Kendi Telefonumu Nasıl Yaptım?

0

Maceramız bir video ile başlıyor. Bir Amerikalının Çin’de Iphone yapma çabasını anlatan video bize ilham kaynağı oluyor. Acaba aynı çabayı Türkiye’de gösterebilir miyiz, diye düşünüyoruz. İşi bilip işe gitmemeyi başarmanın peşindeyiz.

“Yol bilen, kervana katılmaz.” demişler. Biz de bu çabanın neticesinde, satın alanlar kervanına dâhil olmamayı umuyoruz.

En iyisini bulmak lazım
Öncelikle toplamak istediğimiz telefonun modelini seçmemiz gerekiyor. Çünkü telefonlar, konstrüksiyon olarak modüler tasarım metodu ile değil, integral tasarım metodu ile yapılıyor. Her parça sadece o modelde kullanılmak üzere tasarlanıyor. Yani başka bir çaremiz yok, ya alınacak ya alınacak.

İlk başta iş kolay gibi görünse de işin içine girince zorluğun farkına varıyoruz. Yedek parça hususunda fazla bir seçeneğimiz olmadığı için telefon tamircilerinden hurdadan çıkma parça arayışına giriyoruz. Şimdi bazı internet sitelerinde de hayli yedek paça var. Yine de Çin’deki gibi sokaklarda, seyyar tezgâhlarda ana kart satılmadığı için parça temini bizi biraz zorluyor. Bulmamız gerekenler;
Ekran, arka kapak, ana kart, batarya, kasa, kamera, sensörler, hoparlör, anten.

Zorluk çekersen güzelliğe kavuşursun
En çok zorluk çektiğimiz parça anakart oldu. Bunun sebebi, telefonun en pahalı ve önemli parçası olması. Telefonu toplamamız yaklaşık 1 ayımızı aldı. Vaktimizin çoğu parça beklemek ile geçti. Telefonu topladıktan sonra beklentimiz, bütün fonksiyonlarının çalışmasıydı. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Parçalardan bazıları çalışmadı. Mesela kamera fonksiyonu düzgün bir şekilde çalışmıyor, ayrıca telefon yavaşlıyordu. Bu problemlerin acilen çözülmesi, çalışamayan parçaların yenileri ile değiştirilmesi gerekiyordu. Bu da ekstra zaman ve maliyet demekti.

Eğer bu işi Çin’de yapsaydık hem zamandan hem de maliyetten tasarruf edebilirdik. Sonuç olarak Türkiye’de kendi telefonunuzu yapabilirsiniz, fakat birçok problemle de karşılaşabilirsiniz. Telefonun pozitif yanı ise, maliyeti düşük olduğu ve kendiniz yapmış olduğunuz için size verdiği özgüven duygusu.

Her şey istemekle olmuyor
Hülasa olarak Çin’de bile olsanız kendi kendinize iyi bir telefon yapamamanızın temel sebebi, optimizasyon problemidir. Yani yazılım ve donanımın birbirine optimize olarak çalışmamasıdır. Yüzlerce telefon markasından sadece birkaçının başarılı olduğu düşünülürse bu problemin kolay aşılacak bir problem olmadığı anlaşılabilir.
Yüzeysel olarak bakıldığında çok zor gibi gözükmese de tasarımın yapısı, boyutları, toleransları, kullanılan malzemeler, dayanım, deformasyon, gürültü, ömür, korozyon, insan ve makine ilişkileri, ergonomi, estetik, montaj kolaylığı, standardizasyon ve daha birçok teknik parametrenin göz önüne alınarak tasarım, üretim ve montajlarının gerçekleştirildiği düşünülürse optimizasyonun zorluğu fark edilebilir.

İki ayrı tasarım ve performans
Şekillendirme tasarımı, integral ve modüler tasarım olmak üzere ikiye ayrılır. Kullandığımız telefonlar integral ürün yöntemi ile tasarlanır. İntegral ürün tasarımlarında, bileşenler birden fazla işlevleri yerine getirir. Bu durumda parçalar çok karmaşıklaşır, ancak bileşenlerin sayısı ve dolayısı ile maliyetleri azalır ve daha yüksek performansa sahip bir tasarım gerçekleşir.

Modüler tasarımda ise her modül sadece kendi fonksiyonlarını gerçekleştirir ve modüller arasındaki etkileşimler iyi tanımlanmıştır. Bu yüzden tasarım sürdürülebilir ve genişleyebilir bir hale gelir. Mesela, masaüstü bilgisayarlar bu yöntemle tasarlanmış ürünlerdir.

Her modele ayrı parça, haliyle çok para demek
Telefonlar da aynı yöntemle tasarlansa da her sene telefon değiştirmeyip kamera, batarya vs. parçaları ihtiyacımıza göre değiştirsek, gibi fikirler fütüristik zihinlerde vuku bulmuştur.

Bunun olmamasının sebebi, ilk olarak bu tasarım, üreticileri daha zengin yapmaz. İkincisi ise, global olarak oturmuş sistemin dışına çıkmak çok fazla maliyetli ve kâr marjı düşük olduğundan kimse buna yatırım yapmak istemez. Ayrıca tasarımın kaba oluşu ve optimizasyon problemi, tüketicinin taleplerini karşılamayabilir.
Bir şeyler başarmak için, ortaya güzel bir şeyler çıkarmak için önce hayal etmek lazım. Hayal ettikten sonra başarmanın yolu açılıyor. Bu hayatta balık alan değil, balık avlayan olmak gerekiyor. Belki istediğiniz balığı tutamayabilirsiniz. Korkmayın, ağınızı attıysanız, mutlaka bir şeyler yakalarsınız. Biz de öyle yaptık, alan değil tutan olmak istedik ve başardık.

E-DERGİYİ SATIN AL
(Toplam 83 kez okundu. Bugün: 3)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.

Yandex.Metrica