İlk Teravih Namazı

0

Ramazan gecelerinde teravih namazı kılınması peygamberimiz aleyhisselamın sünnetidir. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu bir hadis-i şeriflerinde: “Yüce Allah, Ramazan ayında orucu farz kıldı. Ben de, teravih namazını müslümanlara sünnet kıldım!” buyurarak açıklamışlardır.

Ramazan orucu peygamberimiz aleyhisselamın Medine’ye hicretinin 18. ayının başlarında, kıblenin Kâbe-i Muazzama tarafına çevrilişinden sonra,

Şaban ayında farz kılınmıştır. Ramazan gecelerinde teravih namazı kılınması da Peygamber Efendimiz’in sünnetidir.

Hz. Âişe (r.a.) şöyle anlatıyor:

“Rasûlullah aleyhisselam mescitte geceleyin teravih namazı kıldı. Müslümanlar da, kendisine uyarak teravih namazı kıldılar. Ertesi günü sabah olunca, müslümanlar bunu birbirlerine anlattılar. İkinci gece, müslümanlar mescitte önceki gecekinden ziyade toplandılar. Rasûlullah aleyhisselam, mescide çıkıp onlara teravih namazı kıldırdı. Sabah olunca, cemaat bunu da anlattılar.

Üçüncü gece, cemaat daha da çoğaldı. Rasûlullah aleyhisselam çıkıp onlara teravih namazı kıldırdı.

Dördüncü gece mescit cemaati alamayacak bir hale gelince, mescit cemaatle dolup taşınca, Rasûlullah aleyhisselam teravih namazını kıldırmak için cemaatin yanına çıkmadı. Cemaatten bazıları namaz için toplandıklarını Rasûlullah aleyhisselama hatırlatmak istedilerse de, Rasûlullah aleyhisselam, sabah namazına kadar onların yanlarına çıkmadı.

Sabah namazını kıldırdıktan sonra, cemaate yöneldi. Şahadet getirdi ve: ‘Biliniz ki; sizin, cemaatle teravih namazı kılmak hususunda yaptığınızı gördüm.

Beni sizin yanınıza çıkmaktan alıkoyan, ancak, bu namazın size farz kılınacağı, sizin de onun edasında acze düşeceğiniz, günaha gireceğiniz hakkındaki korkumdur.’ buyurdu. “

İmam Zührî; Peygamberimiz

aleyhisselamın vefatına kadar teravih namazının böyle evlerde kılındığını ve Hz. Ebu Bekir’in halifeliği devrinde de, Hz. Ömer’in halifeliği devrinin başlarına kadar da, bu şekilde hareket edildiğini bildirdikten sonra; Urve b. Zübeyr’den Abdurrahman b. Abdulkari’nin şöyle dediğini rivayet eder:

“Bir Ramazan gecesi, Ömer b. Hattab (r.a.) ile mescide gitmiştik. Mescitte halk münferid ve dağınık bir halde teravih namazı kılıyordu.

Kimi kendi başına yalnızca namaz kılıyordu, kimi namaz kılıyor, bir kısım halk da onun namazına uyuyordu. Ömer b. Hattab ‘Bunları bir kari’ (Kur’ân okuyucu) imam arkasında toplasam, daha iyi olur sanırım’ dedi ve bunun üzerinde durdu. Hakikaten, ertesi günü de, Übeyy b.
Ka’b’ı teravih imamı tayin edip cemaati onun arkasında topladı. Teravih namazı cemaatle kılınmaya başlandı.

“Başka bir gece, yine, onunla birlikte mescide gitmiştim. Halk, imamları Übeyy b. Ka’b’la birlikte teravih namazı kılıyorlardı. Ömer b. Hattab ‘Şu namazın cemaatle kılınması ne güzel bir âdet oldu. Fakat, namazlarını gecenin sonunda kılmak üzere erteleyip şu anda uyumakta olanlar, şimdi namaz kılanlardan daha ziyade fazileti haizdirler’ dedi.”

Übeyy b. Ka’b’ın teravih namazını halka 20 rekat olarak kıldırdığı, Hz. Ömer’in, Hz. Ali’nin de, halka teravih namazını 20 rekat olarak kıldırmalarını görevlilere emrettikleri, Abdullah b. Ömer’in de kendilerine İbn ebi Müleyke’nin teravih namazını 20 rekat olarak kıldırdığını bildirdiği, Hz. Ömer’in, Ramazan’da teravih imamlarını çağırıp süratli okuyanlara her rekatta 30, orta derecede sür’atli okuyanlara her rekatta 25, ağır okuyanlara da her rekatta 20 ayet okumalarını emrettiği de rivayet edilir. Hz. Ömer’in teravih namazını böyle cemaatle kıldırmayı ihdas ve Medine’de biri erkeklere, diğeri kadınlara teravih kıldırmak üzere kari’ (Kur’ân okuyucu) hafız tayin edişi ve bu hususta İslâm beldelerine de yazılı emirler verişi, Hicret’in 14. yılı Ramazan ayında idi. ^

(Toplam 825 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.