Araştırmaİnsan

Kokunâme

Kokuyu, muhabbet gibi saklamanın imkânı yoktur, derler. Muhabbet kokan satırlar ve konuşmalar bu sırrı, açan bir çiçek gibi sonunda ortaya çıkarır. İşte kokulu satırlar…

Sadi Şirazi, Bostan ve Gülistan’ında şöyle der: Bir avuç toprak aldım, gül kokuyordu. Sordum, senin hakiki kokun bu değil, sen bu kokuyu nereden aldın? Toprak şöyle cevap verir: Ben bir gül ağacının dibinin toprağıydım, onun kokusu bana sindi, bu nedenle gül gibi kokuyorum…

Kokuların doğası

Vücudumuz muazzam bir sistem içerisinde yaratılmıştır. Bu muazzam yapıyı ayakta tutan, yeri gelince tamir eden birtakım unsurlar vardır. Şöyle ki vücudumuzu ayakta tutan en yoğun ve katı olan ilk besin, yiyeceklerdir. Doğanın işleyişine baktığımızda toprak neyse, vücudumuz için de yiyecekler odur. Bu işleyişi, yiyeceklerden daha yumuşak olan ve su özelliği gösteren içecekler takip eder. En son ise içeceklerden daha yumuşak ve daha hafif olan, hava özelliği gösteren kokular gelir.

Her ne kadar açıkça göremesek de koku; toprak, su ve ateş özelliği gösteren maddelerden ortaya çıkar. Bu sebeple özellikle eski zamanlardaki hekimler, sağlığın muhafazası ve geri getirilmesinde kokulardan yoğun bir şekilde yararlanmışlardır.

Amber

Amber, balinalar takımından İspermeçet Balinası olarak bildiğimiz ‘Amberbalığı’ diğer adıyla Kaşalot’un bağırsaklarında oluşan ve dışkı ile atılan bir sindirim artığıdır. Açık ve koyu renkli, güzel kokulu bu madde, okyanusların farklı yerlerinden; Çin, Japonya, Madagaskar, Java ve Sumatra sahillerinden toplanır. Şunu da belirtmek gerekir ki Hazreti Yunus’u (a.s.) balığın yutması ile amberin bu kadar muazzam kokusunun olması arasında bağlantı olduğu düşünülüyor.

Eski hekimler açık renkli beyaz amberi; kuvvet verici, iştah açıcı olarak ve de nefes darlığına karşı hastalarına çokça tavsiye ederlerdi. Saf bal ile karıştırılarak macun yapılıp bu şekilde kullanılması da bir hayli yaygındı.

Osmanlı sarayında misk kokusu sürünmek, hele erkeklerin sakallarına misk sürmeleri yaygın bir âdetti. Amber gibi, o da güç elde edilen bir madde olduğundan çok değerliydi. Osmanlıcada  “misk ü amber” sözünün beraber kullanılması, bu iki kokunun gördüğü rağbetten, getirtilmesindeki güçlükten ileri gelmiştir.

Fayda ve zarar

Kokuların gerek besin gerekse ilaç olarak insan vücuduna ve ruhuna etkileri vardır. Koklandığı zaman kokusu helak edici olan, burnu yakan, tabiri caizse aklı başından alacak kadar ağır olan ya da baş ağrısına sebep olan kokuların varlığı bu duruma delildir. Fakat şunu da bilmek gerekir ki, bu kokuların zararları ne kadar şiddetli ise fayda sağladıkları zaman tesirleri de bir o kadar etkilidir.

Kokulardan faydalanma usulü

Bedeninin sağlığına kıymet veren kişilerin yapması geren şeylerden bir tanesi de güzel kokulardan faydalanmaktır. Çünkü kokuların, hayatımızın kıvamı olan ruhumuza tesiri vardır. Malumdur ki hasta kişi tabiatını güçlendirmeye, sağlıklı kimseden daha fazla muhtaçtır. İşte bu sebeple sağlığını geri kazanmak isteyen kimsenin kokulardan yararlanma usullerini çok iyi bilmesi gerekir.

Sıhhati yerinde olan kimse, kokulardan faydalanmak istediğinde aşırıya kaçmamalıdır. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi, koklanılan koku ile koklayan kimsenin mizaçları birbirine ters olabilir. İkinci sebep ise koku alma duyusu, güzel kokulara daldığı zaman yorulur ve ondan aldığı lezzet sona erer. Kişi kokuyu kullanma işinde aşırıya giderse, koku alamayan kimseden farkı kalmaz. Bu duruma, koku yapımıyla uğraşan aktarların durumları örnek verilebilir. Zira onların hisleri, kokularla dolmuştur, neredeyse hiç koku alamazlar. Tam tersini düşünürsek, kötü ve ağır kokuları fazlaca koklayan dericilerin durumu da aynı şekildedir. Onların duyuları da bu ağır kokuya alışır ve bir zaman sonra bu durumdan hiç rahatsız olmazlar.

Tefarik bitkisi ve öd ağacı

Tefarik, Doğu Hind adalarında yetişen beyaz çiçekli bir bitkidir. Yaprakları, antiseptik ve böcek kaçırıcı bir özelliğe sahiptir. Tefarik bitkisinden, son derece kuvvetli ve özel kokulu uçucu  bir yağ elde edilir. Tefarik otundan yapılmış kokuya eskiden tefarik lavantası denilirdi.

Kurutularak top haline getirilen yaprakları ise çamaşırları kokulandırmak için kullanılırdı. Elbiseleri güve gibi böceklerden korumak için ise keseler içinde bohça, sandık ve dolaplara konulurdu.

Öd ağacı, yakıldığı zaman hoş koku veren bir ağaçtır. Tütsü olarak kullanıldığı gibi halk arasında hastaları tedavide de sıkça kullanılırdı. Bir de Öd ağacı tozu gül suyu ile hamur yapılarak kurutulur, düğün, mevlid gibi dinî merasimlerde buhurda yakılarak ruhu tazelemede kullanılırdı.

Öd ağacı tütsüsü geleneği

Eski zamanlarda halk arasında dimağı kuvvetlendirici ve rutubet giderici olarak öd ağacı tütsüsü kullanmak çok yaygındı. Hatta ulemâ, dairelerinde misafirlere öd ağacı tütsüsü hediye ederdi. Ayrıca dimağı kuvvetlendirmesi ve sinirleri güçlendirmesi için Osmanlı eşrafının yanlarında ve yazı tepsileri üstünde ‘şemame’ denilen ceviz büyüklüğünde amber bulundurmaları, ara-sıra koklamaları yaygın bir âdetti.

Ayrıca ceplerde, kırmızı mühür mumu ile bir adet at kestanesi bulundurulurdu. Bu, grip ve nezle olmaktan korunmada en güzel yöntemlerden biriydi.

Usule devam….

Güzel kokulardan faydalanma konusunda iki önemli yöntem vardır. Birincisi, kişinin güzel kokulu bir şeyi, burnuna iyice yaklaştırmamasıdır. Bu durum mizaçla alakalıdır. Bu sebeple güzel bir şeyi uzaktan koklamak en salim yoldur. En uygun yol, nasıl ki ilk önce odanın ısınmasıyla insanın ısınabileceği gibi, kokuyu da direk buruna çekmek yerine bulunulan ortamı buhurlamak, böylece kendine zarar vermeyecek uygun miktara ulaşmış olmaktır. Elbiseye koku sürüp onu daha sonra giymek de güzel bir yoldur.

Sandal ağacı ve misk kuyruğu

Sandal ağacı, Hindistan, Malezya ve Endonezya ormanlarında pek çok türü bulunan bir ağaçtır. Hoş ve kuvvetli kokulu bir tütsü olan sandal, antiseptik etkisi dolayısıyla eskiden bazı idrar yolu rahatsızlıklarında kullanılırdı.

Misk kuyruğu, Misk kedisi denilen hayvanın kuyruğuna verilen isimdir. Bu kedinin kuyruğunun altındaki bezelerden elde edilen koku, çamaşır bohçalarına ufak keseler halinde konulur. Bazı kimseler de koyunlarında taşırlar, ısındıkça keskin, güzel bir koku verirdi.

Netice-i kelâm kokular, usulüne uygun olarak kullanıldığında insana madden ve manen faydalar sağlar. Allah-ü Teâla her şeyi insanın hizmetine sunmuş ve hiçbir şeyi amaçsız olarak yaratmamıştır. Bize düşen ise ecdadımızın yaptığı gibi usul ve kararınca bize sunulmuş olan nimetlerden  istifade etmeye çalışmaktır.

Kokunâme

Koku hakkında bu kadar bilginin yer aldığı eser, İslâm tarihinin ilk nadidelerinden Ebû Zeyd el-Belhî’nin (ö. 322/934), Mesalihu’l-Ebdan ve’l Enfüs adlı eserindendir. Eser, beden ve ruh sağlığının korunması ve hastalıkları hakkında hazırlanır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, koku gibi yazılan her konunun içinde ruh sağlığının da yer almasıdır. Fatih Sultan Mehmed Han için, “Şeyhu’l-hattâtîn” ismiyle şöhret bulmuş hattat Şeyh Hamdullah (ö. 1526) tarafından bir kopyası hazırlanır.  Bu eserin içindeki görsel değer taşıyan illüstrasyonlar dikkat çeker.

Misk

Güzel, kalıcı, kokulu bir madde. Misk geyiği ve misk kedisi gibi hayvanların salgı bezlerinden elde edilir. Esmer renkli, kıvamlı ve özel kokulu bir yapıdadır. Eritilip hap veya toz halinde kullanılırdı. Çok az bir miktarı evi kokuya boğmaya yeter de artardı bile.

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı