AraştırmaKolay Hayat

İnternette Paylaştıklarınızla Veri Olmayın!

Manisa mesir macunu şenliklerini izlerken, kalabalığa macun atan kişileri bir düşünün. Acaba attıkları macunların kime isabet edeceği hakkında bilgileri var mıdır? Eğer attıkları daha değerli bir şey olsaydı ve kime isabet edeceğini de bilselerdi ne yaparlardı?

İnternet ağında bilgi paylaşımında elinizde olan bir bilgiyi hiç tanımadığınız insanlara doğru atıyorsunuz. Bilgiye ulaşabilecek kişiler hakkında da en küçük bir malumatınız yok. Bilgiye ulaşanlar bunu lehinizde de kullanabilirler aleyhinizde de. Propaganda, karalama kampanyası, veri toplama, fişleme… Ama birçoğumuzun, internete attıklarımızın kimlere ulaşabileceğinden ve bizim ya da sevdiğimiz insanların bu attıklarımız yüzünden başlarına nelerin geleceği hususunda en küçük bir fikrimiz bile yok.

Binlerce insanın üzerine mesir macunu atan kişilerin, bunlardan herhangi birinin kime isabet edeceğini sorgulamalarına gerek yok. Aleyhlerinde delil olabilecek bir şey de atmıyorlar zaten. Bir de internet ağını düşünün. Ucunun kimlere ulaştığını bilmediğiniz, dipsiz bucaksız bir ağ. Oraya attığınız hiçbir bilgi kaybolmuyor ve de kimlerin eline ulaşacağının da kontrolü sizde değil. Tıpkı mesir macunu atan insanın kime isabet edeceğini bilemediği gibi, sizin de internete bıraktığınız bilgilerin kime ulaşabileceğini bilmeniz mümkün değil. Hele bu bilginin az da olsa bir değeri varsa, buna ulaşmak isteyen taliplileri düşünün.

Mesir macunuyla başladık onunla devam edelim. Manisa’nın en merkezi yerinde bulunan Sultan Camii’nin minaresinden kalabalığa mesir macunu değil de daha değerli bir şey atılıyor diye düşünelim. Mesela, kalabalığın üzerine, bir gramlık altın ya da daha değerli elmas parçacıkları atılıyor. Bunları kapmaya çalışanları değil de, mevzuumuz internet ağına bilgi yüklemek olduğundan, kalabalığa doğru atan kişilerin halini düşünelim. Herhalde ilk önce tanıdıklarını diğerlerinden ayırmaya çalışırlardı. Bu da mümkün olmayacağı için gözlerini kapatıp, daha layık insanların almasını temenni ederdi herhalde.

Elindeki bilginin sıradan şeylerden daha değerli olduğunu bilen kişilerin, gözlerini kapatıp bunları internet ağına bırakmaları o bilgilerin, kendileri ya da haklarında bilgi attıkları kişilerin lehlerine delil olmayacağının garantisini veremezler. Bir müddet sonra hayır temenni etmek de fayda vermeyecektir.

İnternette Paylaşılan Bilgiler Veri Oluyor

Google CEO’su Eric Schmidt, geçtiğimiz günlerde verdiği bir demeçte, internete bırakılan kişisel verilerin son derece fazla olduğuna dikkat çekerek, insanların günün birinde, geride bıraktıkları bilgilerden kurtulmak için isimlerini değiştirmek zorunda kalabileceklerini söyledi.

 Peki, Bu Sürece Nasıl Gelindi?

İnternet teknolojileri çok hızlı gelişiyor. Bu doğru, ancak insanlık bu hıza ayak uyduramıyor. Hıza ayak uyduramadığından her yeni çıkan uygulamayı hayatına alırken kendisinden gidenleri kontrol edemiyor. Özellikle sosyal medya olarak tanımlanan sitelerde kişisel bilgilerin kimler tarafından veri olarak kullanılacağının kontrolü asla mümkün değil. Kontrolsüz bir şekilde kişisel ya da kurumsal bilgiler internet ağı üzerinden, kimin elinde malzeme olabileceği düşünülmeden bırakılıyor.

Özellikle sosyal medya diye tanımlanan sitelerde kişisel ve kurumsal bilgiler fütursuzca paylaşılıyor. İnternete bırakılan hiçbir bilginin kaybolmadığı gözden kaçırıldığı gibi internette “veri olma” kavramından da haberdar değiliz.

Bu konuda günün birinde internet ağına bırakılan kişisel veya kurumsal bilgilerin çok ciddi sıkıntılara yol açabileceğine dikkat çeken Bilişim Avukatı Aziz Genç, şunları söylüyor: “İnternet ortamında paylaşılan bir bilginin doğruluğu veya yanlışlığı araştırılmadan bu veri ve bilgiler, kişinin, iş başvurusunda, devlet memuru olacağında, katıldığı mülakatta karşısına çıkabiliyor. Ne üzücüdür ki bu tür bilgilere itibar da ediliyor. Ve bu veri ve bilgiler bir nevi adli sicil kaydı gibi kullanılabiliyor.”

Bu güne kadar internet ağına atılan bilgilerin sadece atan kişiyle ilgili tarafı üzerine kafa yorduk. Bir de haklarında üçüncü şahıslar tarafından veri üretilenler var. Arkadaş, sevilen kişi ya da bağlı bulunulan kurum. Onlar hakkında da veri yükleyerek sanal kimliklerini etkilediğinizi biliyor muydunuz?

“Bağlı olduğumuz kurumların veya sevdiğimiz insanların hakkında internet ağına bilgi bırakırken, aslında bir taraftan da onların sanal kimliklerine veri yüklediğimizin farkında değiliz diyen.” Bilişim Uzmanı Yunus Özen, bu noktada şunları söylüyor: “Kişiler birbirleri ve bağlı bulundukları kurumlar hakkında, masum niyetlerle birçok bilgiyi kamuya açık hale getiriyor olabilirler. Buna engel olmak kolay değil. Ancak yine bunlar da ister istemez sanal kimliklere yüklenen birer argüman olarak karşımıza çıkacaktır.”

Nasıl Oldu da Gönüllü Fişlenmek İstedik?

İnsanlık tarım toplumundan sanayi toplumuna makinelerle geçmişti. Seçkin bir zümrenin kontrolü altındaki bilgi, özellikle Avrupa’da sahipleri tarafından sıkı sıkıya korunarak geliştirildi. Bu gelişim ise daha çok teknoloji alanında oldu. Maddi anlamda bu teknolojiye sahip olan kişi ya da kurumlar diğerleri arasından yükseldi. Bu sürecin sonunda artık bilgi eşittir güç anlamına gelmeye başladı.

İnternet bir iletişim aracı olarak tasarlandığında kimse bu icadın tıpkı televizyonun icadında olduğu gibi bu denli çok kullanılacağını kavrayamamıştı. Microsoft’un kurucusu Bill Gates, internetin yararsız ve gelip geçici bir ortam olduğunu söylemişti. Bazı yönetim danışmanı saygın akademisyenler de internetin ticari bir değeri olmadığını belirtmişlerdir. (Dede, 2004:12-24).

1966 yılında  Lawrance  G.  Roberts, ARPANET adlı proje önerisini yaparak bilgisayar ağları kavramını geliştirdi. 2 Eylül 1969’da ARPANET adlı bilgisayar ağları şebekesi kuruldu ve ilk ARPANET uygulaması dört bilgisayar içermekteydi. Amacı, geniş bir alana yayılmış birbirinden uzak binalar arasında, iletişim ağının uygulanabilirliğini göstermekti. İlk e-posta 1971 yılında gönderildi. 1976 ve 1977’de bilgisayarların evlere girmeye başlamasıyla internet kullanımı çok daha yaygın hale geldi.

1989’a gelindiğinde ise Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi’nde World Wide Web’in geliştirilmesi, internetin yaygınlaşmasında önemli bir adım oldu.  Bu gelişme,  interneti multimedya için uygun bir platforma dönüştürdü,  diğer taraftan da ticari kullanıma hazır hale getirdi. 1990’ların başında ticari kullanıma açılan ağın,  bir yıl içerisinde 1 milyon civarında kullanıcısı oldu.  Eylül 1993’te ise internetin halk ile buluşup hızlı bir şekilde yol almasına kadar, dünya internet altyapısının kimlerin elinde olacağı da belli olmuştu.

Dünya internet alt yapısına hâkim olmanın ne kadar önemli olabileceğini son bir hafta içerisinde Çin ile google firmasının restleşmesi bize gösterdi. İnternet alt yapısının ve internet teknolojilerinin kontrolü üzerinden mücadele nerelere kadar yansıyabilir? Bunu anlayabilmek için günümüzde internetin günlük hayatta kullanılan sıradan aletlerden biri haline gelmesine bakalım. Ve bunun üzerinden insanları yönetmeyi düşünelim.

Bu sıradan aletin iyi yönetiminden bahsetmeden, insanları yönetmesinden bahsedilebilir mi? Bunun cevabı hayırdır. Artık halkların idaresiyle internet ağının kontrolü paralel hale geldi. Sadece Çin hadisesinde değil birçok devletin internet üzerinde kontrolü arttırma hevesi, son olarak Orta Doğu isyanlarında iyice gün yüzüne çıktı.

Son günlerde bir de yönetimlerin sanal kimlikler kurarak sosyal ağlarda propaganda yapma gayretleri dikkat çekiyor. Yönetimlerin insanlara ulaşmak için kullandıkları ilk yer sosyal medya. Çünkü sosyal medya denen yerde milyonlarca insanın kişisel ve kurumsal bilgileri bulunuyor. Ve insanlar buralarda fütursuzca paylaşımda bulunarak isteyenlere veri üretmeye devam ediyorlar.

Sosyal Medya Başıboş Zannediliyor

“Sosyal Medya Tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan medya sistemi” şeklinde tanımlanmaktadır. Burada dikkati çeken husus, iletişimin çift taraflı olması ve etkileşime imkân sağlamasıdır. Ayrıca sosyal medya, geleneksel medya gibi tekel altında ve sabit değildir. Sürekli değişen bir yapıya sahiptir.

İnsanlar, sitelerde oluşturdukları sanal kimlikle görüşlerini beyan edebilir ve tartışabilirler. Bu etkileşim her zaman bilgi amaçlı olmayabilir. En yaygın sosyal medya araçları incelendiğinde eğlence temelli bir organizasyon var zannedilir. Ancak aşağıdaki haber incelendiğinde hadisenin hiçte öyle olmadığı dikkat çekmektedir. Bu, sosyal medyaya göz diken ve onun üzerinden propaganda yapıp faaliyet yürüten yerlerden sadece birisi. Veri toplayanlar ise perdenin diğer tarafındalar.

İşin Adı: “Mahremiyet Mahrumiyeti”

Yıllarca kişisel olması gereken bilgiler fütursuzca paylaşılınca, ortaya mahremiyet mahrumiyeti çıktı. Bu süreçte sadece kişiler kendileri hakkında veri oluşturmadılar. Çünkü üçüncü kişiler de boş durmuyorlardı. Arkadaşlar birbiri hakkında, bir kuruma bağlı olanlar bulundukları kurumlar hakkında sosyal kimliklerine veri oluşturmaya çok hevesliler.

Kimlik bilgilerinden fotoğraflarına, özel günlerinde çektikleri videolara kadar her şey sosyal ağlara bırakılıyor. Üstelik kimliklerin sanal olması cüreti daha da artırıyor. Sorumluluk kavramı kayboluyor. Bir de kurumlar ve üçüncü kişiler devreye girince iş eğlence mecrasından çıkıyor.

Sanal Kimlik Sanal Takip

İnternette girilen kişisel bilgiler ve paylaşılan resim, video benzeri dosyalar silinemez ve temizlenemez. Her ne kadar bazı çevrimiçi güvenlik firmaları bu iddia ile ortaya çıksa da internet uzmanları bunun imkânsız olduğu görüşünde. Geçtiğimiz günlerde internet güvenliği firması Trend Micro’dan yapılan açıklama, çevrimiçi ortamlara girilen kişisel bilgilerinin silinse bile kaybolmayacağı yönünde.

Trend Micro Kıdemli Güvenlik Danışmanı Rik Ferguson, “Herhangi bir bilgiyi online ortama yerleştirdiğinizde, bu bilginin mülkiyetini ve kontrolünü anında kaybedersiniz. Söz konusu bilgiyi herhangi bir kimse indirebilir, saklayabilir ve dağıtabilir; bilgi, artık elinizden çıkmıştır.” diye konuştu.

Online Kişi Yönetim Servisi

ABD ordusu, geliştirdiği bilgisayar yazılımı ile Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde ve elektronik posta ile internet güncelerinde sanal kimlikler oluşturularak ABD yanlısı propaganda yapılacak.

İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre yazılım, oluşturduğu sanal kimlik ve kişiliklerle, sosyal paylaşım sitelerindeki diyaloglara, yazışmalara katılarak onları etkilemeyi amaçlıyor. Kaliforniya firmasınca geliştirilecek “online kişi yönetim servisi’’ yazılımıyla, bir Amerikalı görevli, sosyal paylaşım ağlarında veya çeşitli internet sitelerinde oluşturulmuş ve dünyanın çeşitli yerlerinden katılıyor izlenimi verilmiş birbirinden bağımsız 10 sanal kimliği kontrol edebilecek. Proje, uzmanlarca Çin’in, internetteki ifade özgürlüğünü kısıtlama ve kontrol altına alma çabalarına benzetiliyor.

Programı eleştirenlere göre Amerikan ordusu bu sayede internette belirli bir konu üzerinde sahte kamuoyu görüşü oluşturulmasını, kendi amaçlarına uygun olmayan haber veya yorumlara karşı tepkiler gelmesini sağlayabilecek. Yazılımla diğer ülke hükümetlerinin, özel firmaların ve hükümetler dışı örgütlerin de ABD çıkarları yönünde hareket etmesi sağlanabilecek.

En Yeniler

Bir Yorum

  1. Veri olmayalım ama bunun bir okulu yok ki. nasıl veri olunmayacak ya da hangi paylaşımlar veri olabilir. Bunlara biraz daha değinmeniz gerekirdir. Bence bu konuda bir yazı daha yayınlayın. Örnekler verirseniz ben daha iyi anlarım. diğer okurlar da öyledir herhalde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu