İnsanKişisel Gelişim

Kötü Pikselleri Neden Temizlemelisiniz?

Göz önündekiler neden her zaman temiz tutulmalı?

Yapmak zor, düşünmek kolay olmalıydı. Ama maalesef,  “Düşünmek zor, yapmak kolaydı.” Özellikle gençlerin çok düşünmeden hemen harekete geçmeye meyilli oldukları biliniyor.

Yiyecek ekmek, yatacak yer olduktan sonra gerisini düşünmeyen insanlar; ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut düşünme derin derin, felsefesi ile hareket edenler, en kötü karar kararsızlıktan iyidir diyenler…

İnsan, aklına gelen kolay örnekle düşünüp harekete geçen bir canlıdır. Akşam bir saatlik boşluğu mu var, yakınında TV var ise onunla doldurur, kütüphanesi var ise kitapla meşgul olur. Hafta sonu programını nasıl geçireceğini mi düşünüyor? İlk aklına gelen 2-3 kişi ile programını yapıverir, gerisini düşünmez. Bir günlük program için uzun uzun düşünen kaç kişi vardır ki?  Bu yüzden insan aklındakini, çevresindekini sürekli temiz şeylerden kurgulamalı, yakın dostlarını da güzel insanlardan tutmalı.

El altındaki daha hızlı geliyor

Bir şey çok tekrarlandığında beynimizin onu çağırması kolaylaşıyor. Medyanın metaforlarına fazla maruz kalanlar, bir din görevlisi gördüğünde stres hormonları çalışıyorsa, bol bol Yeşilçam filmi izlemiştir. Ölüm hakkında sorulara, ölümünün UFO’dan olacağını söyleyen insanlar komik gelebilir. Hollywood yapımı filmlerin etkisine maruz kaldı ise alakasız da olsa, beyin UFO’yu çağırıveriyor.

Beynin çok düşünmeden el altındakileri nasıl daha hızlı çağırdığını görmek istiyorsanız, şöyle bir kelime oyunu var. İki kişiden biri bir kelime söylüyor, diğeri kelimenin başındaki harfe göre ikinci kelimeyi söylüyor. Aynı kelimeyi tekrarlamadan sonuna kadar devam ediyorlar. Kelimeler bitince bu sefer, sonundaki harfe göre kelime bulup oyunu devam ettiriyorlar. Çoğu insan, ikinci oyunda birinciye göre daha fazla kelime buluyor. Deneyin, siz de göreceksiniz. Öyleyse siz de çok tekrarladıklarınıza dikkat etmelisiniz.

İnsan neden kolay manipüle edilebilir?

Katılımcılara bir araba kazası görüntüsü izletildi, bir görgü tanığıymış gibi olayı anlatmaları istendi.

Çarpışmayı izleyenler iki gruba ayrıldı. Gruplara “fiiller” değiştirilerek aynı sorular soruldu. Örneğin bir gruba, “Parçalanma sırasındaki hızları neydi?” sorusu sorulurken; diğer gruba, “Çarpışma sırasındaki hızları neydi?” sorusu soruldu. Sorular, içinde yönlendirme fiilleriyle sorulmuştu. Sizin de tahmin edeceğiniz gibi, “Parçalanmadaki hız” sorusuna, daha büyük rakamlar verildi.

Soruların soruluş biçimi katılımcıların anılarını ve sonuç olarak cevaplarını etkiliyordu. Deney sayesinde belleğin sorgulama teknikleriyle kolay manipüle edilebileceği anlaşıldı.

İnsan neyi daha iyi hayal edebiliyorsa onu düşünür. Sorularda hangi yöne doğru hayal kurabileceğinizin ipucunu verir. Hiç düşünmeden akıl, o yöne doğru koşar gider.

İnsan, aklına gelen kolay örnekler üzerinden yola çıkarak dünyasını kurgular. “Dünya görüşü” denen şey, kolay misaller etrafında şekillenir. Kafasında doğru şeyler var ise doğru düşünür, yanlış risk haritaları yerleştirilmiş ise onu takip eder.

Gizli ilimlerinin sırrı ne imiş?

İskender’in komutanlık yıllarının başıdır. Şehirlerden birini yeni eline geçirdiği sırada, ilm-i irafeti ile bilinen bir kadından bahsederler. İlm-i irafet, aralarında bir alaka ya da gizli benzerlik olan hadiselerden yola çıkarak, başka hadiseler hakkında çıkarımda bulunmaktır. Bu kadın, kaftanlık bez dokuduğu halde, bir kişiye baktığında onunla ilgili kabul gören şeyler söylüyormuş. İskender’i görünce, pek yakında dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar ülkelerin hâkimi olacaksın, sende dünyaları fethedecek şeyler görüyorum, türünden şeyler söylemiş. Tabi İskender’den hediyesini de kapmış.

Az zaman sonra, nasıl oldu ise bu sefer de o ülkenin padişahı gelmiş. Kadın bu sefer ona, devletin yakında son bulacak, sen de padişahlığı kaybedeceksin, gibi şeyler söylemiş. Tabii padişah bu sözlere karşı gazaba gelmiş. “İskender’e bunca methiyeler düzerken bana söylediğine bak. Bunları nereden çıkardığını söylemezsen cezalardan ceza beğen.” demiş. Pabuç pahalı olunca kadın, doğruları söylemek zorunda kalmış. Peki, ne derse beğenirsiniz?

“İskender geldiğinde ben dokuyacağım beze yeni başlamış, enini boyunu tasarlıyordum. Sen geldiğinde ise bezimi dokuyup bitirmiş, tezgâhımı topluyordum. Ona, devlet kuracaksın, sana da devletin yıkılacak dedim.” demiş.

Meğer kadının gizli ilmi falan yokmuş. Kadın, önündeki işe bakarak, yaptığı iş ile gelen kişi arasında bir bağlantı kurar ve bazı varsayımlarda bulunurmuş.

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı