Din ve HayatTarih

İslamiyet Nasıl Tebliğ Edildi?

Kubeyller geçit vermeyen dağlardaki meskenlerinde yaşamakta ve dışarıdan gelenlere karşı şiddetle karşı durmaktaydılar. Cezayir’de bulunan Kubeyl taifelerinden bazıları, önceleri İslâm akaidi hakkında bazı bilgiler edinmişlerse de Müslüman olanları İslâmi ibadet hükümlerinden ne öğrendiyseler onu da unutmuşlardı. Binaenaleyh bunları ihtidaya getirme yolunda hayli güçlükler ortaya çıkıyordu.

Sâkıyetü’l-hamrâ’daki Kâdiriye tarikatı mensupları tarafından, bunlar arasında dinî tebliğ teşebbüslerine girişildi ise de bu husustaki çalışmalar başarıya ulaşamamıştı. Lâkin bunlar arasına İslâm dinini anlatma şerefi 1492 (h. 898) senesinde Granada’nın düşmesi üzerine İspanya’dan sürülüp çıkarılmış olan Endülüs İslâm muhacirlerinden bazılarına nasip oldu.

Bu Endülüslüler adı geçen Kâdiriye zaviyesine sığınmışlardı. Zaviyenin şeyhi, müridlerinin önceleri vukua gelmiş olan gayretlerine rağmen semereli olmayan ihtida teşebbüs¬lerine devama bu muhacirleri pek ehliyetli buldu. Bunları, o dinî vazifeye yollarken zaviye şeyhi şöyle bir açıklamada bulunmuştu: “Dinî saadetlerden ne miras almışlarsa onu da kaybetmiş olan o gideceğiniz yerlerin halkı arasına hidayet nurunu yaymak, hepimizin üzerine düşen bir vazifedir. Bu bedbaht Kubeyller mekteplere veya çocuklarına ahlakî konularla İslâmi faziletleri öğretecek hiçbir vasıtaya malik değiller. Bu kötü durumun ortadan kaldırılması için sizin dinî gayretinize ve bu husustaki değerli ilminize başvurmaya karar verdim. O dağ halkının dinimizin yüce hakikatlerinden çok acı bir cehalet sebebi ile sapıklık içinde kalmalarına razı olamazsınız… Gidiniz çocuklarım; o cehalet ve imansızlık bataklıklarına saplanmış olan o çaresiz halkı Allah ve Resulünün istediği yola geri getiriniz. Gidiniz yavrularım, kurtuluş haberlerini onlara götürünüz. Allah yardımcınız, olsun ve sizi korusun…”

Yola çıkış

Kubeyllere gönderilen bu dervişler üstlerinde eski aba ve ellerinde asâ bulunduğu halde beşer, altışar kişilik guruplarla çeşitli yönlerden yola koyuldular. Bunlar dağların tenha ve insanoğlunun ziyaretten hemen hemen uzak olan noktalarını seçtikten sonra; inziva yerlerini mağaralara, kayaların oyuklarına kurdular. Bunları nefislerini eğitmek için yaptıkları riyazat ve ibadetteki müdavemetleri/aralıksız devam etmeleri az bir müddet zarfında Kubeyllerin meraklarını tahrik ettiğinden kendileriyle dostâne temaslara başladılar.

Sağlık mevzuunda ve makine aletlerinin kullanılması gibi diğer medeni hayatın icabı olan hususlardaki insana faydalar sağlayan bilgilerden dolayı bu İslamiyeti tebliğ edenler arzu ettikleri nüfuzu kazanmaya başladılar. Bu İslâm davetçilerinin inziva yerlerinden her biri, İslâmi bilgilerin öğretildiği bir merkez haline gelmişti. Memlekete yeni giren, bu zatların sahip olduğu bilgiler, tedris halkalarında toplanmak için birçok talebeyi cezbetmişti ki bu talebeler daha sonra İslâmiyet’in birer mübeşşiri sıfatı ile kendi vatandaşları arasına döndüler. Bu şekilde İslâm dini, Kubeyl memleketinin her tarafında hatta Cezayir’in Sahra cihetlerine varıncaya kadar her yere yayıldı.
(İntişar-ı İslam Tarihi T.W. Arnold)

(Derleyen: Mustafa Emin Özdemir)

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı