Konuşmanıza Nasıl Başlamak İstersiniz?

0

Bir konuşma; samimi, hoş, nükteli, öğretici ve alışılmışın dışında olmalı. Peki, böyle bir konuşmaya nasıl başlamalı?

Planlı ve programlı bir hitabetin ardından her şey harikulade hazırlanmışken o ilk adım, nasıl atılmalı? Bunun çeşitli yolları var elbette. Bir yazıya, yemeğe başlamak gibi söze, yani hitabet sanatına başlamanın da farklı yöntemleri mevcut. Burada kişiye, yere ve zamana göre çok çeşitli denklemler ve tablolar ortaya çıkar. Mesela öğrencilerden oluşan gruba farklı, öğretmenlerden oluşanlara farklı, velilerden oluşanlara ise daha farklı bir girizgâh yapılabilir.

Atmosferi hissedin

Kürsüye çıktınızda hiçbir şey yapmayın! Sadece insanlara bakın. 5-10 saniyelik bu zaman zarfında hissettiğiniz atmosfer, programın devamındaki her şeyi netleştirecek ve açıklığa kavuşturacaktır. İnsanları sadece seyredin. Gözlerindeki parıldamaları, ışıldamaları görün; görmeye çalışın. Eğer böyle bir şey yoksa gözlerini açmak da yine sizin ellinizde, pardon dilinizde…

Akıcı ve ahenkli giriş, samimiyetle birleştiğinde dinleyicilerin silkelendiğini ve “Ne oluyoruz?” diyerek göz bebeklerinin büyüyerek bakındıklarını fark edeceksiniz.

Dikkatleri toplama yöntemi

Siz zannediyor musunuz ki, konuşma yapmak üzere sahneye davet edildiğinizde herkes muazzam bir dikkatle dinlemeye hazır. Siz emin adımlarla kürsüye doğru yürürken, dinleyicileriniz heyecanla ağzınızdan çıkacak her kelimeye odaklansın… Elbette dikkat kesilenler/odaklananlar da olacaktır ancak beklentiniz yüksek olmasın. İnsanların dertleri başından aşkın, zihinlerinde nice problemleri düşünerek oradalar. Tek dertleri siz değilsiniz. Kim bilir nasıl bir hastalıkla boğuşuyor da onu düşünüyor. Elektrik, su, doğalgaz faturalarıyla kirayı mı hesaplıyor? Bu ay da çark döner mi çorba kaynar mı, diyerek içten içe ona mı hayıflanıyor? Yoksa yazın çıkacağı tatilin hayalini mi kuruyor?

Her şey olabilir.

Hepsi de mümkündür.

Bununla beraber dinleyenleri, düşünce girdaplarından sıyırıp kendine çekmek/odaklamak da mümkündür. Hatip önce bunu yapmalı. Dikkatleri kendi üzerine çekmeli, sonra da gayet profesyonel şekilde; kelime kelime, öbek öbek konusuna geçişin işaretlerini vermelidir.

Ana başlığı netleştirin

Hitabetinizin ana fikri, gayesi, emeli her neyse ona yönelik bir giriş yapın. Mesela yayıncılık/neşriyat üzerine bir konuşma yapacaksanız şöyle başlayabilirsiniz:

“Esasen bugün burada olmaktan mutluluk duyuyorum. Çünkü basın ve neşriyat faaliyetlerinin önemi hakkında konuşmamız istendiğinde tek düşündüğüm şey ‘sorumluluk’ oldu. Bu ‘sorumluluk’ öyle bir şey ki bizlere dünü göstererek bugünü anlatıyor ve geleceği de ona göre inşa etmemizi sağlıyor. Her şeyden önemlisi bu hususiyetlerin etraflıca üzerinde durulmasına fırsat veriyor. Biz kimiz? Önce bir kendimizi tanıyalım. Sonra da kime/neye karşı sorumluyuz, onu netleştirelim. Nihayetinde de icraatlarımızla sorumluluklarımız ne ölçüde örtüşüyor, birbirlerini karşılayabiliyorlar mı onu değerlendirelim.”

Hitap ettiğiniz topluluğa göre ufak dokunuşlarla kelimelerde değişiklik yapabilirsiniz. Gayet makul ve başarılı bir girizgâh olacağından şüpheniz olmasın. Bir konuşma; samimi, hoş, nükteli, öğretici ve alışılmışın dışında olmalı. Peki, böyle bir konuşmaya nasıl başlamalı?

Gerekçeli bir giriş de olabilir

“566 sene önce bir fetih gerçekleşti. O fethin Fatih’i hadîs-i şerîfe nail olmuş bir isimdi. Dünya kuruldu kurulalı nice fetihler yaşandı. Ama İstanbul’un Fatih’i, Sultan Mehmed Han hep hatırlandı. Hiç unutulmadı. Bir Fatih’in portresinde; inanç, azim, kararlılık, feraset, ilim gibi bütün değerler birleşmişti. Çağını aştı. Çağlara ulaştı. Fatih, komutandan fazla bir komutan, devlet adamından fazla bir devlet adamıydı. Onun için bugünlere kadar ulaştı.”

Dinleyicilere temas eden bir giriş

“Başka bir yerden gelip, burada, Çanakkale’nin evlatlarına, Çanakkale’yi anlatmak tuhaf oluyor değil mi? (Evet şeklinde baş’lar sallanır. Hatip devam eder.) Hayır, tuhaf olmasın; çünkü ben de Çanakkale’nin bir evladıyım. Yıllarca burada yaşadım. Sizler gibi, ecdatla koyun koyuna, onların her daim gölgesinde olduğumu hissederek büyüdüm. Ve bugün başka bir yerden gelmiş gibi olsam da aslında ben sizinleyim, sizleyim.”

İstihza/hümor/mizah/gülmece/tatlı alay ile giriş

Hitabetteki en önemli unsurlardan biri şüphesiz mizahtır. Samimiyetle mizahî bir giriş birleştiğinde ortaya çok güzel tablolar çıkması kaçınılmaz olur. Hatip ile dinleyiciler arasındaki soğuk bürokrasiyi kırarak ortamı rahatlatır. Sıcak ve samimi bir temas kurmanın zemini oluşur. Dinleyiciler nezdinde hatibin de normal bir insan olduğunu ve kendini kasmadığını gösterir ki bu da çok mühimdir. Bu hususla alakalı bizzat yaşadığım bir hadiseden örnek vereyim.

“Maceralı ve çokça fırtınalı bir eğitim-öğretim hayatından dolayı, mezun olduğum liseye uzun yıllar uğrayamamıştım. Seneler akıp geçmiş, birkaç hoca ve okulun hizmetlisi hariç, çehre tamamen değişmişti. O eski tanıdık yüzlerden eser yoktu. Yıllar sonra liseli öğrencilere bir konuşma yapmak için çağrıldığımda elbette muazzam bir karşılama beklemiyordum. Neticede ailenin bir ferdiydim. Ama okulun koridorlarına girdiğimde elinde süpürgesiyle Bayram Abi’nin “Oralara basma, daha yeni temizledim” diye haykırmasını da, ne yalan söyleyeyim, beklemiyordum.”

Böyle bir girişten sonra, o gülen yüzleri düşürmek ciddi emek ister. Artık seyirci sizin, sahne sizindir.

Genel uyarılmışlık düzeyi

Buraya kadar anlatılan misallerden sonra, giriş cümleleriyle hitabet sanatını başlatabilirsiniz. Bunların yanı sıra bir şiirle de iyi başlangıç yapılabilir. Soru sorarak, dinleyici kitlesinde merak uyandırarak da başlanabilir. Tamamen tesadüfi bir giriş de olabilir. Aklınızda şöyle bir başlangıç yapayım diye bir şeyler kurgulamışsınızdır ama yolda giderken şahit olduğunuz bir hadise sizin kurguladığınızdan daha güçlü olabilir. Tabii konuyla alakalıysa, direkt böyle bir giriş de fevkalade yerinde ve makul olacaktır. Merak, uyandırarak yapılan girişler de çok mühim yöntemlerden biridir. Merak; eğitim bilimlerinde sıkça kullanılan eşik seviyesini artırma, genel uyarılmışlık düzeyini yükseltme faaliyetidir.

Konuşma yapacağınız konuyla alakalı tek ve en vurucu kelimeyi seçip; bu ne demektir, diye sorarak herkesi düşündüren ve adeta kilitleyen bir başlangıç çoğu defa hatiplerin tercihi olur.

Berrak bir iz

Her zaman için söyleyecek bir şeyleri olan insanlara bu yöntemler hep açıktır. Yeter ki bir derdiniz, söyleyecek sözünüz olsun. Aksi halde dertsiz, sözsüz bir insanı dinleyen bulunmaz. Belki zoraki dinleyiciler olabilir, o da tesir bırakmaz.

Saf, temiz ve pak bir zihinle düşüncelerinizi belirli sıra ile şekillendirin. Her zaman berrak ve anlaşılır üslupla aktarmaya çalışın. Gerçekten iyi bir iz bırakmak istiyorsanız da mutlaka canlı olun, hareketli olun, samimi olun.


BU SAYIYI SATIN AL E-DERGİYİ SATIN AL

(Toplam 65 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.