KapakRöportaj

Kötü Yazar Yoktur; Eserine Çalışmamış Yazar Vardır!

Yazarlık, yayıncılık ve editörlük konularında 15 yıllık yayın editörü Kadir Yılmaz ile söyleşi yaptık. Ötüken Yayınları’ndan Kadir Bey’in konu hakkında görüşleri…

[Röportaj: Ercan Erdoğan]

Hangi tür kitapları yayınlamayı tercih ediyorsunuz?

Türlerine göre eserlerde kıstaslarımız var. Akademik bir çalışma ise kullanılan kaynakların orijinalliğine dikkat ederiz. Edebi bir eserse ele aldığı mevzûyu nasıl işlediğine yani üslubuna dikkat ederiz. Ve bu üslubu kitap boyunca sürdürüp sürdüremediğine, kendi üslubu içerisinde bir tutarlılık arz edip etmediğine dikkat ederiz. Doğrudan doğruya mesaj içerikli metinler yayınlamak yerine karakterin o mesajı kendi hayatıyla veriyor olmasına dikkat ederiz.

Yazarlarınızı yönlendiriyor musunuz?

Türkiye’de yayınevlerinin yazarı yönlendirmesi çoğu zaman mümkün olmuyor. Çünkü siz yazarın kitabını çok beğenmiş olabilirsiniz, yazarın yine aynı kuvveti taşıyan eserler yazmasını tavsiye ve talep edebilirsiniz. Ama yazarın da bu isteği geri çevirme hakkı vakidir.

Beğenmeyip yayınlamadığınız kitaplar…

Bu mevzu aslında yazarın, eseri üzerinde ne kadar çalıştığı ile ilgilidir. Eğer siz bir eser üzerinde yeteri kadar çalışmamışsanız, çalakalem bir şekilde bunu bitirdiğinizi farz edip sunuyorsanız orada çok ciddi problemler ortaya çıkacaktır. Kötü yazar, eseri yayınlanmayacak yazar yoktur, bunun yerine eserine çalışmamış yazar vardır.

Türk yazarların fazlaca yaptıkları hatalar?

Özellikle eserlerinde bize karakter sunmak yerine karakterleri anlatmayı tercih ederler.

Bu karakterler, okuyucu tarafından bir süre sonra unutulur. Çünkü karakter okuyucunun kafasında dönmemiştir, okuyucuya nüfuz etmemiştir. Anlatılan bir ders vardır sadece.

O ders de bir süre sonra insanlar tarafından kolaylıkla bir kenara bırakılabilir. Kötü eser olarak nitelendirdiğimiz eserlerde, yan karakterler maalesef yeteri kadar işlenmiyor.
Günümüzde parası olan herkes, kitap çıkarabiliyor. Bu yüzden kalitesiz kitaplar çoğalıyor. Bu durumun okuyucuların okuma zevkini öldürebileceğini düşünüyor musunuz?

İster istemez nitelik ve kalite düşüyor.

Seviye düşmesinin önüne geçecek olanlar okuyucunun yanında yayınevleridir. Yayınevleri kitapları seçerken azami hassasiyet ve dikkati göstermelidirler. Çünkü bunlar en nihayetinde kendi envanterleri olacak, yayınevinin ismi ve logosuyla anılacak ve görüleceklerdir.

Başarılı kitapların arkasında yazarların kendi yetenekleri mi yoksa içerisinde bulundukları kültür ortamı mı etkili?

Öyle yazarlar var ki, yazdıkları kitapları yayıncıya sunmadan çevreleri, en yakın dostları ile fikir alışverişi yaparlar, onlara eserlerini okuturlar. Eleştirileri dikkate alıp çeşitli düzenlemeler yaparak belirli bir seviyeye çıkarırlar. Bir diğer yazar grubu daha vardır ki; eleştirilere açık değillerdir. Eserin doğrudan yayıncıya verilmesini ve yayıncının da bunu hemen basmasını talep ederler. Yayınevlerine ve editörlere bu noktada düşen büyük görevler vardır. Yazarları doğru yönlendirmede, onlara büyük iş düşüyor.

Yazarlar, yapılan eleştirileri kabul etmekte neden zorlanıyorlar?

Yazarlar, eserleri ile ilgili yapılan eleştirileri şahsî olarak algılıyorlar. Yani bir eser eleştirilirken siz sanki yazarın karakterini eleştiriyormuşsunuz, onun ahlakını eleştiriyormuşsunuz gibi bir intiba uyanıyor.

Dönüp baktığınızda beğenilen kitaplarınızı nasıl buluyorsunuz?

Yazarda ışık görülmüş ve yayınevi bu eseri ele almıştır. Düzeltilmesi istenmiş ve yayınevine gelen eser incelenip profesyonel okuyuculara okutulmuştur. Alınan görüşler doğrultusunda yazar, eseri üzerinde tekrar çalışmaya teşvik edilmiştir. Süreci tamamlayamadılarsa destek verilmiştir. Her ne kadar yazarın bağımsızlığını, özgürlüğünü kısıtlıyor, ona zorla bir şeyler yaptırılıyormuş gibi görülse de kimse durduk yere bir esere müdahale edip onun farklı olmasını istemez. Avrupa’da çoğu zaman bölümler baştan yazılıyor, akademik kitaplar alanları ile ilgili sunulabilecekleri en iyi formatta sunulmaya çalışılıyor. Maalesef Türkiye’de yazarlar daha o olgunluğa erişebilmiş değiller.

Günümüz yazarları ile eski yazarları karşılaştıracak olursak…

Eski yazarların reklamını eserin kalitesi ve seviyesi yapardı. Yeni eserlerin okunmasında internet, tv ve radyo gibi reklam kanallarının etkisi oldukça fazladır. Eğer yeni yazılmış bir eser iyi işlenmemiş olduğu halde, aynı oranda satılabiliyorsa burada işin içine başka parametreler giriyor demektir. Tabi insanların alışkanlıkları, okuma istekleri de bunu tetikliyor olabilir.

Yazarlar acısından önümüzdeki yılları nasıl görüyorsunuz?

Eserlerine iyi çalışan ve okunan, kabul gören iyi yazarlar mutlaka çıkacaktır. Kalitesi zamanın sınamasından geçtikten sonra ortaya çıkan eserler tarihe mal olacaktır. Bugün, yazı yazan bir çok yazar, kalitesi ispat ettikten sonra geleceğin büyük yazarı mertebesine ulaşacaktır.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı