Kolay Hayat

Spor mu, Ticaret mi?

Milyarlarca insanı aynı anda bir araya getiren spor, etkili bir para ve reklam silahına dönüştürülmüş durumda. Özellikle de futbol, günümüz insanının ortak zaafı olarak organize ediliyor. Gün futbolla başlatılıp, onunla bitiriliyor. İnsanlar sırf ‘aktivite olsun diye izliyorum’ derken, sahanın gerisindekiler de boş durmuyorlar. Sadece maç izletmiyorlar yani. Aralarda yapılan reklam, organizasyonu düzenleyen sponsorlar, sözde zaferden pay almasını biliyorlar.

Heyecanlar, beklentiler, hayal kırıklıkları, ateşli tartışmalar, rakipler… Derken bir haftanın heyecanı bitmeden diğer haftada neler olacağı konuşulmaya başlanıyor. Hararetli tartışmalar devam ederken “biz sadece seyirciyiz” diyenler de bu tartışmalardan geri kalamıyorlar. Çünkü normalleşen, sıradanlaşan hatta gelenekselleştirilmeye çalışılan bu eğlence sektörü sadece bir aktivite olmaktan çoktan çıktı.
İlk önce sporun gönüllü seyircisi olanlar stadyumlara davet edildi. Arkasından küçük bir cümle “takımınıza destek olun”. Sonrasında ise bir sanayi kolu gibi çalışmaya başlayan spor, eğlence sektörünün en baş aktörü olarak palazlanıp büyümeye başladı. Büyürken de görünen sahipleri, yoğun bir kalabalık olan “destekçiler” ile, görünmeyen birkaç kişilik sahipleri arasındaki ince ilişki ağında, reklamcılar ve sponsorlar ortaya çıktı.
Bu ilişki ağı gerek spor sektörüyle ilgisi olan gerekse bu sektörle hiçbir ilgisi olmayan birçok insana bulaştı. Bu süreçte bazıları zaten ilgili olduklarından izleyerek, destekleyerek ve de gerekiyorsa ürünlerini kullanarak aktif rol adılar. Sadece izleyerek reklam ağına katkı sağlayan ilgisiz, biraz da bilgisiz kişilerse dolaylı olarak neyin destekçisi olduklarını bilemeden futboldan pasif rol aldılar. Biz bu çalışmamızda spor sektörünün pasif katılımcılarının gerçekte neyin destekçileri olduklarını az da olsa göstermek istedik.

Sahte zaferler üzerinden nam yapan markalar

Spor, yaşadığımız yüzyılda pazarlaması ve endüstrisi çok kolay bir sektör olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü eğlence sektörünün son derece rağbet gördüğü asrımızda spor da kendisine pazarlama ağı kurmada hiç zorlanmıyor. Spora olan ilginin artması ve bu ilginin reklama dönüştürülmesi diğer reklam alanlarına göre daha kolaydır. Neticede ortada sahte de olsa zaferler ve kahramanlar vardır. Ve bir de sürekliliğin ve kitle takibinin reklam için önemi de unutulmamalıdır.
Başka bir nokta ise spor imajının da ayrıca bir reklam sahasına dönüştürülmesidir. Hem reklam alan hem de reklam veren bu sektör halka en çabuk ve etkili biçimde kendini duyurabilirken, aktif ve pasif “sevgi” kavramına kendince çok amaçlı yorum getirebilmektedir. Bu da bize spor imajı reklam ilişkisini göstermektedir.
Her şekilde başarıya ortak olmaya çalışmak veya başarılarla birlikte anılmak, spor imajıyla oluşan reklamların halka inen yüzünü oluşturuyor. Olimpiyat oyunlarında altın madalya kazanmış bir sporcu, kendisine sponsor olan şirketin adıyla anılmakta ve bu şirket kendisine, sporcunun bütün kazandığı başarılarında pay çıkartmasını bilmektedir. Bu payı ise Futbol, Basketbol gibi spor dalları içinde sivrilmiş branşlarla geniş kitlelerin sevgisini kazanan sporcular üzerinden yapabilmektedirler.

İnsanlara çok normalmiş gibi görünen, toplumu yozlaştırmaya ve insanlara zararlı birçok alkol, kumar ve kadın ticareti yapan şahıs ve kurumlar sözde spordaki buz dağının görünmeyen kısmında yer almaktadır.

Takımlar ve sporcular popüler spor imajının oluşmasında etkili olmaktadır. Geniş kitlelere hitap etmesi dolayısıyla, gerek taraftarın aidiyet duygunusun sömürülmesiyle, gerekse yıldız futbolcuların rol model haline gelmiş olmasıyla insanların ihtiyaçlarını yönlendirme gücünü elinde bulunduruyor. Özellikle de gençleri etkilemek için profesyonel sporcuların starlaştırılması ve bununla birlikte bu sporcunun kullandığı malzemenin başarısına doğrudan etki yaptığı imajı verilerek, hazırlamış oldukları mamulleri çok daha kolay satıyor.
Günümüzde sporla ilişkisi olmayan bankaların, inşaat şirketlerinin v.b toplum içindeki imajlarının yönetilmesinde de spora başvurdukları görülmektedir. Örneğin özel bir banka diğer bankalara oranla daha önde gittiğini belirtmek için maraton koşucularını kendi banka imajının oluşmasında kullanabilmektedir.

Pasif izleyiciler reklam ağına su taşıyorlar

Spor sektöründe kullanılan reklamları incelediğimizde sektörün gerçek yüzü karşımıza çıkmaktadır. Pasif izleyicilerin de reyting havuzuna attıkları her bir taşın yine bu sektörün dönmesine katkı sağladığı unutulmamalıdır. Sporun finansörü olan reklamların %20’sini finans, %15’ini alkollü içecek ve %7’sini sigara endüstrisi oluşturmaktadır.
İnsanlara çok normalmiş gibi görünen, toplumu yozlaştırmaya ve insanlara zararlı birçok alkol, kumar ve kadın ticareti yapan şahıs ve kurumlar spordaki buz dağının görünmeyen kısmında yer almaktadır. Pasif izleyici de olsa reyting arttırıcı faaliyete katılan her fert, yozlaştırmaya uzaktan da olsa destek olduğunu hatırlamalıdır. Toplumu yozlaştırmaya ve bu zararlı ürünleri faydalıymış gibi gösterme çabası veren sponsorluklar bu işi ticari maksatla yürüttükleri için elbette spor sektörünü kullanacaklardır. Ancak pasif izleyiciler de yumuşak bir ses tonuyla kendilerine ulaşan “takımınıza destek olun” çağrısının nerelere ulaşabileceğini unutmamalıdırlar.

Diğer reklam alanlarına göre spora olan ilginin artması ve bu ilginin reklama dönüştürülmesi daha kolaydır. Neticede ortada sahte de olsa zaferler ve kahramanlar vardır.

 

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu