Sağlıklı Hayat

İnsan İkna Olur, Sağlık Asla

Su kaynatıldığında içindeki mikroplar ölür ve kişi kaynatılmış suyu içmeye ikna olur. Yalnız suya gübre, tarım ilaçları ve taşıma sırasında plastikte olan dioksin karışmışsa, bu su kaynatılmış bile olsa sağlık açısından insan, böyle suları içmeye ikna olmamalıdır. Çünkü onu kaynatmak bile içindeki mikropları öldürmez.

Daha önceki sayılarımızda su içmenin adabı, sünneti ve sağlık için faydalarından bahsetmiştik. Bu seferki yazımızda da yine su meselesini ele alacağız. Sünnete uygun içeceğiz ama hangi suyu içelim sorusuna cevap arayacağız.

Dünyanın %80 i su ile kaplı olmasına rağmen yalnızca % 1 i içilebilir su seviyesindedir. Günümüzde bu oran kaynaklarının bilinçsizce kirletilmesi ve yanlış kullanım ile daha da aşağı düştü. Tatlı su ile az miktardaki içilebilir su kaynaklarımız yok oluyor.

Git gide daha da azalan tatlı sular, su kaynaklarından alınıp marketlere ve evlere ulaştırılırken, dış görünüşüyle insanları ikna edip kendini sattırıyor. Ancak yanlış paketlenme ve sağlığa uygun olmayan muhafaza insanları tehdit ediyor.

Şehirlerde devamlı içmek zorunda kalman pet şişelerde muhafaza edilen sular, güneşin altında veya ambarlarda yüksek ısılara maruz kalmaktadır. Plastikte bulunan ve ısı ile besinlere nüfuz eden dioksin adlı kanserojen madde, insan yağ dokusunda birikmekte ve ilerde kanser riskine sebep olmaktadır. Hatta bu madde anne sütü ile bebeklere bile geçmektedir. Plastik kaplarda yalnızca su değil hiçbir sıcak besin tüketmemekte de fayda vardır.

Son günlerde Sağlık Bakanlığının damacana suları ile alakalı çalışmalar yaptığını okuduk. Ancak plastik olan damacananın güneş ışığı veya sıcağa maruz kalarak kanserojen etkisine değinilmedi. Yalnızca paketleme veya sonrasında hijyene dikkat ediliyor mu, sularda mikrop var mı sorularına cevap arandı. İçilen suyun mikroplardan arındırılmış olması mutlaka çok önemli ancak uzun vadede daha önemli hususlar da var. Plastiğin insan vücuduna verdiği zarar da göz önünde bulundurulmalı.

Plastik kapların kanserojen riski meselesinde belediyeler güzel çalıştıktan sonra problem çözülebilir. Evlerdeki çeşme suları, marketlerden alınan sulardan daha sağlıklı olabilir. Belediyeler suyu klorlayıp temiz bir hale getirmiş olabilirler ancak yerleşim yerine yakın bakımı yapılmamış bir su deposunda tutup daha sonra bunu musluktan akıtıyorlarsa bu depolarda su yeniden kirlenmiş olabilir.

Çalıştığım bölgede görevimin icabı su depolarını kontrollere gidiyorum. Kontroller sırasında depolarda ağaç bittiğine, hayvan ölüleri bulunduğuna, deponun içindeki demir aksamların küflendiğine şahit oldum. Bu sağlıksız koşullarda, kısa vadede sıcakların da artmasıyla mikroplar fazlaca ürediği için insanlarda ishal gibi ateşli hastalıklara sebep oluyor. Bunun yanında yüzeye yakın yerlerden çıkan kaynak sular, fosseptik çukurlarına yakınlığından dolayı zararlı mikroplarla enfekte olabilir. Bir pınarın suyu ne kadar derinden çıkıyorsa o kadar temiz olma ihtimali yüksektir.

Her halükarda içme suyunun kaynatılıp içindeki mikroplarının öldürülmesi başta dikkat edilmesi gereken noktadır. Ardından evlerimizde cam sürahilere koyduğumuz suyun dış ortamdaki mikroplardan muhafazası için ağzını kapalı tutmak gerekir. Bu hususu Peygamber Efendimiz bir Hadisi Şerifte de şöyle buyuruyor: “Kapların ağızlarını örtün, dağarcık (ve tulukların) ağzını bağlayın.”

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı