Hikaye ve Günlükler

İzzet Kimdendir?

Değerli Şeref,

Mektubunda “İzzet kimdendir?” diye bir sual îrad etmişsin.

Haklısınız izzet ü ikbal, izzet ü ikram, izzetlenmek gibi kelimeler lisanda ve insanlar arasında ziyade kullanılmıyor. Bu demektir ki insanlar İzzet’in kimden geldiğini unutmuş da olmalı. Bilmelisiniz ki izzetin içine siz de dâhilsiniz. İzzet-i nefsim için bu mektubu kaleme alıyorum.

İzzet-i nefs: Haysiyet, onur, şeref, azizlik, değer demekti. Bugün, sadece “değerler eğitimi” üzerinden ifade edilmenin hüznü içerisindeyim.

Oysa zaman-ı evvelde İslâm ile izzetlenmiş Osmanlı hanedanında miralaylara, saniye mütemayizlerine, mesela bir mektup yazılırken “İzzetlü efendim” denilirdi.

Âhî mahlaslı Niğbolulu Hasan, beytinde bana yer vermişti.

Câhilin fahri cem’-i mâl iledir

Ârifin izzeti kemâl iledir.

Câhil, izzeti yani şerefi mal, mülk ve para yığıp çoğaltmakta arardı. Ârif ise izzeti kemâlde; ilim ve edep ile tekâmül etmekte/olgunlaşmakta arar. Tenbîhu’l-Gâfilîn kitabında kayıtlanmıştım. “Mümin, Rabbine kul olmakla iftihar eder, izzet ve şerefi dininde arar. Münafık da hasebiyle (soyu, sopu ve makamıyla) iftihar eder, izzet ve şerefi de malda arar.”

Her zilletin elbette bir izzet var içinde

Seyret çeh-i Kenânı ne devlet var içinde

Yani, bazen her ne kadar insanlar arasında zilletteymiş gibi görünse de Hazreti Allah katında izzet ile izzetlenmiştir. Hazreti Yusuf (a.s.), kendi kardeşleri tarafından kuyuya atıldı, köle pazarında satıldı. Sonra yüksek bir mevkiye sahip oldu, işte bunlar hep Hazreti Allah’ın izzeti idi. Hazreti Allah, insanı iman izzeti ile yola koymuştur; insan bu izzeti kaybetmemek ve bu şerefi taşımak için gayret etmeliydi.

İmam-ı Gazâlî Hazretleri eserinde yerimi tarif eder. “Allahü Teâlâ, beş şeyi, şu beş şeyin içine koydu: İzzet ve şerefi, kendisine tâatte. Zilleti, günahta. Heybeti, gece ibadetinde. Hikmeti, aç karında. Zenginliği, kanaatte.”

Ancak izzetin kadri anlaşılırsa ebedi zilletten kurtulabilir. Bu da “Ey şeref-i iman ile müşerref olan/izzetlenen ehli iman” hitabına ve nidasına muhatap olanlardı.

Halk, “Dünyada kim saadet ve refah, zenginlik içinde yaşıyorsa, ona büyük değer verir ve onu en yüksek makamda; ondan daha üstün kimse yok sanır.”

Elmalılı Hamdi Yazır, tefsirinde benden bahsetmiş. Münafıklar, bakın izzet hakkında ne diyor? “Resûlüllah’ın indinde, yanında olanlara infak etmeyiniz.” İzzeti, şerefi kendi mallarında ve verdiklerinde sanırlar.

Onlar ki, görünüşte mümin görünüp gizli olarak kâfir bulunan münafıklar ki müminleri bırakarak müminler ile samimi şekilde görüşmekten, beraber çalışmaktan kaçınarak kâfirleri dost tutarlar. Onlarda bir kuvvet, bir üstünlük var sanarak onlara kalben meyilli bulunurlar. Bu münafıklar izzeti kuvveti, şeref ve gücü o kâfirlerin yanında mı arıyorlar, onlardan mı isteyip duruyorlar? Ne kadar yanlış bir kanaat! Onlar izzeti o kâfirlerin yanında bulamayacaklardır. Muhakkak ki bütün izzet dünyada da âhirette de ancak Allahü Teâlâ’ya, onun Resûlü’ne ve müminlere aittir. (Sûre-i Münâfikûn tefsirinden)

İzzete ancak o yüce mabudun dostları nâil olacaklardır. Kâfirlerin geçici, dünyevî kuvvetleri, varlıkları ise çabucak yok olur. Nitekim asr-ı saadetteki münafıkların kendilerine güvendikleri kâfirler yok olmuş, İslâm hâkimiyeti Arap yarımadasının her tarafına yayılmış, İslâm’ın gücü parlamaya başlayıp durmuştur.

Kalbi, izzetlenmek için hazırlamak lazımdır. Yani “İzzet-î mihmân içün tezyin eder beytin kerîm.”

Lütuf ve kerem sahibi olan insan, evini, misafirlerinin izzetine/yüceliğine saygı göstermek ve onun şanına layık hale getirmek için süsler.

Tasavvuf edebiyatında, Tarîk-i Nakşibendî olanlara Hatm-i Hacegân’ın izzet olarak verilişi nazımlara serilir.

İrer maksuduna ol kimse kim hatm-i hacegân eyler

Cihanın câh u iclâlinde kesb-i izzet ü şan eyler

Bu hatmi okumak kesret verir emval ü evlada

Giriftarı eder azat, gamdan şâduman eyler

Şeyhülislâm Yahya Efendi izzetli bir mana söyler: “Şu fâni dünyanın geçici izzeti ve mevkii de birer efsanedir. Akıllı insan, bu göz boyayıcı yalana aldanıp da yolundan kalmaz.” Ahnef ibn-i Kays, hakkımda demiştir ki: “İlim ile takviye edilmeyen izzet, nihâyet bir zillet olur.” İmam Şafiî Hazretleri zillete düşmemek için belirtir; “Biliniz ki ilmi ve kâmil aklı olan kimseleri, yüksek mertebelere çıkmak şımartmaz, izzet ve şerefe nâil olmak kendisini beğenmesine sebep olmaz. Bu kimse şiddetli rüzgârlara maruz kaldığı halde sarsılmayan dağlar gibidir.”

İzzetin zıddı zillet ve isyanda masiyyetledir. Allah’a ve Resûlü’ne isyandadır. İslâmiyet’e düşman olan taife; Hazreti Allah’ın verdiği peygamberlik, kitap, izzet ve şeref gibi nimetlerin yok olmasını arzu ederler. Elmalılı Hamdi Yazır, zilleti tefsirinde anlatır. “Kuvvet, hakikî galibiyet, haysiyet Allah’ın ve onun ı’zaz eylediği kimselerindir ki onlar da Allah’ın Resûlü ve hâlis müminlerdir. Münafıkların izzeti yoktur, İzzetleri olsaydı, nifaka, yalancılığa tenezzül etmezlerdi, Dünya hayatı için sonunda hakkın huzurunda yüzlerini kara çıkartacak olan ahlaksızlıkları, alçaklıkları irtikâb eylemezlerdi.”

“Zillet nedir? Eazz ve zelil kimdir? Bilmezler de öyle hezeyanlar ederler. Kibri izzet, izzeti kibir sanırlar. Bundan dolayı ulema “İzzet, kibrin gayridir.” demiştir. Çünkü izzet, insanın kendi nefsinin hakikatini tanıması ve onu acele kısmetler için hakarete düşürmeyip kerîm ve kıymetli tutmasıdır.”

Cenab-ı Hakk muazzez kılacağı, aziz kılacağı kullarına dininde hizmet etme imkanı verir. Bu, aziz olmanın, muazzez kılınmanın, izzetlenmenin, izzet sahibi olmanın yoludur. Ve buna talip olanlar o bölgenin,  yerin eşrafıdır, yani en şereflileridir. Muazzez kılınmanın hülasası, özeti, iman-ı hakikînin tahsili, Allah’ın dinine hizmettedir. Ömür sermayesi izzet için sarf edilir, sarf edilirse izzetlenilir.

Osmanlı hanımlarının dua tabirleriyle mektubumu nihayete erdiriyorum. “Rabbim, gününü gününden âlâ etsin. Rabbim, sizleri iki cihanda aziz etsin. Rabbim, izzetiyle izzetlesin.”

Etiketler

En Yeniler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı