Aile ÖzelEğitim

Konuşmaya Başlamadan İki Kere Düşünün

Anne (kızarak): Aaa!.. Duymayacağım bir daha öyle bir kelime senden! Ne kadar ayıp! Bak bir daha söylersen Allah seni yakar!
Çocuk: Anne Allah kim?
Anne: Allah’ı biz göremeyiz ama o bizim yaptığımız her şeyi görür ve annesini üzen çocuklara kızar.
Çocuk: !!??

Ve anne bulaşık makinesine bulaşıkları dizmeye devam eder. Ceren ise soru işaretleri arasında kaybolur.

“Allah kim acaba, söylediğim kelime neden kötü? Hem o kelimeyi bana Ahmet söylemişti. O zaman Allah onu da yakar. Annem söylemedi gidip Ahmet’e sorayım o bilir…”

Evden koşarak çıkan Ceren dışarıda oynayan Ahmet’in yanına gelerek Allah’ın onları yakacağını söyler. Zincir böyle devam eder gider.

Çocuklar yaşlarına göre dünyaya farklı pencerelerden bakarlar. Baktıkları pencereden bazen sizin göstermek istediklerinizi göremezler, bazen de görmediklerinizi görürler.

Somut öğrenme döneminde olan 5 yaşındaki bir çocuğun penceresinden soyut kavramlar gözükmez. Bu nedenle bu yaşlardaki bir çocuğa, somut (müşahhas) ve soyut (mücerret) mevzularda konuşurken, kelimeleri dikkatli seçmek gerekir. Hassas bir noktada bulunan genç dimağlarda bir şeyler inşa ederken son derece hassas olmak gerekir.

Hassasiyet gerektiren en önemli konulardan birisi de Allah inancıdır. Soyut öğrenme sürecine girmemiş bir çocuğa, Hazreti Allah müşahhas misallerle anlatılamayacağı için aileler en fazla hatayı da bu noktada yapmaktadır. Anne-babaların geneli bu kavramları direk olarak değil de dolaylı yollarla çocuklara aktarırlar. Yukarıda geçen konuşmanın sonuçlarını gelin beraber inceleyelim.

Meselenin Analizi

Asıl mevzu çocuğun hoş olmayan bir kelime sarf etmiş olması iken anne meseleyi çok farklı bir yöne kaydırarak çocuğun kafasını daha çok karıştırır. 5 yaşındaki bir çocuk için somut şeyler daha önemlidir ve çocuk göremediği, duyamadığı ya da kokusunu alamadığı varlıkların olabileceğini idrak edemez.

Anne bunu düşünmeden konuşma arasına Allah’ı ve onun yakmasını dolayısıyla ikinci bir mücerret mevzuu, cehennemi dâhil etmiştir. Amacı güya çocuğun söylediğinin hoş olmadığını anlatmaktır. Ancak çocuk dünyaya annenin baktığı pencereden bakmamaktadır.

Çocuk müşahhas misalleri anlayamadığı için annenin söylediği kelimeye odaklanmıştır. Ve sonra da somut-soyut kavramlar arasında kafasına takılan sorular içerisinde boğulmuştur. Annenin düzeltmeyi düşündüğü gerçek problem de ortada kalmıştır.

Çözüm Yolları

Aslında problemin en kolay çözümü; çocukların yaş aralıklarını da dikkate alarak, onlara yaptıklarının karşılığında mantıklı ve kısa açıklamalarda bulunmaktır. Soyut misalleri öğretirken karşımıza ilk önce dini mevzular çıkacaktır. O yüzden önceliğimizi bu noktaya vermek daha akıllıca olur.

Çocuklarımız kendi başlarına hareket etmeye başladıklarında yerler, içerler ve oynarlar. Hemen sonra ise bir şeylere inanmak isterler. İnanç, insanlarda yemek, içmek gibi başta gelen ihtiyaçlardan birisidir. Çocuk temiz, günahsız ve saftır. Çocukta, değerler ve inanç sistemini iyi olsun kötü olsun ilk önce aile kurar.

Soyut kavramlar ile alakalı çocuğun karşısına çıkan önemli konulardan biri Allah inancıdır. Çocuğun Allah’a olan inancının iyi olup diğer basamaklara sağlıklı devam edebilmesi için ailenin bu mevzuu anlatmada tatminkâr olması gerekir. Sadece yakan ve cezalandıran olarak anlatmak yerine, Allah’ı koruyan, adalet sahibi olan, her şeyi gören, her şeyi bilen ve gücü her şeye yeten olduğunu çocuğa hissettirmek daha sağlıklı bir yol olacaktır.

Çocuğunuza eğer Allah’ı anlatmak istiyorsanız O’nu sevdirmeniz gerekir. Eğitim ve öğretimin temelinin sevgi oluşturur. O yüzden çocuğa tebessümle bir yetişkini bilgilendiriyormuş gibi anlatmak, olayların gidişatının sizin kontrolünüzde gelişmesini sağlayacaktır.

Ben yapıyorum ama sizin söylediğiniz gibi olmuyor diyenler elbette çıkacaktır. Ama şunu da düşünmeleri gerekir; “Çocuğunuzla miniminicikken bile konuşuyor muydunuz, ona her zaman mantıklı açıklamalar yapıyor muydunuz, en önemlisi küçük olsa bile onu ciddiye alıyor muydunuz? ”

Bu soruların cevabı eğer olumsuzsa, öncelikle bu noktaları telafi etmeniz ve sonra meseleyi çözümlemeniz gerekecektir. Nasıl ki yaptığınız bir şeyin yanlış olduğuna karar verip onu düzeltmek belirli bir süreci gerektiriyorsa, davranışları değiştirmek de böyledir. Söz konusu çocuklarsa bunu halletmeniz daha fazla zamanınıza, daha dikkatli kelime seçmenize ve daha çok emeğinize mâl olabilir. Onlarda zaten bunu hak ederler.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı