Sağlıklı Hayat

Kaş Yapayım Derken Göz Çıkartan Kimyasallar

Tarımda Kimyasal Kullanımı

Tabiatta bulunan böcekler zararlı ve zararsız diye tanımlanırken tek taraflı davranılmaktadır. İnsanın tek taraflı ve özellikle ekonomik kriterlere göre yaptığı kimyasal mücadele, zararlı sonuçlar doğurmaktadır. Gerçekte ise tabiatta kararlı bir denge hali mevcuttur. İnsanın tabiata gelişigüzel müdahalesi, bu dengeyi bozmaktadır.

Tarımda hastalık ve zararlılara karşı ürünü koruma amacıyla çeşitli mücadele yolları kullanılmaktadır. Bu yollardan biri de kimyasal mücadeledir. Ancak bu kimyasal mücadelelerin de çok büyük yan etkileri vardır. Bunlar: Çevre kirliliği, hedef alınmayan organizmaların zararlı duruma geçmesi, hedef alınan zararlılarda dayanıklılık oluşumu, doğal düşmanların yok edilmesi, insan ve çevre sağlığıdır.

Bu sebeple kimyasal mücadele yerine alternatif yeni teknikler araştırılmak zorunda kalınmıştır. Araştırmaların sonunda güvenli ve dengeli yol olarak biyolojik mücadele yöntemi bulunmuştur.

Hadiseye tarafsız olarak tabiat açısından baktığımızda zaten asıl dengeyi bozanın ve zararlı müdahaleyi yapanın insanın kendisi olduğunu görüyoruz. Çünkü insanın kendisi, tabii bir sistemin parçası olduğu halde, nedense kendisi bunu kabul etmeyerek, diğer canlıları unutup sadece menfaatini düşünmektedir. Özellikle tarımda ilaç kullanırken sadece kendisini düşünerek tek taraflı bir bencillik içerisine girmektedir.

Biyolojik mücadeleyi asıl önemli kılan, ekosistem dengelerini koruması ve zararlı türler üzerinde kalıcı ve dinamik bir etki meydana getirmesidir. Bu iki özellik kimyasal kullanma yönteminde bulunmaz.

Biyolojik Denge mi, Kimyasallar mı?

Bir organizmanın insanlarca rakip veya zararlı kabul edilmesi için genellikle bu organizmanın insan sağlığına zarar vermesi veya ekonomik değeri olan bir ürüne ortak olması gerekir. Bu iki durumda insan ile böcekler arasında rekabet başlar. Bu rekabetin insan lehine etkisiz sonuçlanabilmesi için insanın rakip tür ile mücadele etmesi gerekir. Bu mücadelede rakip organizma karşısına, bunun düşmanı olan diğer bir türün çıkarılması, biyolojik mücadelenin esasını teşkil etmektedir.

Ancak, buradaki zararlı – zararsız veya zararlı – faydalı şeklindeki ayırımın, insan bakış açısına ve özellikle ekonomik kriterlere göre yapılması asla unutulmamalıdır.

Gerçekte ise, tabiatta uzun vadede kararlı bir denge hali mevcuttur. İnsanın tabiata gelişigüzel müdahalesi, bu dengeyi bozmaktadır. Yani tabiat açısından bakıldığında, tabii dengeyi bozucu mahiyetteki müdahalesi dolayısıyla, insanın kendisi, yaptıklarıyla çevreye zararlı olmaktadır.

Şu halde, insan, tabii dengeyi ekonomik açıdan lehine çevirmeye çalışırken, çevre açısından ona zarar vermeyecek veya minimum ölçüde zarar verecek bir yol bulmak zorundadır. Çünkü insanın kendisi de bu sistemin bir parçasıdır.

Buradan hareketle, artık ekosistemleri harap ettiği ve ucu insana kadar dayanan yan ve art etkilerinin bulunduğu bilinen pestisitlerin zararları kabul edilmelidir.

Zararlı haşerelerin artışını azaltmak için pestisitler gibi kimyasalların yerine tabii dengeyi zorlamayacak tabii elemanları, yani biyolojik karşı canlıları kullanmak gerekir. Zaten bu denge tabiatın kendisinde mevcuttur. İnsanın yapması gereken şey tabiatı taklit etmektir. Bu taklit neticesinde biyolojik mücadelenin önemi gittikçe artacaktır.

Biyolojik Mücadeleden Maksat Nedir?

Zararlı bir canlıyla, söz gelimi bir böcekle ilgilendiğimizde, ilk bakışta böceğin yaptığı zararı görürüz. Hâlbuki bu böcek ekosistem içerisinde besin zincirinin belirli bir halkasını oluşturmaktadır. Zira bu zararlının yumurta, larva veya pupalarıyla beslenen parazitoit ve predatör organizmalar üzerinde yaşayan, hiperparazitler veyahut da bunları besin olarak tüketen kuş ve memeli türler vardır. Bu türlerin her biri de besin zincirinin birer halkasını oluşturur. Bu halkaları münferit olarak düşünmek ve değerlendirmek insanları hatalı bir sonuca götürebilir.

Diğer taraftan ormanda birden fazla ağaç türü ve dolayısıyla birden fazla böcek ve bununla beraber çok sayıda canlının bulunduğunu göz önüne alacak olursak, konu daha da geniş bir alana yayılır. Fungus, bakteri, virüs, protozoon ve nematodlar da dâhil ekosistemdeki bütün organizmaları ele alalım. Terazinin bir tarafında sistemin bütün zararlı organizmalarının bulunduğunu düşünün. Diğer tarafında ise az zararlılar ve zararsızlar olsun. Bu üç tür arasında da her bir türün tabii dengesi mevcut. Bunların terazideki yerini ve ağırlığını tespit ederek türlerin hepsini birlikte dikkate alacak bir biyolojik denge gözetilmelidir.

Tabiattaki bu biyolojik denge, gerçekten bir teraziye benzetilebilir. Bu terazinin bir kefesinde zararlıların, diğer kefesinde ise faydalıların olduğu düşünülebilir. Dışarıdan herhangi bir müdahale olmadığı sürece, terazi dengededir. İnsanın vakitsiz veya gereksiz müdahalesi; mesela bilinçsiz ilaç kullanma veya kültür şeklinin değiştirilmesi veyahut bazı yıllar meteorolojinin hiperparazitlerin faydalı organizmaların çoğalmasına imkân vermemesi gibi muhtelif faktörler, ekosistemdeki dengeyi bozar. İşte biyolojik mücadelenin gayesi; bu dengenin korunması veya –bozulmuşsa- yeniden kurulmasıdır.

Haşerelere Karşı Mücadele Tek Taraflı Yapılmamalı

Tarım ve ormancılıkta en zararlı hayvanlar böceklerdir. Bu küçük yaratıklar ayrıca insan ve hayvan sağlığı için de çok tehlikelidirler. İnsanların ulaşmak istedikleri amaca engel olan ve sağlıkları için tehlike oluşturan böceklere zararlı böcekler denir.

Yeryüzünde 1.250.000’nin üzerinde türü  olan böcekler, bütün hayvansal canlıların da yüzde 75’ini oluşturmaktadır. Bu kadar zengin türe sahip olan böceklerin hepsi zararlı değildir. Yaklaşık üçte biri zararlı, üçte biri faydalı, üçte biri de ne zararlı ne de zararsızdır.

İnsanlara ve hayvanlara hastalık taşıyarak sağlığı tehdit edenler, kültür bitkilerinde ürün kayıplarına sebep olanlar, orman ve süs bitkilerine zarar verenler ile şehir hayatına tesir eden böcekler zararlı kabul edilmektedir.

Zararlı kabul edilenlerle mücadeleye, insan ve böceklerin aynı şeyleri aynı zamanda istemeleri sebep olmaktadır.

Dünya yaratıldığından beri yaşayan böcekler yeryüzüne iyi bir şekilde yerleşmişlerdir. Sarf edilen bütün çabalara rağmen bitkilerin yaprak, çiçek, tomurcuk, meyve, gövde ve kökleri sürekli olarak böcekler tarafından zarar görür. Gıdalarımız, elbiselerimiz, kitaplarımız, içinde oturduğumuz evlerin ahşap kısımları, haberleşmeye yarayan telefon kabloları, hayvanlarımız ve nihayet insanlar, böceklerden sürekli olarak zarar görmektedirler.

Kimyasal Mücadele ve Zararları

Böceklerle kimyasal mücadele, kimyasal maddeler (tarımsal ilaçlar, insektisid) kullanılarak zararlıların etkinliklerinin azaltılması  veya yok edilmesine denir. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de zararlı böceklerin kontrolünde çeşitli kimyasal insektisitler yani kimyasal mücadele yolları denenmektedir. Fakat kullanılan bu kimyasal insektisitler doğal çevre ve hedeflenmemiş organizmalar üzerinde olumsuz etkilere sahiptir.

İnsektisidlerin Yan Etkileri

Günümüzde tarım ve orman zararlısı böceklere karşı sıklıkla kullanılan insektisitler, diğer canlılar üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. İnsektisidlerin zararlarını böcekler, insanlar ve çevre olmak üzere başlıca 3 başlık altında toplayabiliriz.

Böcek:

İnseketisidler, böcekler üzerinde iki önemli olumsuz etkiye sahiptirler. Bunlar, zararlı böceklerin kimyasala karşı dirençlilik kazanması ve kimyasalların faydalı böcekler üzerinde sebep olduğu olumsuz etkilerdir.

Çevre:

Kuyulardan içme suyu sağlanan yerlerde yağmur suları ile ilaçlama artıklarının kuyulara bulaşması. Akarsularla baraj ve göllere ulaşması ve balıklar tarafından alınması. Yine insektisid uygulaması yapılan alanlarda gezinen kuşlar, kimyasal maddelerden büyük zarar görürler.

İnsan:

İnsektisitler, doğrudan ya da dolaylı olarak insan sağlığını etkilemektedir. Bu etkiler akut ve kronik toksisite olarak iki grup altında toplanabilir. Bir kimyasalın bir kez veya kısa bir zaman diliminde birkaç kez alınması sonucunda vücutta oluşan hasar akut toksisite olarak tanımlanır. Kronik toksisite ise bir kimyasalın akut toksisiteye sebep olmayacak kadar düşük dozlarda uzun süre alınması halinde, bunun sıcakkanlılarda meydana getirdiği fizyolojik düzensizlik olarak tanımlanır.

Zararlılarla Mücadelede Zararsız Yol: “Biyolojik Mücadele”

İnsektisidlerin etki mekanizması yönünden zararlı ve faydalı böcekler arasında bir farklılık yoktur. Ancak böceklerin etkilenme oranları bakımından farklılık vardır. Faydalı böcekler olarak kabul edilen predatör ve parazitler insektisidlerden daha fazla etkilenmektedirler. Ne yazık ki, parazit ve predatörlerdeki dayanıklılığın oluşumu, zararlı böceklerdeki kadar çabuk olmamaktadır.

Bunların sonucu olarak, zararlı popülâsyonları üzerinde dengeleyici olan predatörler ve parazitler ortadan kalkmakta ve zararlılar daha çabuk yayılmaktadır. Polinatör canlılar olan bal arıları ve yüksek yerlerde yürütülen arıcılık sektörü ciddi şekilde etkilenmektedir. Bölgemiz için bu duruma en iyi örnek arıcılığa olumsuz etkileridir. Bölgede yürütülen arıcılık çalışmaları için yüksek yerler tercih edilmekte ve bu bölgeler orman alanlarının yayılışı ile kesişmektedir.

Kültür bitkilerinde fitotoksiteye sebep olması, sık ve gereksiz ilaçlamalarla mücadele masrafının artması, hava–su-toprak kirlenmesi gibi birçok olumsuzluğa denge gözetmeden yapılan kimyasal ilaçlama sebep olmaktadır. Bu olumsuzlukları gidermek veya en aza indirmek için de kimyasal ilaçlara alternatif, çevre dostu yöntemlere geçilmesi gerekir. Bunların da en başında “Biyolojik Mücadele” gelmektedir.

Tabi Denge Korunmalı

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de tarımsal zararlılar ile mücadele, bazı istisnalar hariç büyük oranda kimyasal ilaçlar kullanılarak yapılmaktadır. Kimyasalların insan ve çevre üzerindeki kötü etkileri zamanla ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda araştırmalara konu olan biyolojik mücadele ve kimyasal mücadele yöntemleriyle bağlantılı birçok problem ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Bundan dolayı biyolojik mücadele kimyasal mücadele ile karşılaştırıldığında ekolojik dengeyi bozmayan alternatif bir mücadele yöntemi olarak kabul edilmektedir. Son kabul gören bu biyolojik mücadele yolu, hem zararlılarla mücadelede, hem de kullanılan kimyasalların çevreye yapmış olduğu olumsuz etkileri ortadan kaldırmada faydalıdır. Ayrıca ekonomik açıdan daha düşük maliyet gerektirmesiyle de tercih edilmesi gereken bir yoldur. İnsan ve böceklerin aynı şeyleri aynı zamanda istemeleri sebep olmaktadır.

Zararlı kimyasallar barındıran pestisitler yerine, haşerelerle mücadelede tabii dengeyi bozmayacak yollar aranmalıdır. Bu da tabii elemanları, yani canlıları kullanarak tabiatı taklit etmekten geçer.

Böceklerin İstilaları

Çekirgeler zaman zaman Türkiye’de de büyük ekonomik kayıplara sebep olmuşlardır. Örneğin, 1916 yılında çekirgelerin ve özellikle Fas çekirgelerinin Batı Anadolu’da yaptığı zarar sonucu 200.000 ton hububat ve 15.000 ton bakliyat mahvolmuştur. Ayrıca aynı çekirge, miktarı saptanamayan meyve ve sebze bahçeleriyle bağlarda da büyük zararlar meydana getirmiştir. Bu zararların, özellikle Birinci Dünya Savaşı’na da rastlaması, etki bakımından Türkiye için çok yıkıcı olmuştur.
Kabuk böceklerinden Ips sexdentatus (Börner), 1938 yılında Trabzon ilindeki Santa, Meryemana ve Hamsiköy ormanlarında takriben 2350 hektar doğu ladini (Picea orientalis) ormanına zarar vermiş ve ortalama olarak 900.000 m3 tutarındaki ağacı öldürmüştür.
Son yıllarda Erzurum-Kars bölümünde bulunan Posof ormanlarında görülen Dendroctonus micans (Kug.) kabuk böceği, 1435 hektarlık doğu ladini – sarıçam ormanında yüzde 60 – 70 ladinlerde, yüzde 1 – 2 de çamlarda zarar yapmıştır. Tespitlere göre, bu zarar ladinlerde 95.608 m3 tutmaktadır.

Kimyasallar Faydalı Böceklere de Zarar Verir

Ekolojik denge zararlı, hastalıklı bitkilerin ve yabancı otların başka canlılar yardımıyla ekonomik zarar seviyesinin altında tutulmaya çalışılmasıyla sağlanmalıdır. Yani tabiatta zararlı olan canlıları tamamen yok etmeden, doğal dengeyi koruyucu, onarıcı ve destekleyici önlemler alındığı zaman ekolojik dengeden söz edilebilir.
Bilindiği gibi bitkiler başta olmak üzere hayvanlar ve insanlara değişik yollarla zarar veren organizmalara karşı kullanılan ilaçlar sadece istenmeyen türlere zarar vermez. İnsan ve hayvan sağlığının tehdit edilmesi, gıda maddelerindeki ilaç kalıntıları, doğal düşmanların ve yaban hayatın öldürülmesi sonucu doğal denge bozulur. Burada zararlı olmayan bazı potansiyel zararlıların ana zararlı durumuna geçmesi de sayılabilir.

Kimyasalların Ekonomik Boyutu

Dünyada tarım ilacı üretimi 3 milyon ton civarındadır. Yıllık satış tutarı ise 25-30 milyar dolar arasında değişmektedir. Dünya pestisit pazarı 1988’de 1993’e göre yüzde 2.5’lik yıllık büyüme ile 31 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye’de ise 1999 sonu itibari ile 2000’e yakın ruhsatlı ilaç olup bunlar içerisinde yer alan teknik madde sayısı 300 civarındadır.

Kimyasaların Kalıcı Zararları

  1. Davranışsal dayanıklılık: Bir kimyasalın uygulanması sonucu böceklerin normal davranışlarında bir farklılaşma olur, böcek ilaçlı kısımlardan kaçmaya, ya da ilaçlı kısımlardan beslenmeme gibi eğilimler gösterebilir.
  2.  Yapısal dayanıklılık: Zararlının vücut özelliğinden kaynaklanan dayanıklılıktır. Vücudunun tüylü olması, kutikulasının kalın olması veya toplam lipid miktarının fazla olması kontak etkili ilaçlarda dayanıklı olmasını sağlar.
  3. Fizyolojik dayanıklılık: Sentetik kimyasalların kullanımı sonucu böcek vücudunda ve kalıtsal yapılarında meydana gelen farklılaşmalar sonucu ortaya çıkmıştır.
  4. Çapraz dayanıklılık: Bir böceğin bir insektisite karşı dayanıklılık kazandıktan sonra etki mekanizması birbirine yakın olan ilaçlara karşı da dayanıklılık göstermesi durumudur.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu