Gelenekten Geleceğe

Kurbanlıklar

Fotoğrafik Hafızamız

Her cana bir kurban kesilirdi. Kurban ayı Zilhicce yaklaşınca hane sahibi, kendisine, hanımına, evlatları ile gelin ve damadı gibi yakın akrabasına, merhum olan peder ve validesine, vefat etmiş zevce ve evlatlarına, konak dışındaki akrabalarına ve Rasulullah Efendimiz (s.a.v.) için de birer güçlü ve büyük koyun alırdı. Bu koyunlar üç-beş gün hanenin ahır bölümünün bahçesinde beslenirdi. Osmanlı’da insanların bir tarikat tekkesine merbutiyeti varsa, oraya da nezir adıyla gereği kadar koyun alınarak verirlerdi.

Kurbanlıklar güzelce yıkanır, tüyleri taranır, boynuzları zeytinyağıyla yağlanır, temiz otlar üstüne yatırılarak bayram gününe kadar beslenirdi. Mahdumu ya da kerimesi evlenecekse gelin ve damada bayramdan bir gün önce koç alınır, yıkanır, taranır, boynuzları sarı altın varaklarla süslenir, tüylerinin üç-beş yerine kurdele bağlanır, evlerine gönderilirdi. Vefat edenlere kesilecek koyunlar, boynuzlarına kurdele bağlanarak ayrılırdı.

Kurban başkasına taşıttırılsa bile incitmeden omuzlarda getirilirdi. Hayvanların gözünü bağlamak için beş-on parça astar hazırlanırdı. Arefe gününde bahçede bir çukur kazılır, kurbanlığın kanı hürmeten oraya akıtılırdı. Hane sahibi kurbanı bizzat keser veya hayvana eziyet etmekten endişe ediyorsa ehil kimselere vekâlet verirdi. Kurbanın hepsi evde alıkonmaz, civardaki medreselere, ihtiyaç sahiplerine, postları da talebeye verilirdi.

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı