Kubbeleri Fotoğraflarla Konuşturuyor

0

Kubbe fotoğrafçılığına yıllarını verdi, bu sahada Türkiye’nin tanınan bir ismi oldu. Nevi şahsına münhasır bir fotoğrafçı olan Cemil Şahin ile konuştuk.

Fotoğrafçılık deyince ilk anda akla haber, reklam, seyahat, su altı, yemek fotoğrafçılığı gibi çeşitler geliyor. Kubbe Fotoğrafçılığı ise pek meşhur olmasa da her köşesi kubbeli eserlerle dolu memleketimizde ayrı bir ehemmiyet taşıyor. Kubbe fotoğrafçılığının önde gelen ismi Cemil Şahin, asırları aşan kıymetli eserlerimizin bambaşka bir yönünü deklanşörüne basarak geleceğe taşıyor…

Kubbe Fotoğrafçısı Cemil Şahin Kimdir?

1969 yılında Ordu’ya bağlı Perşembe ilçesinin Çaytepe köyünde doğdum. Fotoğraf merakım ortaokul yıllarımda başladı. Lise ve askerlik yıllarımda bu merakım giderek arttı. Şimdi iki çocuk babasıyım ve hâlâ fotoğraf çekmeye, özellikle cami ve tarihi yapıları fotoğraflamaya devam ediyorum.

Fotoğrafçılığa merakınız ne zaman başladı?

Esas olarak ortaokulda başladı. Liseden sonra profesyonel fotoğrafçı olmaya karar verdim ve 4 ay boyunca fotoğrafçılık kursuna gittim. O zamanlar beni perçinleyen bir söz vardı. Fatih Sultan Mehmed’in bir sözü: “İmkânın sınırlarını görmek için imkânsızı görmek lazım.”

Tarihî mekân fotoğrafçılığına yönelmenizin sebebi neydi?

Tarih küçüklükten beri ilgi duyduğum bir alan olmuştur. Ecdat yadigarı eserlerin nasıl ve ne zaman yapıldığı, bize neyi hatırlattığı, neyi anlatmaya çalıştığı, gizli sırları. Sürekli bunları düşündüm ve işte bu noktadan sonra tarih beni içine çekti.

Kubbelerin fotoğrafçısı olarak da anılıyorsunuz. Bu unvanın verilmesinin sebepleri nedir?

Dört sene boyunca verilen emek en sonunda insanların dikkatini çekti. Böyle bir çalışma yapılmadığı için çektiklerimi ilginç buldular ve bana bu ismi verdiler.

Kubbe fotoğrafçılığı ile mekân fotoğrafçılığı arasında fark nedir?

Kubbe fotoğrafçılığı, diğer mekân fotoğrafçılığı ile karıştırılmamalıdır. Kubbe fotoğrafçılığı, insanlara tarihi yapıların farklı yönlerini anlatır ve nasıl bakılması gerektiğini öğretir.

Kubbenin tarihî gerçekleri ve sırları onu göreni bambaşka bir noktaya sürüklüyor.

Kubbeler dışında hangi tür tarihi eserleri fotoğraflıyorsunuz?

Kubbelerin yanında tarihi binalar, köşkler, hanlar, saraylar, köprüler fotoğraflıyorum. Çalışmalarımı daha çok yurt içinde yapıyorum. Aslında esas fotoğraflamak istediğim yerler Kâbe-i Muazzama, Mescid-i Aksa ve bunların yanında birçok Avrupa ülkesindeki tarihi yapılar.

O kadar çok fotoğraflanacak mekân var ki buna ne zaman ne de maddiyat yeter.

Kubbelerde fotoğraf çekiminin heyecanlı olduğu kadar tehlikeli tarafları da var mı?

Elbette. Unutamayacağım bir hadiseyi anlatayım. Darende’de Somuncu Baba Hazretlerinin türbesinin kubbesini çekerken çok zorlandım. Pencere küçüktü, üstten çekim yapmak için başka şansım da yoktu. Ama ne yapıp edip mutlaka çekmeliydim. Son aşamada tekrar bir deneme daha yaptım ve o an neredeyse makineyi elimden atacaktım, yoksa ben düşecektim. Ter içindeydim. O an bir şey oldu. Sanki bir güç beni tuttu. İçimden bir ses, “Haydi, Cemil, Ya Bismillah deyip yap çekimini.” dedi. Çekimi yaptıktan sonra oturup ağladım. Bu bence Somuncu Baba Hazretlerinin bir yardımıydı. Dönüş gününde tir tir titreyerek veda ziyareti yaptım, ağladım taç kapıya kadar.

Biraz da işin tekniğine inelim isterseniz. Bu derece başarılı çekimler yapmanızdaki sır nedir?

Fotoğrafta neyi, nasıl, ne zaman çekeceğinizi bilmeniz gerekir. Benim için önemli olan şey, bir yapının simetrisini ortaya koymak ve her karenin öncesinde 15 dakika hazırlık yaptıktan sonra teknik ve bilgimi iyi kullanıp ortaya iyi bir iş çıkarmak.

 

Fotoğrafta esas olan ışıktır, biz aslında ışığı fotoğraflıyoruz. İşte bu noktada doğru yer, doğru zaman ve doğru ışığı bilmeniz gerekiyor. Ancak bu şekilde güzel kareler yakalayabilirsiniz.

Amatör fotoğrafçılara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Her şeyin başı sevmek, hissetmek ve benimsemektir. Ezber ile sadece tekniğini uygulayarak bu işi yapamazsınız, yapsanız da başarılı olamazsınız. Öncelikle işinizi sevmek, sonra da sürekli çalışmanız ve yeni şeyler öğrenmeniz gerekir. Bugünün profesyonel fotoğrafçıları dünün acemileriydi.

Yeni başlayanlara tavsiyem, evvela bu işi sevsinler, sonra kendilerini geliştirmenin yollarını arasınlar, meşhur fotoğrafçıların karelerini incelesinler. Bu iş ancak sevmek ve istemekle olur.

 

(Toplam 828 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.