Gıda AnalizSağlıklı Hayat

Zeytin ve İncirin Birlikteliği

Zeytin ve İncir Kürü

Bir insanın ıssız adada yalnız kalması durumunda, yanına alması gereken ilk üç gıda ne olabilir, sorusuna şu cevap verilmelidir: Suyun var olduğunu kabul edersek ilk üç gıda buğday, zeytin ve incirdir.

Bazı değerli nimetlerin kıymeti zamanla anlaşılır. İşte o nimetlerden ikisi; incir ve zeytin. İkisinin de olgunlaşma mevsimi birbirine yakındır. Ağustos ve eylül aylarında incir olgunlaşır. Ekim ve kasım aylarında da zeytinler toplanmaya başlar. Eskiden oluşturulmuş zeytin tarlalarına baktığımız zaman zeytinlerin aralarında yer yer incir ağaçlarını görürüz. Eskiler incir ile zeytinin arasında yakın bir alaka olduğunu söylemektedir. İncir ağaçlarının tatlı sıvısıyla zeytin ağaçlarına gidecek böcekleri ve sinekleri kendisine çektiğini böylece zeytinleri böceklerden koruduğunu ifade etmektedirler.

Zeytin ve zeytinyağının, incirin ortak faydaları çoktur. Zeytinyağı E ve K vitaminleri bakımından zengindir. Ayrıca kalsiyum, potasyum, sodyum ve demir gibi vitamin ve minerallere sahiptir. İncirde de A, B1, B2 vitaminleri bulunmaktadır. Magnezyum, potasyum, bakır, fosfor ve demir bakımından zengindir. Günümüzde en büyük problemlerden obezite, sindirim sisteminin çalışmaması ve ağırlaşmasıdır. Zeytinyağı, mideyi yumuşatır, kabızlığı giderir. Sindirim sistemini çalıştırıp düzenler, böylece obeziteye sebep olmaz. Diğer yağlar ise kabızlık yapar. İncir de aynı şekilde mide ve sindirim sistemi için çok faydalıdır. Mide ve bağırsakları güçlendirir. İncirin kolon kanserini önleyici etkisi bulunmaktadır. Kemikleri güçlendirici etkisi vardır. Kansızlığa karşı etkilidir. Kalp sağlığının korunmasına, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur.

İncir ve zeytin yan yana

İncir taze veya kurutulmuş olarak yenir. İncirde kurutma teknikleri önemlidir. Zeytin ise toplandıktan sonra kırma, çizme, salamura, sele gibi tekniklerle kurulup hazırlanır. Zeytinyağı, zeytinin sıkılmasıyla elde edilen, işlem görmeden kullanılabilen tek yağ olup insan sağlığı için en faydalı yağlardan birisi olarak görülmektedir. Bu sebeple rafine olanlardan kaçınmak gerekir. Çünkü rafine yağlar asit derecesi yüksek olan zeytinyağlarının kimyasal yollarla asitinin düşürülmesiyle elde edilir. Bu işlemler de yağın tadını, kokusunu ve içerisindeki pek çok faydalı minerallerin kaybolmasına sebep olabilir. Diğer sıvı yağlar ise rafine edilmeden, işlem görmeden kullanılamamaktadır.

Zeytinyağı değişik yöntemlerle elde edilmektedir. Eskiden taş baskı denilen usul ile taş değirmende öğütülen zeytinler çuvallara doldurulup sıkılırken bugün daha çok kontini denilen sistem kullanılıyor. Burada toplanan zeytinler havuza dökülmekte oradan helezon ile çekilerek önce havalı vakum ile zeytinlere karışmış olan toz, toprak ve yaprak gibi maddeler ayrılır. Sonra zeytinler yıkama işleminden geçirilerek kırılma bölümüne alınır. Burada hamur haline gelen zeytinlere bir saat kadar yağın ayrılması için yoğrulma işlemi uygulanır. Daha sonra su ile beraber işleme tabi tutulmaktadır. Sonucunda pirina denilen küspe ve su bir tarafa, zeytinyağı bir tarafa ayrılarak bidonlara veya tanklara doldurulur. Görebildiğimiz kadarıyla bu sistem el değmeden uygulanan temiz ve sağlıklı bir sistemdir. Dip zeytinleri ve üstten toplanan zeytinler birbirine karıştırılmadan ayrı olarak yağları çıkarılır.

Zeytinyağı pahalı mıdır?

Zeytin ve zeytinyağının şifalı ve sağlıklı olduğunu bildikten sonra ondan istifade etmemek olur mu? Problem olarak bazı kimseler zeytinyağının diğer yağlara göre pahalı olduğunu söyleyebilir. Fiyatlarına bakılınca bu görüşe hak verebiliriz. Ancak “Sağlık hiç de ucuz değildir.” diye cevap verebiliriz. Sağlığa harcanan paraları düşünürsek aslında zeytinyağının ne kadar ucuz olduğu anlaşılır. Diğer yönden zeytinyağının diğer yağlardan oran olarak daha az miktarda kullanımı kâfi gelecektir. Bu da fiyatlarının birbirine yakın olmasını sağlayacaktır.

Diğer bir iddia da zeytinyağının kokusunun ağır olduğu,  diğer yağların ise hafif olduğudur.  Bu sebeple bazı kimseler zeytinyağı yiyemediklerini söylemektedir. Bu çok önemli bir sorudur. Hiç zeytinyağı yememiş birisine acı bir yağ yedirmeye kalkarsanız bir daha ona zeytinyağı yedirmeniz zorlaşır. Zeytin ağaçlarının dibine dökülen zeytinlere dip zeytini denilir ve onların yağı acı olur. Ondan daha çok sabun yapılır. Ağacın üzerinden zamanında toplanan fazla bekletilmeden sıkılan zeytinin yağı acı olmaz. Belki bu şekildeki yağlar arasında dizem farkı olabilir. Bu itibarla zeytinyağı alırken tanıdığımız kimselerden veya belli markalardan rafine edilmemiş olanı tercih edersek sıkıntı yaşanmaz. Riviera denilen yağ da rafine yağlar ile doğal yağların karışımından elde edilir. Onun da pek kaliteli olduğunu söylemek mümkün değildir.

Zeytinyağının kalitesi, asit derecesi ve dizem ile ifade edilmektedir. Asiti bir derecenin altında olan yağlara dizem denmektedir. Bu yağlar çok hafiftir. Zeytinyağı üreticileri 2-3 asitten aşağısını tercih etmezler, 4-5 dereceden fazla olan yağlar ise acı olur. Onlar rafine edilmekte veya yağın dışında değerlendirilmektedir.

Türk Gıda Kodeksine göre asitlik derecesi 100 gramda 0,8 gram/dizemden aşağı olan yağlara natürel sızma zeytinyağı denmektedir. Asitlik derecesi 100 gramda 2.0 gramdan fazla olmayan yağlara Natürel birinci zeytinyağı adı verilmektedir. Bunun yanında zeytinin yetiştiği bölge, iklim şartları, sulama, gübre ve ilaç kullanımı, zeytinin cinsi gibi hususlar da kalitede etkili olur.

Yağlar arasındaki farkı görmek için tavsiyemiz, zeytinyağı tenekesinin ve diğer yağların tenekelerinin bittiği zaman, dibine bakmaktır. Zeytinyağı tenekesinin dibinin cam gibi parlak tertemiz olduğunu, diğer birtakım yağların tenekesinin dibinin ise simsiyah olduğunu görebilirsiniz. Herhalde midemizdeki etkileri de bundan farklı değildir.

Zeytin ve incir kürü

Burada çok şifalı incir ve zeytinyağını beraber kullanabileceğimiz bir usulü uygulamanın faydalı olacağını düşünmekteyiz. Bu tarifin yapılması hem kolay hem de faydası çoktur. Birçok hastalığa hatta kansere bile şifa olabileceği ifade edilmektedir. Bunun için bir miktar kuru incir alıp önce saplarını keselim. Sonra parça parça doğrayıp bir cam kavanoza dolduralım. Üzerini örtecek kadar zeytinyağı koyalım. Üç-beş gün bekledikten sonra aç karına bu incirlerden zeytinyağı ile beraber sabah akşam yiyelim. Bu karışım hazırlandıktan sonra uzun süre bekletilmeden tüketilmelidir.

Zeytinyağı sabunu kepek yapmaz!

Zeytinlerin muhafazası için tuz kullanılır. Kahvaltıdan veya yemekten en az yarım saat önce yiyeceğimiz kadar zeytini suda bekletirsek tuz oranını azaltmış oluruz.

Zeytinyağından yapılan sabun, el yıkamada banyoda rahatlıkla kullanabilir. Başka şampuan, vesair maddelere ihtiyaç kalmaz. Ancak bazıları zeytinyağı sabununun kepek yaptığını iddia edebilir. Zeytinyağı sabunu kullanıldığı zaman iki şey önemlidir. Birincisi saçların iyi durulanması, ikincisi de suyun sıcak değil, ılık olmasıdır. Bu hususlara dikkat edilmediği zaman kepek olabilir. O zeytinyağı sabunundan değil, uygulamadaki hatadan kaynaklanır. Sıcak su, başın derisini tahriş ederek pullanmaya sebep olur.

Altın sıvı diye tabir edilen zeytinyağının ve onun kardeşi olan incirin değeri ve faydaları gün geçtikçe daha çok anlaşılacak. Tabii ki her şeyde olduğu gibi incir ve zeytinde de ölçüyü kaçırmamak gerekecektir.

Kur’ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîflerde İncir ve Zeytin

Zeytin, sıcak ülkelerde yetişen, uzun ömürlü olan bir ağacın meyvesidir. Gıda değeri yüksektir. Taze iken yeşil renkli olup sonradan kahverengi veya siyaha dönüşen, yağlı bir meyvedir.

Zeytin, Cenâb-ı Hakk’ın, Kurân-ı Kerîm’inde de birkaç yerde zikrettiği, esrârına yemin ettiği ve mübârek bir meyvedir. Hadîs-i şerîflerde de zikredilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de meâlen; “Ve bir ağaç da inşâ ettik (yarattık) ki, Tûr-i Sinâ’dan çıkar, yiyecekler için yağ ile ve bir katık ile biter.” (Mü’minûn Sûresi, âyet 20) buyuruldu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Zeytinyağını ekmeğe katık ediniz ve onunla yağlanınız. Zirâ o, mübârek bir ağaçtandır.” buyurdular. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, zâtülcenp (akciğer zarı iltihabı) hastalığının tedâvisi için zeytinyağını tavsiye etmiştir.

Zeytinyağı; hem gıda, hem ilaç ve hem de aydınlatmada kullanılmıştır. Tedâvi için ağızdan alınır veya merhem gibi hâricen kullanılır.

Zeytinyağı; vücuttaki sertliklere sürülüp ovulursa faydalıdır. (Çiğ olarak alındığı zaman) Basur hastalığı için gayet faydalıdır. Karın ağrılarını dindirir ve karnı yumuşatır, bağırsak kurtlarını düşürür. Katı ve sıvı yağlar arasında hazmı en kolay olan bu yağ, kalp ve damar hastalıklarına iyi gelir. Midenin ülsere karşı korunması, kemiklerin güçlenmesi, hücrelerin yenilenmesi gibi birçok fâidesi vardır.

İhtivâ ettiği “tanen” maddesi sebebiyle, mikrop öldürücü olduğundan, basit yaraların ve hafif yanıkların tedâvisinde kullanılır. İçinde bulunan E vitamini, insan vücudunu yaşlanmaya karşı korumaktadır.

Bütün bu fâidelerinden dolayı, “Zeytinyağı fakîrlerin tedâvi oldukları ilaçtır” denilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’in sûrelerinden biri de Tîn (incir) Sûresi’dir. Tîn Sûresi’nin ilk dört âyet-i kerîmesinde, meâlen “Kasem olsun o tîne ve o zeytûna ve o Tûr-i sînîne ve bu beled-i emîne ki biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” buyurulmuştur. Allâhü Teâlâ’nın tîn’e, yâni incire yemin etmesi, incirin esrârının büyüklüğüne işârettir.

İncir, tadı güzel bir meyve ve değerli bir gıdadır. Tâze, kuru yâhut reçel yapılarak yenir. İncirin 750’den fazla türü vardır. Hazmı kolaydır. Balgamı azaltır, basuru keser. Böbrek taşlarını, dalağı ve karaciğeri temizler; mafsal ağrılarına karşı faydalıdır. Kuru incir, kış günlerinde ceviz ve bademle yenilirse, soğuğa karşı mukâvemet sağlar.

En Yeniler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı