Eğitim

Kitap Zihinlerdeki Kodlar

Hangi kitapları okumak gerekir?

Kitap her şeyi ile ilahî ve bir yönü ile de insanî bir eşyadır. Yaratılışı itibariyle ilahîdir. İçeriği ve sadece insana ait iletişim biçimiyle de insanîdir. İnsanın dışındaki hiçbir varlık, kendisi dışındakilerle iletişim kuramaz. Yazı ve kitap  se insan eliyle şekillenerek diğer bir insanın hayatına girebilir. Bu yalnızca kitap ile insanın oluşturabileceği bir birlikteliğin mahsülüdür.

İnsanlara sunulmuş ilahî nimetlerin başında kitaplar gelir. “Kalem” ve “kitap” Hazreti Allah’ın üzerine yemin ettiği, mevcudiyeti ezelî ve ebedî olan, beşeriyete doğru ellerde rehber ve refiktirler. Kitap, kalem ve yazı Hazreti Allah’ın Hazreti Adem’e verdiği mukaddes emanetlerdendir ve kıyamete kadar baki kalacaklardır. İçinde yaşadığımız çağda nevzuhur icatların kolayca esaretine girenler, bu kadim eşya-yı mukaddesenin sonunun geldiğini  “pabucunun dama atıldığı ya da atılacağı” lakırdısını yapmaktan geri durmamaktadır.

Tablet bilgisayarlar, elektronik kitaplar, ipad, iphone, android ve daha neler neler… Bu kadim nimetin sahte rakipleri olarak, cazip ve kazip ışıltılı dünyalarıyla beşeriyeti sermest etmiş durumda arz-ı endam ediyorlar. Kimsenin kuşkusu olmasın: Kitaplar Hazreti Allah’ın beşeriyete ikramı olan ezelî ve ebedî eşyalarındandır ve kıyamete kadar baki kalacaktır.

O halde bu telaş niye? “Kitaplar ortadan kalkacak mı/kalkıyor mu?” gibi boş suallere cevap yetiştirme gayreti niye? Bunun tek sebebi olabilir: Kitapla uğraşanların, kitap yazmayı, basmayı, dağıtmayı, okutmayı, satmayı, anlatmayı öğretmeyi kendine meslek edinenlerin öz güven eksiklikleri ve yetersizlikleridir. Bir toplumdaki kitap özneleri, üzerlerine düşeni yapmalıdırlar.

Kitap, insanların faniliğini ebedîleştiren ve böylece onu ölümsüz kılan bir varlıktır. Kitap diğer mukim eserlerin aksine seyyardır ve teksiri sayesinde de bütün zaman ve mekanlara ulaşabilmektedir. Kitap doğru okunduğu ve anlaşılabildiğinde insana en doğru yolu, en güvenli limanı gösteren sadık bir dosttur. Bütün dostlardan daha evla bir refiktir: Küsmez, darılmaz, kızmaz, vefasızlık etmez, cimrilik etmez, nereye istersen oraya gider. Ancak bu dost kapaklarını açtığın zaman da aynısını senden bekler: kızmadan, usanmadan, bıkmadan, yavaş yavaş, sindirerek, teenni ve ihmal etmeden kendisiyle vakit geçirilmesini ister. Eğer hakkıyla bu dostla iletişim kurarsan elindeki her şeyi sana verir.

Kitap hakkında ne kadar güzelleme yapılsa elbette onun şanını anlatmaya kafi değildir.

Kitapla ünsiyetimizin hal ü pür melali!

Zahire bakarsak kimse kitap okumanın önünde değil. Ancak gerçekte zihnî kodlar hiç de öyle demiyor. Öyle geliyor ki, okumanın önündeki en büyük engellerden biri geleneksel kültür, anne baba ve yakın çevredir. Her ne kadar aileler, çocuklarının kitap okumalarını potansiyel olarak istiyor gibi görünseler de, çoğunlukla; “okuyup da ne olacaksın (Burada “okula gitmek” ile “kitap okumanın” farklı anlamlarda olduğu gözden kaçırılmamalıdır), okuya okuya kafayı yiyeceksin, çok okuma kafayı yersin!” gibi sıklıkla yapılan göndermeler genetik engellemenin şifreleridir. Çoğu ebeveynin, kitap okumadan anladığı, çocuğun matematik ve türkçe derslerine çalışması ve baştan sona hatalarla, okumayı engelleyici her türlü içeriği barındıran okul ders kitaplarına yumulmasıdır. Yine pek çok anne baba kitaba verilmiş paraya acımaktadır (Bkz: Kitabın ihtiyaç sıralamasındaki yeri). Öncelikle bu zihniyet değiştirilmeden kitap okumada ve kütüphane tesis etmede yol alınamayacaktır.

Şu halde toplum olarak bu kadar kıymetli ve önemli bir nesne, vefalı dost karşısındaki konumumuz nedir acaba? Sözü fazla uzatmaya gerek yok: tek kelime ile “berbat”. Bunu ispat için de çok fazla uğraşmaya gerek yok. Ülkemizdeki kitap basım sayısı, kitap satış rakamları, kütüphaneler, kitaplıklar, gazete ve dergi satış rakamları gibi kültür ürünü istatistiklerine kısaca göz gezdirmek kafi.

İki sene öncesinin verilerine göre:

  1. Türkiye’de en çok basılan yerli kitaplar Keloğlan masalları, Nasrettin Hoca fıkraları, cinsel içerikli kitaplar, Karadeniz fıkraları ve dini bilgiler, ilmihal kitapları, en çok basılan yabancı kitaplar ise La Fontaine fablları, Ezop masalları, Andersen masalları, Çocuk Kalbi ve cinsel konulu kitaplar oluyor.”
  2. Japonya’da toplumun %14’ü, Amerika’da %12’si, İngiltere ve Fransa’da %21’i düzenli kitap okurken, Türkiye’de yalnızca on binde 1 kişi kitap okumaktadır.
  3. 75 milyon nüfuslu Türkiye’de, okuma alışkanlığına sahip 70.000 civarında kişi vardır. (600.000 öğretmenin, 105.000 üniversite akademik personelinin olduğu bir ülke olduğumuz göz önüne alınırsa tablonun ne kadar hazin olduğu açıktır.)
  4. Türkiye’deki gazete okurlarının %85’i yalnızca spor ve magazin sayfalarını okuyor.
  5. Türkiye’de 1412 kütüphane olmasına rağmen, sadece 400’ü uluslararası kütüphane standartlarını taşımaktadır. (Son dönemde halk kütüphanelerinin çok büyük bir kısmı kullanılmadığı gerçeğinden hareketle kapatılma kararı alınmıştır).

Bu istatistik rakamlarının çok hazin şeyler anlattığı açık. Kitap okuma alışkanlığının yerleşmemesinde elbette çok farklı etkiler ve sorumlular var. Anne babadan öğretmene, kitap kalitesinden dağıtıma, kütüphanelerden siyasîlere ve kitap fiyatlarına varıncaya kadar bir yığın bahane sayabiliriz. Ama konuyu fazla uzatmamak adına en önemlilerinden bir kaçı üzerinde durmak faydalı olacaktır:

Pek çok kişi okuma alışkanlığı konusunda sorumlu olarak öğretmenleri ve okulu görür. Oysa bu ilk bakışta yersiz bir itham ve yanlış bir adrestir. Bir çocuğun kitap okuma alışkanlığı kazanmasında en büyük amil anne babası ve ev ortamıdır. Evinde kitap okuyanı, kitapla ünsiyeti, kitaplığı, gazeteyi, dergiyi görmeyen, oyunlarına onları karıştırmayan bir çocuğun bu nesnelerle ilerleyen hayatında sıcak bir irtibat kurması beklenemez. Anne babasının bir kerecik olsun elinde kitap görmeyen çocuğa yapılan “kitap oku” ikazı, sigara içtiği halde “ben içiyorum ama sen içme” diyen zavallı biçarenin durumundan farklı değildir.

Anne babalar olarak, kitabı seven, okuyan çocuklar yetiştirmek istiyorsak, öncelikle kendimiz kitap okuyalım. Evimize yeni kitaplar, gazeteler ve dergiler alalım. Onları karıştıralım, yazıp çizelim, karalayalım, oyunlar oynayalım. Ama onları çekmecelerin, çekyatların, vitrinlerin görünmez köşelerine sıkıştırarak, çöpe atılma sırasını bekleyen, üvey evlat eşyalar hükmüne düşürmeyelim.

Kitaplara evin en görünür ve işlevsel yerlerinde yer vermeden, onları nadide bir eşya gibi kullanmadan evde okuma alışkanlığı geliştirilemez. Bir çocuğun kitabı sevebilmesinde en büyük rolü, evde çocukluğundan itibaren karıştırdığı, daracık, tozlu, kokulu da olsa rafları, yaprakları ve resimleri arasında dolaştığı kitaplıklar sağlar. Evlerin bir odasında kurulacak mütevazi ama kaliteli bir kitaplık okuma alışkanlığı kazandırmanın en etkin yoludur. Ama bu kitaplık, laf olsun diye, mobilyayı dekore etsin diye, gazete kuponlarından biriktirilmiş, kıytırık kitaplarla dizilmiş kağıt tomarlarından göstermelik bir kitaplık değil, gerçekten ciddi, emek harcanmış, para verilmiş, bütçe ayrılmış, dinî, millî, ahlakî konulardaki sorularımıza cevap verebilecek başucu kıymetli kitaplardan vücuda getirilirse, anne babalar da sıklıkla buraya müracaat ederlerse, o evden yetişen çocuklar kitapları sever, kitap okuma alışkanlığı kazanırlar. İşte bu noktadan sonra çocuğa kitap oku demenin anlamı yoktur. Artık o çocuğu isteseniz de okumaktan alamazsınız.

Kitap nerede ve nasıl okunur?

Kitap okumanın zamanı, yaşı, mevsimi yoktur. Ali Fuat Başgil’in Gençlerle Başbaşa kitabında ısrarla vurguladığı gibi, isteyen için her zaman ve her yer kitap okumak için uygundur. Japoncada “ayaküstü okumak” anlamına gelen kavram türetilmiştir. Otobüs, dolmuş, taksi vb. araçları beklerken bile kitap okunabilir.

Ancak kitapların nasıl okunacağı konusu biraz karmaşıktır. Her işin nasıl yapılacağına dair bir tarif olduğu gibi sağlıklı, verimli, kalıcı, etkili kitap okumanın da yöntemi olmalıdır. Bu yöntemi anlatmak elbette uzun sayfalar tutabilir. Ancak şu kadarla yetinmekte fayda var: her kişiye göre ayrı ayrı yollar ve yöntemler vardır ve bu yolu kişinin kendisi bulur. Başkalarının göstereceği yollar çoğu zaman sizi felaha, şifaya, aydınlığa kavuşturamayabilir. Şu halde kendinizi, kendi okuma stilinizi keşfedin ve seçin!

Kendi okuma sitilinizle birlikte kendi kitaplarınızı da seçin. Çok okumaktansa nitelikli okumak daha ehvendir. Bir kitabı anlayarak okumak, yazarını, niyetini, yayım yerini ve yayımlanma gerekçelerini bilerek okumak çok önemlidir. Çok kitap okumaktansa okuduğunu çok iyi okumak, notlar çıkarmak, eleştiriler getirmek çok daha önemlidir.

Hangi kitapları okumak gerekir?

Hoca talebe münasebetlerinde kitaba dair iktiza eden klasik mevzulardan biri hangi kitapların okunacağına dairdir. Genç okuyucular, hangi kitapları okuyalım ki en kısa sürede en doğru ve doyurucu bilgileri alalım merakıyla sorular yöneltiyorlar. Oysa bu suale muhatap olmak hayli sıkıntı verici ve çaresiz bırakıcı bir durumdur. Kitabın nasıl okunacağı meselesinde olduğu gibi, kimin hangi kitabı okuyacağı da öncelikle aslında kişinin kendi kendine çözmesi gereken bir meseledir. Ancak bu sorunun çözülemeyecek makul engelleri söz konusudur. Hemen her gün binlerce yeni kitabın yayımlandığı, aynı kitabın bile çok farklı versiyonlarının vitrinlerde göründüğü bir ortamda elbette çok seçici olmak ve zaman kaybetmemek gerekir. Şu halde bunun iki çaresi vardır: Öncelikli ve zor olan; kişinin çok okuyarak, faydalı, kaliteli, kalıcı eserleri uzun süre ve zorlu tecrübelerle ayırt edebilir duruma gelmesidir. Böylece bir kitap meraklısı zaman içinde gerçekten kitaptan anlayan biri haline gelir. Diğeri ise daha kolay bir yoldur: gerçekten kitaptan anlayan, bolca kitap okuyan, kılavuzluğuna güvenilecek bir kitap dostunun tavsiyeleriyle hareket etmektir. Böylece işe yaramaz kitaplarla, boş şeyler okumadan yol alınmış olur.

Son olarak, iyi okuma yöntemlerinden biri, aynı konu ya da yazar üzerine yoğunlaşarak okumak, belli bir mevzuda derinlemesine fikir, düşünce ve bilgi edinimini sağlar. Böylece kişi istediği, merak ettiği alanda evsaflı ve deruni bir noktaya gelebilir.

Her eve mütevazı ama nitelikli kitaplıklar…

Herkese iyi okumalar…

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı