AraştırmaKeşfet

İnternet Ormanında İlim Aramak

Eve varır varmaz bilgisayarın “aç” düğmesine dokunabilmek için neleri feda etmezdiniz ki? Aynı anda dokuz pencere açıp internette sörf yapıyor, on dakikada bir e-posta adresini “yenileyemeyince” içinizi hafakanlar basıyor ve tarayıcı ekranında beş dakika önce ne okuduğunuzu hatırlamıyorsanız, kusura bakmayın ama ‘sanal bir dayak’ yemektesiniz!

Şüphesiz, internet hayatımızı kolaylaştırıyor. Elektronik alışveriş sırasında, e-posta sayesinde iş bağlarken ve akşam yemek tarifi ararken, gündelik hayatımızın bir parçası oldu. Ancak konumuz internetin faydalı tarafları değil. Mevzuumuz, gündelik işlerimizi gördükten sonra internetten bir türlü kopamamak. Cam ekran karşısında gerçekte ne aradığını bilmeden yalnızca google’ın bizi götürdüğü yere sürüklenmek. Yani, hakikati internette aramaya kalkmak!

Geçmişte küre-i arzda en çok fetih yapan o şanlı neslin torunları, 21. yüzyılda internette en çok sörf yapan milletlerin başında geliyor. Peki, bu uçsuz bucaksız, yer yer de karanlık okyanusta sörf yaptıktan sonra kaçımız karaya sağ salim varabiliyor? Kaçımız sanal dalgalarda ruhunu teslim ediyor?

Sanal alemlerin ‘aşırı bilgi yükü’ (information overload) altında, gün be gün ezilen internet nesli ‘internet bilgisi’ne teslim olurken aslında ilimden ve kültürden kopuş yaşamakta. Bu nesil kitap okumayı unuttu. Belki de herşey internette varken (var mı gerçekten?) kitap okumayı gereksiz bir faaliyet olarak algılamaya başladı. Daha da kötüsü, öğretmenler ödevlerin google’dan çıktı alınıp getirilmesini istediklerinden beridir ‘kitaptan araştırma’ kavramının ne olduğunu hiç bilemediler. Peki, bilgisayarın kablosunu bir sonraki ihtiyaç anına kadar prizden çekerek; ‘kitaba’, ‘kültüre’  ve ‘kitabi meşguliyetlere’ dönmek, doğru bir tabir ile kitaba rücû edebilmek, gerçekten mümkün müdür?“ Bizce mümkündür efendim. “

Ancak, günün 16 saatini ekranın karşısında geçiren biri için, fişi prizden birden bire çekip kitaba dönmek o kadar da kolay olmayabilir. Bunu, interneti verimli ve etkin kullanmayı başarabilenler gerçekleştirebilir.

İnternet Pencere İse Kitap Kapıdır

İnternet pencere (windows) ise kitap kapıdır. Pencereden yalnızca bakılır. Lakin hakiki bir yolculuğa ancak bir kapıdan geçilerek gidilebilir. Pencere yalnızca gösterir, kapı ise hakikatle tanıştırır. Bilgisayar beyni ekrana hapseder. İnsanı tefekkürün ve ilmin ufuklarında gezindiren şey kitaptır. Muhakeme kabiliyeti kitap okurken daha da güçlenir, çünkü düşünme gücünü doğrudan etkileyen beyindeki milyarlarca ve milyarlarca nöron, ancak görsel bir saldırıya maruz kalmadığında rahat hareket edebilir.

  • ODAKLANIN

İnternete girmeden evvel ne konuda araştırma yapacağınızı, hangi işlemleri gerçekleştireceğinizi belirleyin. İnternete ne için girdiğinizi, açıkça ifade edin kendinize. İki dakikada bir e-postalarınıza bakmak zorunda değilsiniz. Kısaca denize açılmadan önce, hangi balığı tutmak istediğinize karar verin. Okyanusa bir dalalım hele, ne çıkarsa bahtımıza derseniz bir balina tarafından yutulma ihtimaliniz yüksek olur.

  • FİLTRELEYİN

Elektronik posta kutunuza yağan e-postaları konu başlığına bakıp eleyin. Sizi, ailenizi, işinizi, sevdiklerinizi gerçekten ilgilendirmeyen mesajları ve sayfaları okumakla vakit kaybetmeyin.

Önemsiz e-postalardan kurtulmak için cevaben abonelik iptali mesajı (unsubscribe) göndermekten çekinmeyin. Uzun bir sayfa içinde bir cümle arıyorsanız Ctr+F tuşuna basarak kelime aratın, bütün sayfayı okumaya kalkmayın.

Aynı anda yüzlerce kişiye gönderilen (forward) mesajları okumayın bile, adresi gizlenmiş mesajları (kimden bölümünde ‘bcc’ yazar) doğruca çöpe gönderin. Önemli ve öze hitap eden bilgiye önem verin. E-posta kutunuza bakmak için acele etmeyin. Bazılarına yarım gün sonra cevap verdiniz diye kimse size bozulmaz merak etmeyin. Internet tarayıcınızın güvenlik ayarını en yüksek seviyeye çıkararak gereksiz reklam pencerelerinden kurtulabilirsiniz.

  • UNUTUN

İşyerinizde bütün gün zaten internette gezindiniz. Eve gider gitmez bilgisayarın başına oturmayın. Yapmayın! Akşamları birkaç saatliğine olsun interneti ve televizyonu unutun. İnsanoğlu olarak sevmeye ve sevilmeye muhtacız. ‘Hakiki hayat’ta sevdiğiniz bir aileniz, etrafınızda dostlarınız ve arkadaşlarınız, hatta çiçekler ve böcekler var. Kitaplarınız var. Vefalı bir dost, sevgi dolu bir aile ferdi olmak adına, gününüzün bir bölümünde de sanal dünyadan ferâgat edin!

 

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu