AraştırmaKişisel Gelişim

İnternet ve Sansür

Her ne kadar internet üzerinde sınırsız özgürlüğün olması gerektiği konusunda düşünceler ortaya atılsa da, hiçbir demokratik ülkenin “sınırsız bir özgürlük” sağlamadığı yapılan uygulamalardan da anlaşılmaktadır.

İnternete devlet eliyle müdahale özellikle Ortadoğu ülkelerinde sıkça görülürken, zaman zaman Batılı yönetimlerce de uygulanmaktadır. Baskıcı rejimler bir tarafa, demokratik yönetimlerde internet suça veya hem siyasal, hem de toplumsal problemlere neden teşkil edebilecek bir platform olduğundan, regülasyonlarla ve hukuki düzenlemelerle hükümederin kontrolü altında olması tercih edilmektedir.

Normal şartlarda kullanıcı bilgilerini gizli tutacağı konusunda teminat veren Facebook veya Google gibi platformlar, özellikle ABD, Almanya ve Fransa gibi ülkelerdeki hükümetlerin baskıları sonucunda kullanıcıların bilgilerini “güvenlik” gerekçesiyle bu devletlerle paylaşmaktadır. Son birkaç yılın istatistikleri göz önünde bulundurulduğunda Facebook’tan en çok kullanıcı bilgisi isteyen ülkeler arasında ABD, italya, Fransa ve Almanya gibi ülkeler gelmektedir. Google için de benzer bir durum mevcuttur. Firmanın verilerine göre ABD, Hindistan, Fransa, ingiltere ve Almanya hükümetleri kullanıcı bilgilerinin talep edilmesi konusunda en çok başvuru yapanlardır. Google’dan içerik sansürleme talebinin geldiği ülkeler sıralamasında ise Almanya, Hindistan ve ABD ilk üç sırayı almaktadır. Youtube’dan içerik kaldırma talepleri sıralamasında ise Brezilya, ABD, Almanya ve Güney Kore gibi ülkelerin ilk sıralarda gelmesi dikkat çekmektedir. Buradaki husus internetin demokratik ülkelerde dahi belirli kısıtlamalara tabi olduğu ve hükümetlerin gerekli gördükleri durumlarda internete müdahale etme yetkilerini kendilerinde gördükleridir.

Ortadoğu’da baskı ve sansür

İnternet üzerindeki kısıtlamalara rağmen küreselleşme, geleneksel medya ve sosyal medya ile dünyadan daha fazla haberdar olan milyonlarca Arap genci 2010 yılının Aralık ayından itibaren hükümederine karşı ayaklanmışlardır, İnternet ve medya üzerindeki baskının en yoğun olduğu ülkelerden birisi olan Mısır’da yaşanan devrim bu anlamda önemlidir. Hüsnü Mübarek’in 1981 yılından bu yana her türlü baskı ve yasaklamalarla sürdürdüğü rejime karşı 2011’in Ocak ayında milyonlarca Mısırlı ayaklanmıştı. Mübarek’in baskı metodarı çok farklı biçimler alabiliyordu. Rejimin medya üzerindeki baskısı, özellikle yayınlanan yazılar ve televizyon programlarında yapılan tartışmalardaki argümanların “sosyal barışı”, “ulusal birliği”, “kamu düzenini”, “kamusal değerleri” ve “Mısır’ın uluslararası imajını” zedelemesi gibi nedenlerle cezalandırması şeklinde ortaya çıkmaktaydı. Ülkede rejime muhalif yüzlerce gazeteci bu nedenlerle tutuklanmış ve uzun süreler hapse mahkûm edilmiştir.

Sosyal medyanın yaygınlaşması sonrasında rejimin baskısı görece gerilemiştir. Çünkü özellikle yeni medya teknolojilerini çok iyi kullanabilen yeni nesil, sosyal medya kanalları üzerinden rejimi eleştirmekte ve protesto gösterileri organize etmekteydi. Gerçek kimliğin gizlenebiliyor olması internet aktivistlerinin işini önemli ölçüde kolaylaştırmakta idi. Mısır’da 25 Ocak 2011’de gösterilerin başlamasının ardından rejim hızla muhalif siteleri hedef aldı. Önce rejim karşıtı siteler bloklandı, daha sonra da Twitter ve Facebook’a erişim engellendi. 27 Ocak günü ise alınan bir kararla ülkede internet erişimi engellenmiş ve bir anlamda “internetin fişi çekilmişti.” Ancak aktivistler farklı metotlarla bu yasağı delerek iletişime devam etmişlerdir. Yine uluslararası aktörlerin rejime geri adım atması yönünde telkinlerde bulunması da bu yasağın kısa sürmesinde etkili olmuştur.

Arap devrimlerinin en acı tecrübelerinden birisinin yaşandığı Suriye’de hem geleneksel hem de yeni medya araçları üzerinde ciddi bir baskı süregelmektedir. Özellikle Facebook ve Twitter gibi sosyal medya araçları üzerindeki engellemeler uzun yıllardan beri yapılmaktadır. 2010 yılında Şam’ı ziyaret ettiğimde kendi hesabıma girememem üzerine bir internet kafe sahibi ile anlaşıp ekstra ücret ödeyerek, hesaplarıma internet kafedeki gizli bir bilgisayardan bağlanabilmiştim.

Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran gibi rejimlerde internet ciddi anlamda kontrol altında tutulmakta ve türlü gerekçelerle birçok site engellenmektedir. Bu ülkelerde zaman zaman sosyal medya uygulamalarına da kısıtlamalar getirilmektedir. İnternet sansürü konusunda Suudi Arabistan Arap ülkeleri arasında önde gelmektedir. Ülkedeki bütün internet kullanımı başkent Riyad’daki Kral Abdülaziz Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde kontrol altında tutulurken “ahlaki olmamak” ve “güvenliği tehdit etmek” kriterleri kapsamında her hafta yüzlerce site engellenmektedir.

Sansürün gelecegi

Medya üzerindeki baskı ve rejimlerin uyguladıkları sansür Tunus, Mısır, Libya ve Yemen’de iktidar değişikliğine yol açan halk ayaklanmalarının en önemli sebeplerinden birisiydi. Bu ülkelerdeki liderlik kadrolarının göz ardı ettiği nokta, sosyal medya ve internet üzerindeki sansürün uygulanabilirliğinin geleneksel medyaya yönelik yıldırma ve baskı yöntemlerinin aksine çok zor oluşuydu. Çünkü özellikle bilgisayarlar ve akıllı telefonlarla yetişen yeni nesil internete yönelik yasaklamaların önüne geçebilecek teknolojik kapasiteye de sahiptir. Bunun açık bir göstergesi 2014’ün Mart ayında Türkiye’de Twitter’a girişin engellenmesine rağmen Twitter kullanımında hemen hemen hiçbir gerileme olmamasıdır.

Arap ülkelerinde ise internet üzerindeki sansür önemli ölçüde devam etmektedir. Devrimlerin gerçekleştiği Mısır ve Tunus gibi ülkelerde bu engellemeler kısmen azalmış olsa da, Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Arap coğrafyasının refah seviyesi en yüksek ülkelerinde halen internete uygulanan sansür sistematik bir biçimde sürdürülmektedir. Bu ülkelerdeki rejimlerin en büyük korkusu Arap devrimleri sırasındaki ayaklanmaların kendilerine de sıçraması ve iktidarın bu şekilde kaybedilmesidir. Geçmiş tecrübeler göstermektedir ki, daha fazla baskı ve engellemenin karşılığında halklar kendilerini yöneten rejimlere karşı daha hasmane bir tutum içerisine girmektedir. Bu bakımdan internet, habere erişim, ifade hürriyeti ve sosyal medya kullanımının engellenmesi gibi sansür yöntemleri artık pratikte sınırlı bir karşılığı olan girişimlerdir.

Yönetimler bunları engellemek yerine kontrol altında tutarak muhtemel suç unsurlarını, sosyal düzeni ve ulusal güvenliği tehdit edebilecek hususları pasifize etmeyi şiar edinmelilerdir. Batı’daki örnekler genellikle bu çerçevede şekillenmektedir. internetin bütününe erişimi engellemek veya toptan bir sansür uygulamaktansa, toplumsal değerlere aykırı, ulusal güvenliği tehdit edebilecek, özel hayata müdahale edecek, ferdî özgürlük ve haklara zarar verebilecek internet uygulamalarının kontrol edilmesi daha tercih edilebilir bir yöntem olmalıdır.

DİPNOTLAR:

  1. 74 Ülke, Facebook’un kapısını çaldı, 29 Ağustos 2013, http://www.netgazete.com/ bilim-teknoloji/573682.html
  2. Google, kendisinden sansür isteyen ülkeleri açıkladı, BBC, 21 Nisan 2010.
  3. Google “Devlet” Baskısından Şikayetçi, 26 Ekim 2011, http://www.yenimedyaduzeni.com/google-devlet-baskisindan-sikayetci/
  4. Catherine O’donnell, “New study quantifies use of social media in Arab Spring”, University of Washington, 12 September 2011.
  5. Andy Greenberg, “Mubarak’s digital dilemma: why Egypt’s internet controls failed”, Forbes, 2 February 2011; David Faris (2013), Dissent and Revolution in a Digital Age: Social Media, Blogging and Activism in Egypt, London: I.B. Tauris;
  6. Elizabeth Flock, “Syria internet services shut down as protesters fill streets”, The Washington Post, 6 March 2011.
  7. “Saudi king intensifies media censorship”, France 24, 30 April 2011.
  8. Mohamed Hemish, “Twitter, ‘enemy’ of the Saudi kingdom”, The Atlantic Post, 13 August 2013.
  9. Ian Black, “Saudia Arabia leads Arab regimes in internet censorship”, Guardian, 30 June 2009.
  10. “Libya shuts down internet service ahead of planned anti-government protests”, Fox News, 4 March 2011.
  11. Orit Perlov and Yoel Guzansky, “The social media discourse in Saudi Arabia: the conservative and radical camps are the dominant voices”, The Institute for National Security Studies, 5 February 2014.
  12. Walid A. Jawad, “Arab Spring breezes in Saudi Arabia”, The Atlantic Post, 21 September 2013.

 

Etiketler

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı