KAHRAMANLA CANİ ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ

0

Dâhi ile afik (çok akılsız) cevval ile miskin, kahraman ile cani arasındaki çizginin kalın mı ince mi olduğu tartışılır. Medya muhteva analizleri sonucunda kahraman ile cani arasındaki çizginin çok da kalın olmadığı tespit edilmiştir. Bu da bize zıtlıklar arasındaki ince bir çizginin varlığının, aşırılıkların yakınlığı manasına geldiğini gösteriyor.

Gazete, dergi, tv ve internet yayıncılığı gibi farklı yayınlara ^H birden verilen isim olan “medya” ürünleri hakkında farklı ve detaylı çalışmalar yapılmaktadır. Medya muhteva analizi ile mesajların açık, aşikâr, ölçülenebilir ve doğrulanabilir bir açıklaması yapılmaya çalışılmaktadır. Analiz edilen birimlerin kolaylıkla tanınabilir, istatistiklerinin çıkartılabilir ve metinde sıklıkla yer alabilir olmasına dikkat edilmektedir.

Alanda çalışan uzmanlar en iyi verimin geniş ölçekli çalışmalarla elde edilebildiği kanaatindedirler. Örneklerin alındığı küme ne kadar büyükse sonuç o kadar doğrudur. Mesela Türkiye’de son dönem yayınlanan dizilerde islam dinini hafife alan karelerle diğer dinleri alaya alan kareler sayılsa muhakkak islamiyet üzerine yapılan saldırıların çok daha fazla olduğu görülecektir. Bu bir muhteva analizidir.

Materyalist düşüncenin ürünü

Medya muhteva analizi aslında her şeyin nesnel ve bilimsel bir delilinin olduğu çabasının bir sonucudur. Bu çaba materyalist düşüncenin ürünü olsa da medya ürünlerinin kodlara ayrılıp tipik örneklerinin çıkartılması bizim de işimize yarayan sonuçlar görmemize sebep olmaktadır.

Tümevarımcı ve tümdengelimci yöntemlerle evrensel ve nesnel gerçekliklerin her sahada vücuda getirilmesinin mümkün olup olmadığı tartışılabilir. Ancak gazete ya da dergi sayfalarının tek tek taranıp veri tabanlarının oluşturulması, tv ve sinema karelerinin veri dizilerinin oluşturulması ve haberler üzerinden istatiksel sonuçların çıkartılması elbette üzerinde konuşulabilecek konulardır.

Dikkat çekici misaller

Misallerden ilki kelime sayma üzerinedir. 1967 yılında, yedi yıl önce Nixon ve Kennedy arasında yapılan seçim konuşmalarının medya muhteva analizleri yapılmıştır. Buna göre seçilen dört TV tartışmasında adayların kullandıkları bazı kelimeler sayılmıştır. Adayların ” antlaşma”, “saldırı”, ve savaş kelimelerini kullanmalarındaki ilginç farklılıklar dikkat çekicidir. Kennedy 14 defa antlaşma, 6 defa saldırı, 12 defa savaş kullanırken, Nixon 4 kere antlaşma, 12 saldırı, 18 kere savaş kelimesini kullanmıştır. Buna göre Nixon’un davranışı daha kavgacı, Kennedy’nin ise daha uzlaşmacı olduğu sonucuna varılmıştır.

Yine 1979 yılında erkek ve kız çocukların oynatıldığı oyuncak reklamlarında ilginç sonuçlar elde edilmiştir. TV’de oynatılan erkek çocuk reklamlarında daha fazla görüntüye yer verildiği, otuz saniyelik çekimlerde erkek çocuklar kız çocuklara göre daha fazla yer aldığı için daha “faal” görüldüğü tespit edilmiş.

80’li yıllarda Glasgow Media Group’un yaptığı grevlere medyanın bakışı muhteva analizinde medyadaki çarpıtmayı dikkatimize sunmaktadır. Önem sıraları aynı olmasına rağmen otomobil, kamu kurumları, ulaşım ve mühendislik alanında yapılan grevlerin tv’de büyük bir orantısızlıkla gösterildiği tespit edilmiştir. Haberi yapılan grevlerin %28’i otomobil, %27’si ulaşım , %22’si kamu iken mühendislik %5,3’tür.

Yavaş yavaş emilen gerçekler

Medya muhteva analizi konusuna uzun süre emek veren George Gerbner ilgimizi çeken tespitlerde bulunur. Ona göre muhteva analizi ile başedilebilirse medyanın verdiği bütün mesaj sistemi çözülebilir. Medyadaki gerçeklik TV programlarından anlaşılamaz, onun bütün çıktıları altında yatan modeller iyi okunmalıdır.
Çünkü bu modeller izleyici tarafından yavaş yavaş emilmektedir. Garbner yaptığı analizlerle bu modelleri açığa çıkarmaya çalıştığını söylemektedir. Garbner’in Amerikan TV’si üzerine yaptığı geniş çaplı araştırmaları neticesinde TV’deki şiddetin miktarı belirlenmiştir.

Becerikli canileri kahraman gösteren alet

Bir yıllık bir zaman dilimini içine alan muhteva analizi çalışması sonucunda her on yapımdan sekizinin şiddet ihtiva ettiği tespit edilmiştir. Haftada dört yüz kişi öldürülmüştür. Öldürülenlerin çoğunluğunu yabancılar ve beyaz olmayanlar oluşturmaktadır. En enteresan sonuç ise öldürme şiddeti üzerinden yapılan kahramanlarla canilerin analizidir.

Garbner ölen, öldüren, öldürülenlerin toplumsal gruplamalarını belirledikten sonra izleyicilerin bu üç karakter sınıflamasındaki kişileri nasıl gördüklerini araştırır. İzleyicilere yaşlı-genç, becerikli-beceriksiz, itici-çekici, duygusal-duygusuz, zorba-kahraman gibi on sekiz kriter üzerinden puanlama yaptırılır. Neticede kahramanlarla caniler arasında tek önemli farkın kahramanların daha yakışıklı ve becerikli olmasıdır.

Sonuç olarak “Aklımızda ne kalmalı?” diyebilirsiniz. Zaten medya için yapılan her araştırma ve analizin kendi içinde bir sonucu var. Ancak yapılan ayrıntıdaki çalışmalardan toplu olarak bir netice çıkartmamız gerekirse Alvin Tofller’in “Yeni Güçler ve Yeni Şoklar” kitabından şu bölüm özetleyici bir son için idealdir.

“Medyada gösterilen geri plandaki ayrıntılar son derece önemlidir. Manzara, otomobiller, sokak sahneleri, mimari yapı, kahramanın bir kafeye girmesi, en vahşi polisiye filmlerindeki geçerli olan para, politika gibi mesajların hiç birini izleyici, görmezlikten gelmez ve unutmaz. Hepsi zihninin bir köşesinde dünya hakkındaki bilgi bankasının parçası haline gelir. Bu yan mesajların oluşturduğu görseller izleyiciyi modellere doğru götürür. Modeller ise kişilerde birer hedef karakter oluşturur.”

Bir bakıma becerikli caniyi kahraman gösteren alet, caniliğe karşı, becerikli canileri model kahraman olarak sunmaktadır.

(Toplam 188 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.