulamakla sağlanır.” O zaman Siyasetnameye göre bir hükümdar=insan nasıl olmalıdır?

“İdarecilerin liyakatli olabilmesi, saltanatının devamını sağlaması için bir takım vasıflara ve hususiyetlere sahip olması lazımdır”.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı